güvenilir kaynak casibom giriş maritbet
SON DAKİKA
Hava Durumu

KABACA DİNLER TARİHİ İÇERİSİNDE ŞEYTAN KÜLTÜ-7

Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:50
Yazının Güncellenme Tarihi: 18.12.2020 21:50

Âdem’i ve Âdem’in neslinden gelenleri azdırabildiği kadarıyla yanan yüreğine su serpebilecekti.

Yaradılışında şeytanın Allaha asi olmasına neden olan Âdem’in şeytanla iyi bitmemişti. Şeytan cennetteki Âdemle uğraşısını bırakmamıştı. Melekler Âdem’in cennetten çıkışıyla bitecek bir çaba şeytan tarafından hazırlanmaktaydı.

Yine aynı kitap aşağı yukarı her üç dinde de yaklaşık aynı şekilde kabul edilen olayı şöyle dile getirmektedir.

“ Yüce Mevla Hazreti Âdem’i tek başına bırakmamak için ona bir zevce ihsan etti. Havva adı verilen bu hanım Hazreti Âdem’den yaratılmış. Bir rivayete Âdem’in kaburga kemiğinden alınmıştı.(2)*

Yalnızlıktan usanan gönlü onunla huzur bulacaktı sükûnete kavuşacaktı. Tanrı başka bir ikramını Âdem’e öyle vah yedecekti:

Ey Âdem sen hanımınla cennete yerleş! Her nimetten bol bol yeyin. Yalnız şu ağaca yaklaşmayın şayet yaklaşırsanız kendinize yazık edenlerden olursunuz(3)*

(1)*Araf suresi 7/18

(2)*Nisa suresi 3/18

(3)* Bakara suresi 4/1, Kurtubi 1/30/

Daha sonra büyük düşman bir daha tanıtıldı: “Ey Âdem işte bu İblis sana ve hanımına düşmandır. Sakın ola ki sizi cennetten çıkarmasın. Yoksa bedbaht olusun orada sana acıkmamak ve çıplak kalmamak nimeti vardır ve sen orada susamazsın güneş altında kalmazsın(1)*

Yaratılmadan evvel düşmanlığını başlatan ve son insana kadar devam ettirecek olan bu düşman hakkında bu uyarılar yeterli miydi? Bu düşmanlık daha nasıl anlatılırdı? Aslında Hazreti Adem’in gözlerinin önünde cereyan eden secde etmeme olayı ve ardından Allah Teala’nın huzurunda yemin etmesi evet düşman en açık şekilde kendini tanıtmış ayrıca Allah Teala tenbih üzerinde tenbih ile onun getireceği zararı anlatmıştı.

Hazreti Adem ve  hanımı Havva için cennette mutlu bir hayat başlamıştı. Her bakımdan hoş her yönüyle mükemmel bir yaşayışın içindeydiler.

Cennet nimet yeriydi ibadet yeri değildi. Bu sebeple onlar hiçbir ibadetle mükellef tutulmadılar. Ancak ibadetin bulunmaması itaat etmeğe engel değildi. Verilen emirler yapılan uyarılar tutulmadığı taktirde hoşa gitmeyen sonuçlarla karşılaşma imkanı vardı. Buna göre; İblis daima düşman olarak bilinecek ve onun tuzağına düşmemeğe gayret edilecekti.

Cenab-ı Mevla’nın özel olarak tayin ettiği ağaca yaklaşmamak icap ediyordu. Kendilerinden beklenen sadece bu iki konuda itaatti.

Bir gün Hazreti Âdem ve Havva İblis’le karşılaşı verdiler. Samimi bir görünüşü vardı. Kendilerine adeta acıyarak bakıyordu. İlerdeki bir ağacı gösterdi:

Neden bu ağacın meyvesinden yemiyorsunuz? Dedi.

Allah bu ağacın meyvesinden yemeyi yasak etmiştir. Hatta bu ağaca yaklaşmamız bile yasaktır.

Ama ağaç pek güzel meyvesi de cennette eşi bulunmayacak derecede lezzetlidir. Hiç kimse bu ağaçtan güzelini görmemiş hiç kimse bunun meyvesinden daha tatlısını yememiştir. Sizin de bundan daha tatlısını yiyeceğinizi tatmin etmem

Önemli değil biz burada cennetin bütün nimetlerinden istifade ediyoruz. Dilediğimiz her şeyden dilediğimiz kadar faydalanma hakkımız var.

Peki bu ağacın yanına yaklaşmak size neden yasak edildi bunu biliyor musunuz?

Hayır bilmiyoruz

Rabbimiz size bu ağaçtan yemeyi iki melek olmanızı yahut ebedi hayatı elde etmenizi istemediği için yasak etmiştir.(1)

Yani bu ağacın meyvesinden yiyen melek mi olacak?

Evet yahut ebedi hayatı elde edecek. Sizin anlayacağınız ölümsüzlüğün sırrı bu ağacın meyvesindedir.

Doğrumu söylüyorsun bizi kandırmış olmayasın

Allah adına yemin ederim ki ben sizin hakkınızda hayırlı ve iyi olanı dilemekteyim(2)*

(1)* Araf suresi 7/20

(2)* Araf suresi 7/21

Daha sonra şeytan içini çekti

Acıyorum sizlere dedi iki günlük ömrünüz bir gün sona erecek ölüp gideceksiniz Cennetin bunca nimeti yine böyle kalacak. Hâlbuki Allah Teâlâ’nın cennetinden ölümsüz bir hayatla yeseniz içseniz ne eksilir? Ben sizin yerinizde olsam böyle bir nimetten istifade ederim. Hem bir kere yemekten ne çıkar Allah sana bütün melekleri secde ettirecek derecede ikram etti ise bir meyvenin yenmesinden dolayı darılacak değil ki?

Konuşmasının esas çerçevesi budur. Bu konuşma ne kadar uzadı İblis ne kadar ısrar etti. Hazreti Âdem ve Havva ne kadar dayandı bu konuda söyleyecek söz verecek bilgi yok. Ancak İblis’in “gelin şu meyveden yiyelim “ demesiyle yenilmediği belli belli ki İblis Kur’an da  da anlatıldığı gibi yemin ede ede  onları yatıştırmış oluyordu.

İblis tarafından yapılan ısrarların yanında ağacın son derece güzel meyvesinin de tarif edilmeyecek derecede hoş olan görünümü karşısında ilk adım Havva tarafından atıldı.

Evvela ben yiyeyim. Şayet bana bir şey olursa sen kurtulursun dedi. (28/a Kurtubi I/307)

Kendine göre akıllıca bir karar vermişti. Bu işin sonu melek olmağa dayanıyorsa yahut ebedi hayatın kapısından içeri girilecekse onun karşılığında elbet bazı külfetlere katlanmak lazımdı.

Havva bu ve benzeri düşünceler altında İblis’in koparıp uzattığı meyveyi yedi. Çok tatlıydı kocasının bu nimetten mahrum kalmasına gönlünü bir türlü razı edemeyecekti. Hem ortada değişen hiçbir şey yoktu. Kopardığı diğer bir meyveyi Hazreti Âdem’e uzattı:

Ye dedi. Çünkü ben yedim gördüğün gibi hiçbir şey olmadı. Sen de tasdik edeceksin ki hiç böylesini yemedin.

Havva’nın bu sözü söylemesine hiç gerek yoktu. Göz görüyordu yediği meyvenin tadı sanki gözlerinden fışkırmıştı. Bu arada İblis’in samimi görünüşü de görülmeye değerdi. Sanki ölmek üzere bulunan iki biçareyi kurtarıyor onlara yeniden hayat veriyordu iyi ki böyle bir hayır yapmış derde derman olmuştu.

Siz burada kırk yıl dursanız yine bu ağaca yaklaşmazdınız. Bakın kendinizi nasıl zinde nasıl hafif hissedeceksiniz. Artık bundan böyle sizin için ölüm yok. Havva şimdiden ölümsüzlüğe adımını atmış bulunuyor diyordu.

Nihayet Hazreti Âdem de Havva’nın uzattığı meyveyi aldı. Bir tek adımlık mesafe kalmamıştı. O da eşinin tattığı tadı hissedecek cennet  nimetleri içinde en tatlı olanını yiyecek melek olmanın iksiriyle yahut ebedi hayatın esrarıyla yoğrulmuş olan nu meyve ile ölümsüzlük kervanına katılacaktı. Bu meyve onlara kim bilir nice bilmedikleri kapıları açacak nice âlemlerin sırrı onlara açılacaktı.

Hazreti Âdem insanlığın kaderini tayin eden adımını attı. Meyveyi ağzına aldı ve çiğnedi Allah’ım bu ne tad bu ne lezzet bu ne mükemmel koku bu ne doyulmaz nimet…

Mest olmuş kendinden geçmiş gibiydi. Hanımı Havva onun gözlerinin içine bakıyor beraberce elde ettikleri mutluluğu onun gözlerinden okumak istiyordu. Tam bu sırada kulaklarını bir kahkaha çınlattı. Alabildiğine soğuk intikam ve kin dolu bir kahkaha idi. Neye uğradıklarını bilemeden baktılar. İblis neşe içinde takla atıyordu. Biraz evvelki samimi görünüş kalmamış melunca bakışlarıyla kandırdığı insanlara bakmaya başlamıştı kazandığı büyük zaferi lanet havası kokan kahkahalarıyla kutlarken Hazret-i Âdem ve Havva’ya “bakın şu halinizi beğenmiyor musunuz?” der gibi işaret ediyordu.

Baktılar birbirlerini gördüler. Kıpkırmızı kesildiler çünkü üzerlerindeki cennet elbiseleri gitmiş çırılçıplak kalmışlardı. Utançtan çatlayacak gibiydiler hemen ağaç yapraklarına sarındılar. Kopardıkları yapraklarla edep yerlerini örtme çabasına düştüler. Bu arada Cenab-ı hakkın kitabı da kendilerine ulaştı.

Ben size bu ağaca yaklaşmayın demedim mi? (1)*

Demedin deseydin bu meluna aldanmazdık tedbirli davranırdık. Diyemezlerdi demediler. Kendilerini mazur gösterecek hiçbir mazeret yoktur. Daha dün Allahın huzurundan tepesinden lanet yağmak üzere kovulan İblis bu değimli? Allahın huzurunda bunca meleğim ve özellikle! Hazret-i Âdem’in şahitliği ile üstelik yemin ede ede kullarını azdıracağını söyleyen İblis bundan başkası değil ki.

İnsan tabiatı insanların ilk baba ve annesinde de en âşık şekliyle ortaya çıkmıştı. Onlar da yasak edilenin üzerine gitmiş yapmaması sıkı sıkıya tembih edileni yapmışlardı.

İnsan olan bu özellik onların başına da felaketler yağdırmıştı. Eni gökler ve yer kadar olduğunu Kuran’da açıklanan cennet,uçağı bucağı olmayan genişliğiyle onlara tahsis edilmişti.(2)*

Peygamberlerin en büyüğü efendimiz cennete en son olarak görene dünyanın on misli genişlikle yer verileceğim anlatılmıştı.(3)*

•       Araf suresi 7/22

•       * Al-i İmran suresi 3/133

•       * Muhammed İsmail el- buhari, el camius-Sabih, İstanbul/ 1315

Hazreti Muhammed’in yukarıda belirtilen beyanı esas alındığında, cennetin genişliği ve sonsuzluğu hayal edemeyecek derecededir diyebilirsiniz

Bu sonsuzlukta isteğince yaşamak Hazreti Âdem’e yetmeyecek, hırsının kurbanı olarak şeytana yenilecek ve tanrıya asi olacaktır.

Yukarıda belirttiğimiz bir hikaye olan şeytanın Âdem’in ağzından girip vücudundun bitiminden çıkması olayını hatırlayan bazı rivayetler şeytan bu giriş ile Âdemde hırs duygusunu bırakmıştı derler. Onu yanılgıya ulaştıran bu hırstı derler.

Gerçi bu yanılgılarda düşüşte, eşi Havva’nın payı anlatılanlara göre büyüktür. Ama şeytan – Âdem (insanlık)mücadelesi şekline dönüşe de sürecek olan bu iyilik –kötülük mücadelelerin de esas olan Âdem’dir. Tanrı katında esas tutulan Âdem olmalıdır ki yasak meyveyi Âdem yemeden önce Havva yemsine rağmen bir değişiklik olmamıştır. Aynı meyveyi Âdem yeyince isyan subut bulmuş ve cennetten çıkarılma olayı gerçekleşmiştir.

 

Şeytan karşısında yanılan yenilen Âdem kendi soyu(insanlık) ile şeytan arasındaki mücadeleyi başlatmıştır. Bu olayla şeytan – insan arasındaki ilk mücadeleyi şeytan kazanmış Âdem dolayısıyla insanlık yenilmiştir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.