güvenilir kaynak casibom giriş maritbet
SON DAKİKA
Hava Durumu

KARDEŞLİK HAFTASI VE KUTLU DOĞUM ETKİNLİKLERİNİN BENZEŞİMLERİ

Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:50
Yazının Güncellenme Tarihi: 18.12.2020 21:50

Kıymetli okurlarım, ülkemizde kutlanan haftalar sıralamasına baktığımızda 28 Nisan 4 Mayıs tarihleri arasındaki haftanın Kardeşlik Haftası olarak adlandırılıp değerlendirilmeye tahsis edilmiş olduğunu görmekteyiz. Ne tuhaftır ki kendisinden önceki kutlanacak olan haftanın adı da Kutlu doğum haftası’dır. Bilhassa Diyanet İşleri Başkanlığının nezaret ve denetiminde önemli etkinliklerle kutlanan değerlendirilen bu haftanın etkin konusu da Dinde Samimiyet şeklinde belirtilmiş ve izah edilmiştir. Dinde Samimiyet dediğimizde detaylı incelendiğinde sonuç olarak bizi kardeşliğe ulaştıracak usul ve uygulamaların gerçekleştirilmesinin esas olduğunu görmemiz mümkün olacaktır. Bu nedenle bir biri peşi sıra gelen bu iki haftanın bir biri ile yakından bağı olduğunu düşünmemiz gerektiği kanaatini taşımaktayım. Bunun sonucu olarak da dinsel açıdan samimiyete ulaşmış İslam bireylerin bu bireylerden oluşan İslam toplumlarının kardeşçe yaşamaya birbirlerini kardeş görmeye hazır hale gelmiş bireylerden oluştuğunu rahatlıkla söylememiz pekâlâ mümkündür. Nedir kardeşlik? Bence kardeşlik denince akla gelen şey bireylerin kendileri için istediği şeyi karşısındakiler içinde istemeye başladıkları ve bunu gerçekleştirmek için karşılıklı iş birliği içerisinde çalıştıkları bir ortak hayatın adıdır. Örnek vermek gerekirse Hasan kendinin sahip olduğu imkanların aynısını yanındaki sıhri veya kan bağı olmayan bir başka birey içinde isteyebiliyorsa ve ona temin etmek için çalışabiliyorsa işte onlar arasında oluşan durumun adı kardeşliktir. Bireylerin aynı hak ve görevleri yaptığı toplumlarda ve ortamlarda yan yana yaşamalarının adı kardeşliktir dersek bence yanlış söylemiş olmayız. Tarih boyunca gerek Türk toplumları gerek yabancı toplumlar gerek İslam dini mensupları gerek başka din mensupları bu durumu hep ideal olarak kabul etmişler ve bu ideale varmak için pek çok çalışma ve faaliyet gerçekleştirmişlerdir. Özellikle semavi dinler dediğimiz kitaplı dinler dediğimiz dinler bu konuda mensupları en fazla faaliyet gösteren oluşumlar olmuşlardır. Gerek Yahudilerin peygamberi Musa, gerek Hıristiyanların peygamberi İsa, gerekse bir başka Yahudi peygamberi olan Davut, orta doğu dinleri açısında önemli bir yeri olan Hz. İbrahim hep bu alanda çaba göstermiş önemli peygamberler olmuşlardır. Zamanları çerçevesinde bu konuda bir şeyler yapmayı başarmışlarsa da yapıkları çalışmalar son peygamber olan bizim peygamberimizin yaptıkları ve başarıları yanında ufak çaplı başarıları sayılabilecek çalışmalar olmuşlardır. Peygamberimiz Hz. Muhammed kutlu doğum haftası denilen doğumunu müteakip görülen yaşantısı uyarınca peygamberliğini ilan edip İslamiyet’i tebliğe başlayınca getirdiği bu yeni dinle yeryüzünde insanlığın ideali olan gerçek kardeşliğin temellerini atan ilk insan ilk peygamber olarak ortaya çıkmıştır. Onun tanrıdan bizlere getirdiği Kuran’ı Kerim ve kendi izahları olan hadisleri hep insanları bu ideal kardeşlik uğruna hazırlamaya yönelik olmuş gerçek İslam bireyler ve toplumlar tarih içerisinde hem kendi aralarında hem diğer toplumlarla aralarında kardeşçe ilişkilerle yaşamayı sürdürerek ideal kardeşliği gerçekleştirebilmişlerdir. Bu dinsel açıdan çalışmaların hazırlamaların ürünü kardeşliğin yanında birde aynı ırka mensup olmanın aynı kültürü paylaşmanın aynı vatan ve dili tarihi paylaşmanın getirdiği ülke ve ulus kardeşliği kavramı da mevcuttur ki bu kardeşlikte en az dinlerin getirdiği ve oluşturduğu kardeşlik kadar etkili ve geçerli bir kardeşlik yaratabilmiştir. Bu tür kardeşlikler konusunda biz Türklerin bir biri ile olan durumu bunun en güzel örneği olarak değerlendirilebilir. Dinlerin yarattığı kardeşliğin adı din kardeşliği, ırk kültür dil birliğinin yarattığı kardeşliğin adı kan kardeşliği aynı ülkeyi paylaşmanın yarattığı kardeşliğin adı vatandaşlık yani ülke kardeşliği olarak belirtilebilecek bir durumdur. Ülkemizin kurucusu Mustafa Kemal’in yarattığı ulusal kardeşliğimizin temelinde bu kardeşliklerin hepsi mevcut olup bizi millet yapan unsur bu kardeşlik unsurlarıdır. Düşüncesini taşımaktayım. Ancak ne var ki yetmişli yıllara kadar hatta seksen küsurlu yıllara kadar ülkemiz dâhilinde bizlere “ne mutlu Türk’üm diyene”  sloganını göğsümüzü gere gere söyleyerek dolaştıran bu kardeşlikler bugün artık bozulmuş veya değerini yitirmiş gözükmektedirler. Bugün için artık ülkemizde çıkar kardeşliği yani menfaat kardeşliği ön plana geçmiş gözükmektedir. Yandaşlık adını verebileceğimiz bu kardeşlik şekli aslında istenmeyen bir sonuç olsa da ne yazık ki bugün ülkemizde bu zihniyet hâkimdir. Hatta yöneticilerimiz bu zihniyeti hâkim kılabilmek için bitaraf olan bertaraf olur uyarısıyla vatandaşımızı bu yeni kardeşliğin parçası olma yönünde teşvik etmeyi tercih eder görüntüler vermektedirler. Ama şurası bir gerçektir ki gerek ülkemizde gerek yeryüzünde olması gereken kardeşlik insanın kendisi için istemediğini başkası içinde istememesi kendisinde olan imkanları başkasıyla paylaşmayı bilmesi uygulamalarını gerçekleştirerek yaşaması şeklindeki kardeşliktir. Umarım bizler bu haftayı nirengi noktası kabul ederek ülkemizde bu tür kardeşliğin temellerini atmayı başarır kardeşçe yaşamayı gerçekleştirmenin yollarını buluruz. Bu söylediğim durum her ne kadar zor olsa da imkansız değildir kanaatindeyim. Ülkemizde insanlarımızın kardeşçe yan yana yaşayabilmesi için öncelikle iktidar ve muhalefet yöneticilerinin kardeşçe yaşamanın kararını vermelerini kendi aralarında birbirlerine kardeşçe bakmaya yönelmeleri şarttır. Bunu yapmalılardır ki çeşitli yollarla kendilerine bağladıkları ülkem insanı onları örnek alarak bir birine aynı gözlerle aynı anlayışla bakabilsinler ve kardeşçe yaşayabilsinler eğer yöneticilerimiz bunu yapmıyorsa yapamıyorsa ülkemiz insanının kendi arasında kardeşliği tesis edip kardeşçe yaşamayı başarması hakikatten oldukça zordur. Hakikatten imkânsızdır. Bunun sonucu olarak her iki taraf arasında sen ben kavgaları artarak çoğalacak bu kavgalar tartışmalara tartışmalar büyük kavgalar savaşlara dönüşebilecek kan dökülmesi kaçınılmaz olabilecektir onun içindir ki ülkemiz siyasilerine ve yöneticilerine özellikle seslenmek istiyorum makamlarınızı korumak için yahut yeni makamlar elde etmek için çeşitli yollarla kendilerinize bağladığınız ülkem insanını germeyiniz, bölmeyiniz, onları birbirine çarpıştırarak zaman kazanmayı bir yol olarak kabul etmeyiniz bu usullerle belki siz zaman kazanacak kısa bir süre daha mevkinizi koruyabilecek yahut yeni bir makam elde edebileceksiniz ama ülkem insanı mutlaka birlik beraberliğini kardeşliğini bir daha elde edememek üzere kesin olarak kaybedecektir. Milletimize ülkemiz insanına bu kötülüğü yapmayınız. Milletime sesleniyorum içinde bulunduğumuz kardeşlik haftasının farkına varıp anlamını ve mahiyetini iyi değerlendirerek birbirinizle aranızda sorunlar yaratacak kavgalar çekişmeler savaşlar çıkarabilecek kardeşliğinizi bozabilecek gruplaşmalardan mutlaka uzaklaşınız. Hele hele takım tutar gibi siyasal parti desteklemelerinden onlar uğruna aranızdaki kardeşliği bozmaktan çekişmelere ve kavgalara başlamaktan mutlaka uzaklaşmanız şarttır. Umarım kutlu doğum haftasının kendisine konu seçtiği dindeki samimiyet konusunun istediği ve irdelediği özellikte samimiyette kardeşliklerin yaşandığı bir toplum bir ülke olmayı başarırız. Böyle kardeşlik içerisindeki bir millet olarak “Ne Mutlu Türk’üm diyene “ diyerek hem birlik ve beraberliğimizi hem kardeşliğimizi dünya kamuoyuna bilhassa bizi bölerek parçalamak suretiyle kendilerine menfaat temin etmek isteyen iç ve dış düşmanların yüzüne bunu haykırmayı başarır onlara amaçlarının hiçbir zaman gerçekleşemeyeceğini göstermiş oluruz.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.