güvenilir kaynak casibom giriş maritbet
SON DAKİKA
Hava Durumu

İSLAM DİNİ HUZUR GETİREN BİR DİN OLMASINA KARŞILIK İSLAM TOPLUMLARI NEDEN HUZURSUZDUR.

Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:50
Yazının Güncellenme Tarihi: 18.12.2020 21:50

Kıymetli okurlarım,

 Ne var ki İslam Hıristiyanların zulmüne uğramasına rağmen ne geçmişte ne bugünkü yaşamında birlik ve beraberliğini tamamlayamamış ve İslam’ın amaçladığı huzurlu bir toplum olmayı gerçekleştirememiştir. Bunu en büyük oranda sağladığı söylenen Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde bile İslam toplumları tek bir idarede tek bir halife idaresi altında yahut yönetici idaresi altında birleşmeyi gerçekleştirmemişlerdir. Şiiler imamet makamı yönetiminde ayrı bir grup Sünniler hilafet makamı altında ayrı grup olmayı sürdükleri gibi Sünniler ve Şiilerde mezhep adı altında ve tarikat adı altında farklı gruplara ayrılıp hem kendi içlerinde hem birbirleri karşısındaki mücadeleyi sürdürmüşlerdir. İşte bu makam ve çıkar uğruna yapılan yapıldığı tartışma konusu olmayacak derece kuvvetli olan bu bölünmüşlük İslam’daki huzursuzluğun temelini oluşturmuş İslam dini bu uygulama nedeniyle İslamlar arasında nihai huzuru sağlama hedefine ulaşamamıştır. Hele Hıristiyanların bu bölünmüşlükte farklı farklı zamanlarda farklı farklı kitlelere destek çıkıp diğerleriyle mücadelesine teşvikleri nedeniyle bu huzur hiçbir zaman söz konusu olamamıştır. Avrupa Hıristiyan dünyası Selçuklular döneminde ve Osmanlılar döneminde gerçekleştirdikleri Ortodoks ve Katolik ittifakları sayesinde İslamlara karşı saldırırken Sünnilerin temsilcisi olan Osmanlı devleti Şiilerin temsilcisi olan Safevi devletiyle de mücadeleyi sürdürmekte sakınca görmemiş tüm İslam dünyasını birleştirecek icraatlar barışçı yollar denemeyi hiç bir zaman hedef almamıştır. Hatta Şiilere karşı galip gelebilmek, Safevileri tehlike olmaktan çıkarabilmek için Avrupa Hıristiyan devletleriyle barış yapmayı gerçekleştirmekte sakınca görmemiştir. Dünkü İslam yöneticileri bu hatalı icraatı nasıl sürdürdüyseler bu günkülerde aynı icraatı sürdürmeyi tercih ettiğinden Avrupa Hıristiyan dünyası ve batı Hıristiyan dünyası hem kendi aralarında hem de Yahudilerle oluşturdukları ittifak nedeniyle birlikte hareket edip İslam dünyasındaki gruplaşmaları teşvik edip bazen birine bazen diğerine sahip çıkarak onlar arasındaki mücadeleyi hızlandırmayı sürdürdüklerinden İslam yöneticileri de yönetici adayları da grupların liderleri de kendi çıkar ve menfaatlerine uygun gördükleri bu faaliyetlere iştiraki sakıncalı görmediklerinden bu günde İslam devletleri ve toplumları arasında huzurun gerçekleşmesi gerçekleştirilmesi imkânsız görülmektedir. Bilhassa Amerika birleşik devletleri yönetiminin gerçekleştirmeye yöneldiği büyük Ortadoğulu projesinin uygulanabilmesi için İslam toplumu ve devletleri içerisinde çıkarılan Arap baharı hareketi İslam huzurunu bozmak amaçlı en önemli icraatlardan biri olarak değerlendirilebilecek bir olgudur düşüncesindeyim. ABD'nin büyük Ortadoğu projesi ve Arap baharı uygulamaları yanında dinler arası diyalog medeniyetler ve ya kültürler ittifakı diye sunulmaya çalışılan ve İslamları hedef alan icraatlarda İslam toplumlarındaki olası huzuru engelleyecek icraatlar olarak değerlendirilmesi gereken icraatlardır kanaatini taşımaktayım. Hele hele bunlara ilaveten bazı ülkelerdeki etnik grupların birbiriyle mücadeleye girişmesi ve bazı İslam ülkelerindeki mezhep ve tarikat mücadelelerinin kışkırtılması da İslam’ın huzur dini olarak hedefine ulaşmasını İslam toplumunun huzurlu bir toplum olmasını engelleyen önemli faktör olarak değerlendirmenin de yerinde olacağını düşünmekteyim. Bütün bunlar sebebiyle bugün Libya, Mısır, Tunus, Yemen, Filistin, Afganistan, Suriye, Irak, Pakistan hatta ülkemizde iç huzursuzluklar veya iç huzursuzluğu tetikleyecek denemeler görülebiliyorsa bütün bu icraatların sebebi İslam’da peygamber sonrası dönemde başlatılan düşünsel ve intikadi açıdan bölünmüşlüktür demenin yerinde olacağı kanaatindeyim. Bugün aynı dinin mensubu bireyler ve gruplar tekbir getirerek birbirlerine saldırıp birbirlerini katletmekte öldürmekte sakınca görmüyorlarsa bunun sebebi hep İslam’daki Sünni, Şii temel ayrımında ve grupların kendi bünyesinde parçalanıp oluşturdukları ayrılıklarda ve gerçekleştirmeye çalıştırdıkları aralarındaki mücadelede yatmaktadır. İslam toplumu bu huzursuzluğu kendi içinde yaşarken bazen bu huzursuzluğa taraf olan kitleler bunları Yahudi ve Hıristiyan toplumlarına da taşıyabilmekte aksettirebilmektedirler. Bu nedenle bilhassa Hıristiyan toplumunun ve ona yakın ölçüde Yahudi toplumunun İslam’da teşvik edip ortaya çıkardığı yahut ortaya çıkmış gruplaşmaları kaşıyarak tüm bu toplumları birbiriyle mücadeleye sevk edip kendilerinin huzur içinde yaşamayı amaçlaması bir bumerang gibi hedefine varamayıp yaratıcısı olan bu toplumlara da dönüp onlara da zarar verdiği görülebilmektedir. Nitekim son olarak Fransa da görülen bir dergide gerçekleştirilen katliam olayının da böyle bir yönlendirmeye uğratılan İslam’ı grubun eseri olduğunu kabul etmenin de yerinde bir değerlendirme olacağını düşünmekteyim belki de Amerika birleşik devletlerinde yahut Avrupa devletlerinde görülen ve Müslümanlara atfedilen pek çok terörist icraatında bu nedenle ortaya çıkan icraatlar olduğunu kabul etmek gerekir. Ama şurası bir gerçektir ki bu bölünmüşlük esas İslam toplumunu ve İslam devletlerini vurmakta onların birlik ve beraberliklerini bozmaktadır. Bence İslam toplumunun tüm din adamları tüm düşünce adamları bu gerçeğin farkına varıp bu bölünmüşlüğü ortadan kaldırmaya yönelik icraatlara yönelmelidir. Bence İslam toplumları ve onları yönetenler dinler arası diyalogdan önce İslam dinini oluşturan mezhepler arasında ve tarikatlar arasında bir diyaloga yönelip bunu gerçekleştirmeli kendi bünyesindeki huzuru bu yolla sağlayıp sonra dünya üzerindeki huzurun sağlanmasına katkıda bulunmaya yönelmelidir. Bunun için de Sünniciyle Şiiciyle tüm İslam grupları ve İslam oluşumları birbiriyle mücadele son vermeli bu mücadelelere taraf olan grupların liderleri bazı grupları kendilerine yakın görüp onlara silah cephane ve para yardımı yapmaktan ülkelerini ve yaşam sahalarını onlara sığınak ve üst olarak kullandırmaktan vazgeçmelidir. Bunlar gerçekleşirse İslam’da huzur sağlanacağı İslam dininin amacına ulaşıp huzur getiren bir din olacağını şüphesizdir. Ne var ki bunun gerçekleşmesi bugünkü şartlarda güç görülmektedir. İslam yöneticilerinin menfaat ve güç elde etme hırslarının İslam huzurunu tehdit etmesi bu amaçla İslam toplumundaki gruplaşmaları teşvik ve gerçekleştirme çabaları sürmesi nedeniyle imkânsız görülmektedir. Haliyle İslam dini huzuru getirmeyi amaçlayan bir din olmasını karşılık İslam toplumu neden huzursuzdur sorusuna verilecek tek bir kaçınılmaz cevap Hz. Muhammed'in ölümünden sonra başlayıp bugün de sürdürülen bölünmüşlüktür. Şii, Sünni harici ayrımı gibi bölümlere ayrılmaktır olacaktır.

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.