güvenilir kaynak casibom giriş maritbet
SON DAKİKA
Hava Durumu

İngiltere‘de Bulunan Kur’an En Eski Kur’an Metni olursa..?

Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:50
Yazının Güncellenme Tarihi: 18.12.2020 21:50

   Yazının öncesinde irdelediğimiz bilgiler ışığında tekrar vurgulamak, isterim ki Kur’anı kerimin yazıya dökülmesi, konusunda çok farklı anlatımlar, mevcuttur. Hatta bu nedenle İslam dünyasında tek Kur’an tipi var, dense de, aslında farklı Kur’an yazılımlarından söz etmek bile, söz konusu olabilecek durum söz konusudur. Bunların en bariz örneği olarak, Osman düzenlemesi Kur’an Hz. Ali düzenlemesi, Kur’an diye iki tip Kur’an dan söz edildiğini görmek, daha doğrusu duymak mümkündür. Bu rivayetler hakkında detaylı bilgi ve incelemesi mevcut olmadığından, detaylı bilgi vermem, daha doğrusu vermeye çalışmam hatalı bir davranış olacaktır. Ama şurası muhakkaktır ki Hz. Ali düzenlenmesi Kur’anın surelerini nüzul yani iniş tarihlerine göre düzenlenmesine karşılık, Osman düzenlenmesi Kur’anın aynı özelliği göstermediği ortadadır. Osman düzenlemesi diyorum, ama aslında Ali dışındaki üç halifenin zamanında yapılan düzenleme çalışmalarının ortaya koyduğu, Kur’an düzenlemesi, demenin daha doğrusu olacağı, kanaatini taşımaktayım. Hatta bu düzenlemenin, bu üç halifenin Emevi kökenine bağlanması, imkânı nedeni ile Emevi düzenlemesi Kur’an döneminde mümkün olabileceği düşüncesindeyim. Daha önceki yazılarımda çeşitli örnekler dile getirmişimdir. Hz. Muhammed’in vefatı sırasında Ebu Bekir, Ömer iş birliği devreye girmiş Hz. Muhammed’in yerini alma konusunda, yani Hilafet konusunda Haşimi soyunu özellikle Hz. Ali ve Ehli Beyti Hilafetten siyaset ve kurnazlıkta, hatta bunlara dayanarak, elde edilen, Medine kamuoyunun Ashap ve Sahabenin boylarıyla ilk halife Ebu Bekir yapılmıştır. Bu işin beyni Ömer olmuş onun güçlü şahsiyetinin getirdiği, baskı Ebu Bekir’i halife yapmıştır. Ehli Beyti yani Haşimi soyu hakkı olan Hilafetten uzaklaştırılmış, bu uzaklaşma, bu sülaleye pahalıya mal olmuştur. Bu sülalenin Hilafet mekânına geçmesi kanlı mücadelelere, kanlı olaylara sebep olmuş Ehli Beyti pek çok kurban vermek, durumuyla karşılaştırmıştır. Bu kurbanların başında Hz. Ali ve oğulları Hasan, Hüseyin gelmektedir. Ömer, Ebu Bekir iş birliğinin Hilafet konusunda açtığı, çığırda üçüncü halife olarak Osman Hilafet mekânına otururken, onun sayesinde de Hilafet mekânı Peygamber sülalesinin ezeli ve ebedi düşmanı Emevi soyunun eline geçmek, durumuyla karşılaşmıştır. Ebu Bekir, Ömer ikilisinin İslam da açtığı, huzursuzluk başlangıcının ilk çalışmaları, sadece Hilafet makamı konusunda kalmamıştır. Bu ikilinin Kur’an Mushaf haline getirme çalışmasında İslam da kutuplaşma başlatacak, mahiyette olmuştur. Hatta bilgilerin irdelenmesine dayanarak diyebilirim ki Kur’an düzenlemesinde her Heşimi soyu bu çalışmalardan uzak tutulmaya gayret edilmiş kendisine yaşayan Kur’an denilebilecek özelliği bünyesinde bulunduran yani, Hz. Ali Hz. Muhammet’in yanından hiç ayrılmayan,  onunla aynı evde yaşayan, bir nevi onun büyüttüğü bir şahsiyettir. Bu nedenledir ki Hz. Muhammed’e gelen, vahiylerin Hz. Muhammed’in kendisine gelen, bu vahiylerin dile getirmesinin, daimi ve en yakın şahididir. Üstelik gelen Kur’an sure ve ayetlerin ezberleme ve yazıya dökme konusunda en yetkili kişilerin başında gelebilecek, özellikleri taşımaktadır. Yaşı çocuk ve genç denecek çağlarda olması nedeni ile gelen sure ve ayetleri en iyi ezberleme, yapısı kendisinde mevcuttur. Sürekli olarak, Hz. Muhammet’in yanında aynı evlerde yaşadığından, karşılıklı Kur’anı en doğru olarak, sayılı hafızlarda biri olmuştur. Üstelik han sure, hangi ayet nerede ne zaman nazil olduysa bu komu daki bilgileri ve Kur’an meahini sure ve ayet yorumunu açıklanmasını en iyi yapabilecek şekilde yetiştirilmiş ender bir şahsiyettir. Bütün bu özelliklerine rağmen Ebu Bekir Kur’anı Mushaf haline getirme konusunda Ömer, Ebu Bekir den bu konudaki çalışmalara, Hz. Ali’nin katılması yolunda hiçbir istek söz konusu almamıştır. Haliyle Ebu Bekir de bu çalışmalara, Hz. Ali’yi katma yolunda hiçte istek göndermemiştir. Oysa Kur’anın Mushaf haline getirmesi konusunda Hz. Ali’nin niyet ve isteği mevcuttur. Hatta bu yapılmadan insani faaliyetler dışında Medine de toplum içinde görünmeme, dolaşmama kararı alıp, evine kapandığı, bu yolda çalışmalara, giriştiği şeklinde bilgiler mevcuttur. Buna rağmen o bu çalışmalar içerisindeyken Hz. Ömer’in zorladığı, bir oranda Hz. Ali’nin rakibi durumundaki Ömer’in yönlendirdiği, Ebu Bekir Kur’anın Mushaflaşması çalışmasına, görevlendirdiği Zeyt Bin Sabite yanına çalışma arkadaşı olarak olacağı kişiler arasında Hz. Ali’yi tavsiye etmez. Aslında buna şaşmamakta gerekir, Ebu Bekir’in Hilafetine itiraz etmeyen Hz. Ali’ye Ebu Bekir’in böyle bir çalışma içerisinde yer verilmesini istemesi, abesle iştigal olacaktır. Hele Hz. Ömer’in Kur’anı Mushaflaştırması çalışmasına, Hz. Ali’nin katılmasını istemesini, düşünmek bence ham hayaldir. Çünkü bazı kaynaklarda Hz. Ali’nin, Ebu Bekir’e sorun etmemesi nedeni ile ve Hz. Ali’nin eşi Hz. Fatma’nın hilafetin kendi eşinin hakkı olduğunu, Medine sokaklarında açıkça söylemesi nedeni ile, Hz. Ömer’in, Hz. Fatma’yı dövüp, kaburga kemiklerini kırdığı, yolunda bilgi veren kaynaklar bugün bazı gazetelerimizde yayınlar yapmaktadırlar. Bu tür bilgiler duyuruysa önerim, Aliye paye kazandıracak, böyle bir çalışmaya, Ali’nin katılmasını istemesini beklemek hakikaten daha öncede belirttiğim gibi ham hayal olacaktır. Üstelik Kur’anın Mushaflaşması çalışmasında, Zayt bin sabitin görevlendirilmesi, kölesinin bir oranda kölesinin neslindedir. Ama kureyş neslinden değildir. Bu nedenle Kur’an konusunda ne kadar bilgi sahibi olursa, olsun Ebu Bekir ve Ömer’in dediğinden dışarı çıkamayacak onların dediğini yapmaktan başka bir yol izleyecek bir kişiliktir. Yanına verilen, diğer görevliler Kureyş ehlinden olduğundan Zeyt bin Sabit bir oranda Kureyş adına Kureyşin yöneticisi pozisyonundaki geleceğin, Emevi sülalesinin ilk öncüleri olan, Ebu Bekir ve Ömer adına Kur’anı Kerimi derleyip, toparlayan Kureyş çoğuyla lehçesiyle kaleme döken kişi olmuştur. Görevini bitirip, Kur’anı yazılı metin haline getiren, Zeyt bin Sabit heyetinin oluşturduğu Kur’anı metnini düzenlenen ilk Kur’an metni olduğunu söylemek, tam manasıyla doğru değildir. Ondan öncede Hz. Muhammet zamanında Kur’an sure ve ayetleri yazılı metin haline getirilmiştir. Ancak bunlar Zeyt bin Sabitin düzenlediği bu günkü Mushaf sırasını şeklinde değildirler. Zaten Zeyt bin Sabitte bu günkü şekli verdiği Mushaf düzenlemesini oluştururken peygamber devri hafızlarından ve eldeki yazılı metin suretlerinden en az birbiriyle uyuşan iki tanesinden istifade ederken bu günkü Mushaf şeklini oluşturmuştur.

 

 

                                   Devam Edecek…

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.