güvenilir kaynak casibom giriş maritbet
SON DAKİKA
Hava Durumu

İslamiyeti Yanlış Tanıtma ve Tanımanın İslamiyet’te Yarattığı Bozukluklar

Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:50
Yazının Güncellenme Tarihi: 18.12.2020 21:50

Değerli okurlarım,

Bugün ülkemizde ve İslam toplumlarında görülen ferdi veya toplumsal bazı bozuk anlayış ve davranışlara ve bunların yarattığı olaylara baktığımızda ana sebep olarak İslam dininin yanlış tanıtılmasının ve yanlış tanınmasının en ön sıralarda geldiğini söyleyebiliriz düşüncesindeyim. Çünkü İslam’ı tam manasıyla bilen ve kavrayan İslam’ım diyen bireylerin yapmaması gereken pek çok icraatı birey veya toplum olarak gerçekleştirmekte mahsur görmemekteyiz. Son senelerde Avrupa’da Danimarka, Fransa gibi ülkelerde dinimizin peygamberi Hz. Muhammed’in söz konusu edildiği karikatürlere tepki gösterdiğimizi ve bunların yayınlandığı yayın organlarına cephe alıp onları hedef alan protesto ve tepkiler gerçekleştirdiğimizi hepimiz biliyoruz. Sadece ülkemiz insanları değil pek çok Müslüman ülke vatandaşının oluşturduğu kitlelerde pek çok Müslüman ülke vatandaşları da aynı tepkileri gösterip gerek Avrupa ülkelerinde özellikle karikatürlerin yayınlandığı veya yayınlanmaya çalışıldığı ülkelerde protestolar, mitingler gerçekleştirilmektedir. Bütün bunların sebebi biz İslamların Hz. Muhammed’e sevgisi ve saygısından ileri geldiği kaynaklandığı şüphesizdir. Ancak şunu da belirtmek isterim ki bazı ülkelerin siyasi yöneticileri yahut onların muhalifleri kendi siyasi emelleri yolunda toplumu sevk etmek, dizayn etmek için bu protesto ve mitinglerin oluşmasında kışkırtıcı, teşvikçi olarak rolünün olduğunu da söylemenin mümkün olabileceği düşüncesindeyim. İslam’ı tam anlamıyla bilmeyen, kavramayan peygamberini ve onun sünnet ve hadislerini doğru dürüst bilip tanımayan kitlelerin bu gibi kışkırtma ve teşviklerle bu gibi olaylara daha fazla karıştığını söylemenin de doğru olacağı düşüncesindeyim. Kendi ülkemiz açısından düşünelim. Danimarka’da veya Fransa’da peygamberi konu alan karikatürlere haklı olarak tepki gösteren İslam’ım diyen bireylerimiz acaba neden ülkemizde birileri çıkıp da başlarında bulunan siyasi liderleri için Allah’ın bütün özelliklerini taşıyor dediğinde yani o liderin Allah’la eş gördüğünü belirtir sözler ettiğinde bu kişiye karşı hiçbir tepki göstermezler. Bence bunun sebebi İslam dinini çok iyi tanımamaları nedeniyle olsa gerektir. Peygamber’in karikatürünü yapmak, kutsal değerleri rencide etmek, kutsal değerlerimize hakaret etmek suç oluştururken, tepki gösterilmesi gereken davranış olurken neden Allah’ın Kuran’ın da yasakladığı Allah’a eş koşmak yani şirk koşmak demek olan sözünü ettiğim davranış suç oluşturmaz. Eğer biz İslam’lar bilinçli olmuş olsaydık dinimizde en büyük suçun, en büyük tepki gösterilmesi gereken davranışın Allah’a eş koşmak, şirk koşmak olduğunu bilmiş olsaydık ülkemizde bu davranışını yapanlara, bu davranışın yapılmasına hoşgörüyle bakanlara karşı da aynen peygamberin karikatürlerini yapmaya çalışanlara karşı gösterdiğimiz tepki ifade eden davranışları göstermemiz gerekirdi. Ülkemizde bu hiçbir zaman yapılmadığına göre bu bizlerin İslam’ı tam manasıyla tanımadığımıza en güzel işaret değil de nedir? İslam’ı tam manasıyla tanımadığımızın örneklerinden birisi de bugün ülkemizde birileri çıkıp İslam’da bireyin günah işleme özgürlüğü vardır. Hiç kimsenin bunu engelleme hakkı yoktur yolunda beyanlarda bulabiliyorsa ve bu beyan sahipleri ülkemiz halkı tarafından ülke siyasetinde yönetiminde söz sahibi yapılabiliyorsa bu da ülkemiz insanının İslam dinini tam manasıyla tanımadığının işareti değil de nedir? Şunu da ilave etmek isterim ki İslam dini adaletiyle tanınan bir dindir. Öyle ki yeryüzünde toplumlar arasında İslam demek adalet demek ile eş görülen bir dindir. Bunun en güzel örneği de her zaman için Dört Halife Devri’nin İkinci Halifesi olan Hz. Ömer’in devrinin adaleti kabul edilmektedir. Peygamberimizin getirdiği İslam dininin ana kitabı, temel kitabı Kuran-ı Kerim’in adaleti her şeyi üstünde tutuğu bunu sure ve ayetlerinde açık ve seçik dile getirdiği şüphesiz İslam’ım diyen bireyin ve bunlardan oluşan İslam toplumlarının İslam’ım diyebilmesi için bilmesi gereken gerçektir. Sadece Kuran’da değil peygamberin hadislerinde de bunu tespit etmek mümkündür. Birileri karikatürünü yaptı diye isyanımızı göklere yükseltmeye çalıştığımız Hz. Muhammed’in hadislerinden birinde yanlış hatırlamıyorsam şöyle bir ifade vardır daha doğrusu ashabının kendisine sorduğu “Ya Resulallah adalet nedir?” sorusuna verdiği cevap olan hadisindeki cevabı  “Le İlahe İllallah”’tır. “Le İlahe İllallah” demenin İslam olmanın kabulü olan kelimeyi tevhidin bir parçası olduğunu da hatırlatmak isterim. Hadise ve İslami ifadelere göre “Le İlahe İllallah” diyen bir İslam “Ben Allah’ın her dediğini yapmaya, her sözünü yerine getirmeye Allah’tan başka üstün sözünün dinleneceği, korkulacak bir kuvvet olmadığını kabul ederim” demiş olmaktadır. Haliyle Allah’ın her dediğini yapmak demek, her sözünü yerine getirmek demek Kuran sure ve ayetleriyle onlara ek olarak peygamber sünnet ve hadisleriyle yasaklanan hırsızlık, insan öldürmek, insanlara işkence ve eziyet etmek, yolsuzluk yapmak, rüşvet almak, sadece insanları değil zararı dokunmayan diğer canlıları da öldürme güdümüzü tatmin etmek amacıyla öldürmek gibi suçları işlememeyi kabul ediyorum demektir. Ve sadece yapmamak değil yapanlara yardımcı olmamak, yapanların suçlarını gizlememek onların İslami ölçüler içerisinde cezalandırılmasını ortadan kaldıracak davranışlarını yapmamak, onları himaye edip korumamak demektir. Ama gel gör ki bugün toplumumuzda ve İslam dünyasında bu gibi suçları pek çok kimse işlediğine ve pek çok kimse de bu suçları işleyenleri koruyup himaye ettiğine göre bizler İslamiyet’i gerçekten tanımıyoruz demektir. Şunu da vurgulamadan geçmek istemiyorum. İslami inançlarımıza göre ölüm vuku bulduktan sonra define hazırlanan mevtanın üzerinde kefenden başka herhangi bir şey bulunmaması gerekir. Üstelik yanına herhangi bir dünyevi nesne veya malzeme de konulmaması gerekir. İslam bunu kesinlikle yasaklayan bir dindir. Hal böyle olmasına karşılık bugün ülkemizde pek çok kimse internet üzerinden satın aldığı “CAH KEFENLERİ” ile gömülerek sorgusuz, sualsiz, kabir azapsız cehennem ateşinden uzak bir ahiret yolcuğuna hazırlanmaya yönelmiş görüntüler vermektedirler. Bu davranışlarıyla bu “CAH KEFENLERİ” ile yani üzerinde Allah’ın isimlerinin yazılı olduğu bu kefenleriyle böyle bir ahiret yolculuğuna çıkmaya çalışanların İslam dinini tanımış olmasından söz etmek mümkün müdür? İslam dini Hz. Muhammed’in getirdiği en son semavi din olmasına karşılık Hz. Muhammed en son peygamber olmasına karşılık onun peygamberliğini reddeden Hıristiyan ve Musevi dinleriyle diyalog denilen yaklaşıma ortak davranış ve işbirliğine yönelen kitlelerin İslam olduğuna inanmak ne derece doğru olacaktır? Hele hele kendi peygamberlerinin peygamber olduğunu reddeden Hıristiyan ve Musevilerle diyalog içerisine girip dinler arası diyalog sürecini başlatıp yürütmeye çalışanların Avrupa’da peygamberin karikatürlerini yapıp yayınlamaya çalışanlara gösterdikleri tepkilerin yaptıkları protestoların içtenlikle ve samimiyetle olduğuna inanmak ne derece doğru olacaktır? Bence bunu anlamak oldukça zordur. Yine bence bu ikili davranışın sebebinde ya maddi ya siyasi rant yatmaktadır. O yüzdendir ki bugün biz yeryüzündeki İslam’lar öncelikle İslam dinini çok iyi tanımalıyız. Bunun en geçerli ve sağlam yolu da Kuran’ı Kerim’i okumak, ne dediğini anlamak olmalıdır. Bugün birileri çıkıp İslam dini akıl dini değil, nakil dini diyorsa bu söze şüphe ile bakmalı, nakledilenin mutlaka akıl süzgecinden geçirilmesine gayret etmeliyiz. Onlar öyle dedi diye bize anlatılan kaynağı bile doğru dürüst belirtilemeyen falan kişi peygamberden nakletti, filan kişi de ondan nakletti diye aktarılan davranış ve sözlerin ne derece hakikat olduğunu tahkik etmeden kabul edip ona göre amel etmekten uzak durmalıyız. Gerçek İslam’ı tanımanın en temel ve sağlam yolunun bir kere daha Kuran-ı Kerim sure ve ayetleri olduğunu vurgulamak isterim. Şunu da belirtmeden geçemeyeceğim. Son dönemlerde İslam dünyasında İslam dini uygulamaların yapılışı açısından sistemler ifade eden pek çok küçük toplumsal bölünümlere uğratılmıştır. Bu bölünümlerin oluşması ve bu bölünümleri oluşturanlar da iddiaları olan İslam’ı daha iyi tanıtmak ve yaşatmak yerine İslam’ı tanınmasını daha zorlaştırıp İslam’ı insanların gereği ve gerçeği gibi yaşamasına sebep oldukları da muhakkaktır. Tarikat adı altında pek çok gruplaşmalar İslam’ı gerçek yönleriyle tanımak yerine o tarikatı kuranların kafa yapılarına, bakış açılarına, rant hedeflerine göre tanımayı sağlamaya başlamışlardır. Bütün bunlardan sonra şunu bir kez daha altını çizerek belirtmek isterim ki İslam’ı yanlış tanımak ve yanlış tanıtmak İslam dininin esaslarını yüzeyden temele doğru bozmaya başlamıştır. Bunun önüne geçmek için tüm İslam dünyasının harekete geçip ortak davranışlarla Kuran sure ve ayetleri ışığında İslam’ı kaideleri ve usulleri yeniden gözden geçirip Hz. Muhammed devrinin uygulamalarıyla yürürlüğe koymaları gerekir. Bir başka deyişle çıkarcı din adamlarının, siyasetçilerin, menfaatçi ticaret erbaplarının el birliği ile rayından çıkardıkları İslam toplumunun gidişatını tekrar rayına oturmak için harekete geçmeleri lazımdır. Bence bunun için dinler arası diyalog yerine onu bir kenara bırakıp önce İslam’ı oluşturan mezhepler arasında bir diyalog oluşturulup tek bir İslam ortaya çıkarılmalı ve bunun da Kuran sure ve ayetlerine, peygamberin sahih hadislerine ve sünnetlerine uygun bir İslam olması çalışmalarına başlanmalıdır. İslam devletlerinin yöneticileri peygamberin karikatürlerine karşı İslam toplumunda uyandırmaya çalıştıkları tepki benzeri tepkileri İslam toplumu içerisinde İslam kaidelerini bozan Allah’a ve peygambere, Kuran’a din uzatanlara karşı Kuran’ın sure ve ayetlerini peygamber hadislerini kasıtlı olarak yanlış yorumlayıp anlamlandırıp kendi menfaat ve çıkarlarına kullanmaya çalışanlara karşı yönlendirmelidirler. Tabi bunu yaparken kendileri de gerçekten Kuran’ın hükümlerine göre davranan Müslümanlar olup “Le İlahe İllallah” dedikleri için İslam adaletinden taviz vermeyen, hak yemeyen, hak yedirtmeyen, zulmetmeyen, zulmettirmeyen yöneticiler olmalıdırlar. Öyle ki Kuran ve hadislerin “Yakınlarınızı kayırın” sözünü “yakınlarınızı devlet kesesinden zengin edin” ya da “yakınlarınızı uthenizde bulunan görevlerin nimet ve getirilerinden istifade ettirilerek makam ve mansıp sahibi mevki sahibi yapın” şeklinde yorumlayıp bunu gerçekleştirmeye yönelen yöneticiler olmaktan uzak olun. Siz uzak olun ki sizi örnek alacak olan yönetiminizdeki İslam birey ve kitleler de böyle davranabilsin. Bu sayede İslam dini hem İslam toplumları içinde hem İslam olmayan toplumlar arasında gerçek yüzüyle tanınıp, tanıtılabilsin.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.