güvenilir kaynak casibom giriş maritbet
SON DAKİKA
Hava Durumu

İngiltere‘de Bulunan Kur’an En Eski Kur’an Metni olursa..?

Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:50
Yazının Güncellenme Tarihi: 18.12.2020 21:50

 Kur’an Mushaf halinde getirilmesinde, izlenen iki farklı İslam dünyasında ikilik yaratıp, Ebu Bekir ve Ömer isteği ile gerçekleştirilen, düzenlemeye göre oluşturulan, bir Mushaf türü ortaya çıkarırken, bunun yanında Hz. Ali’nin surelerinin ve ayetlerin vahiy yoluyla geliş zamanı sıralamasına dayandırarak oluşturduğu, Hz. Ali düzenlemesi bir Mushaf türü de ortaya çıkmıştır. Aslında bu iki Mushaf türünün ortaya çıkarılışı İslam daki nakilci İslam anlayışıyla Akılcı İslam anlayışının ortaya çıkmasının, söz konusu olduğunda söylemek mümkündür. Çünkü Hz. Ebu Bekir ve Ömer’in düzenlettirdiği Mushaf’ta Kur’anın nazil dışındaki, ilk sure olan Alak suresi Mushaf’ın sonlarına doğru kaydırılmış, 96 cı sıraya getirilen, Alak suresinin vurguladığı oku emri ve okumanın İslam daki önemi sanki İslam bireylerden saklanılma istenme gibi bir görüntü ortaya çıkmıştır. Alak suresi Hz. Ali düzenlemesi Kur’an da ilk sırayı alırken İslam’ın okumaya verdiği önemi ön plana çıkartmakta İslam bireylere sanki ulamadan dini öğrenmek yerine İslam’ı öğrenmek  yerine Kur’anı okuyarak Kur’an dan İslam vurgusunu ön plana çıkaran, bir görüntü hasıl etmektedir. Bu haliyle de gerçek İslam’ın Kur’an İslam’ı olduğunu vurgulamakta. Nakilci İslam anlayışına darbe vuran, bir görüntü ortaya çıkarmaktadır. Hakikaten de Hz. Ali taraftar birinin yani şii bizden birini dinsel anlayışlarından mantık, yürütüşlerinde, Kur’anın meali sure ve ayetlerin dedikleri esas alınmakta, din adımlarının yorumları ön planda olmakta çıkmaktadır. Oysa Ebu Bekir ve Ömer düzenlemesi Kur’an da Vahiy sırası 87. Sıra dan, Bakara suresi Alak suresinin yerini almakta bu surenin ilk ayetleri ise Kur’anın korunması hakkında bilgiler vermektedirler. Bu durumda gösterilmektedir ki Ebu Bekir ve Ömer düzenlemesi Kur’an da Kur’anın okunması mealinin bilinmesi yerine Kur’an Mushaf olarak, derlenip, toparlanıp şeklen korunması amacı ön planda görülmektedir. Bir başka deyişle Ebu Bekir, Ömer ve Osman üçlemesinin oluşturduğu Suni İslam camiası Kur’anı kitap haline getirip onu kutsallaştırıp yüceltmeyi ama içeriğini korumaya yönelik her hangi bir çalışmayı hedeflememişlerdir. Buda onların nakilli İslam zihniyetinin temsilcileri olduğunun işaretidir. Hakikaten bugün İslam dünyasındaki Suni mezhep taraftar biri tarikatçılar kökten dinciler cemaatçiler İslam’ı Kur’an ayetleri mealinden okuyup öğrenerek onlara göre yaşayarak gerçekleştirmek yerine hep birilerinin pir, tarikat lideri, mezhep kurucusu, dede, baba gibi hoca gibi kişilerden oldukları bilgilere göre yapacakları, ibadet ve icraatleri onlara sorarak gerçekleştirmeyi, tercih ederler. Hatta bugün Suni İslam dünyasının büyük çoğunluğu Mushaf olarak kabul ettikleri Ebu Bekir, Ömer düzenlemesi diye niteleyebileceğimiz Kur’an kitaplarındaki sure ve ayet meallerine göre; ibadet ve icraat yapmak yerine çoğu Ebu Bekir, Ömer, Osman, Hz. Ayşe, Ebu Hureyre gibi şahıslara dayandırılan hadislerin beyanlarına göre ibadet ve icraat yapmakta yerine çoğu Ebu Bekir Ömer Osman Hz Ayşe Ebu Hureyre gibi şahıslara dayandırılan hadislerin beyanlarına göre ibadet ve icraatle yönelmektedirler. Bu durum anları daha da kötü hale getirmiştir. Bütün bunlardan sonra bir kes daha önemle vurgulamak isterim ki Ebu Bekir Ve Hz. Ömer Halifeliği Sırf Kureyşe mahsus bir hak haline getirmekle ve düzenledikleri Kur’an kitabını yani Mushaf’ı Kureyş lehçesiyle yazdırmak ve okutmakla İslamiyet’i sanki bir kureyş dini kureyşe has bir din haline getirene Museviliği, Yahudilerin kendi ırklarına mal etme çabasını andırmaktadır. Onları bu kureyşçilik çabası, öncüleri oldukları Emeviler döneminde Arap ırkçılığına dönüşmüş İslam Araplar bu döneminde kendileri dışındaki İslam kitlelerini köle görmeye başlamışlar İranlılara, Türklere, Mısır, Zencilere Mevali demişlerdir. Bu yola Arap Irkını ve İslam sayesinde ele geçirdikleri diğer ırklara karşı olan üstünlüklerini koruyabileceklerini düşünmelerine rağmen gerçekleştirememişler bu beğenmedikleri ırklar İslam dinine onlardan fazlası sahip çıkıp, İslam’ı daha geniş sahalara yayma görevini üslenmişlerdir. İslam Araplarsa hiç değilse Kur’anı korumak derdine düşmüşler bunun için Ebu Bekir den sonra halife olan Ömer ve Osman zamanlarında Ebu Bekir zamanında düzenleyip, aşağı yukarı bugünkü şekli verilen Mushaf dediğimiz Kur’an oluşturma çalışmalarına daha fazla ağırlık vermelidir. Ömer Hz. Ebu Bekir’in derleyip düzenlettiği Mushaf’ı Hz. Ayşe’den alıp, yanında muhafaza etmiş bozulmaması kaybolmaması için azami gayreti göstermiştir. Görevi onun takibe alan Hz. Osman aynı Kur’an Mushaf’ının Ömer’in kızından alıp çoğaltarak İslam dünyasının önemli merkezlerine örnek olmak üzere bir kopya halinde göndermiştir.,

 

 

                                        

                                               Devam Edecek…      

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.