güvenilir kaynak casibom giriş maritbet
SON DAKİKA
Hava Durumu

HALKIMIZ GERÇEKTEN HANGİ REJİMİ İSTİYOR

Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:49
Yazının Güncellenme Tarihi: 18.12.2020 21:49

Değerli Okurlarım,

Bugün artık ülkemizde mevcut iktidar ve ona eklenen muhalefet partisi tarafından yapılan açıklamalarla rejim arayışı içinde bir ülke durumuna getirilmiştir. Oysa ülkemizde kuruluşundan bu güne normal işleyişini sürdüren bir rejim mevcuttur. Ne tuhaftır ki bugün ülkemizi rejim arayışı içinde gösteren iktidar partisi de ona eklenen muhalefet partisi de bu rejim sistemi içerisinde doğmuşlar, başarılarını, hezimetlerini bu rejin içerisinde yaşamışlar ve şuanda bulundukları konuma bu rejimin imkan ve nimetlerinden faydalanarak gelebilmişlerdir. Hani halkımız arasında bir söz vardır. Kestane kabuğundan çıkmış, kabuğuna bakıp kabuğunu beğenmemiş ve ona tükürmüştür derler. İşte bugünün rejimini değiştirmek isteyen iktidar partimizde ona eklenen bir zamanlar iktidar partisinin deyimiyle yavru muhalefette aynı tutum ve davranışı göstermekte, içinden çıktıkları rejimi değiştirmek için el ele verip rejimi değiştirmenin pazarlığını yapar bir görünüm arz etmektedirler. Nitekim bugünkü rejimin temeli olan anayasayı değiştirip mevcut adıyla parlamenter rejim dediğimiz yürütmenin iki başlı olduğu hükümet başkanının ve devlet başkanının ayrı şahsiyetler olarak temsil edilip görev yaptığı rejimi değiştirip, yerine devlet ve hükümet başkanının aynı şahsiyette birleşmesini sağlayacak yeni bir rejim oluşturma çalışmalarına başlamış durumdadırlar. Kuruluşundan günümüze 93 yıldır uygulanan mevcut rejimimizi değiştirecek bu çalışmaları Türk halkı acaba gerçekten istemekte midir? Türk halkı sadece Adalet Ve Kalkınma Partisi ve Milliyetçi Hareket Partisi taraftarlarınca mı oluşturulmaktadır. Bugün Türk milleti dediğimizde sadece bu iki partinin taraftarları mı akla gelmektedir. Şüphesiz bunu kabul etmek imkansızdır. Çeşitli propagandalar, kandırmalar, aldatmalarla kendilerine taraftar yapılan bu partilerin destekçileri acaba hakikaten başkanlık rejimini istemekte midirler? Buna dikkat edilmeden, bu kale alınmadan bu iki partinin liderleri kendi aralarında oturup millete yeni bir rejim sunmaya, bu konuda fikir birliğine varmaya uğraşmaktadırlar. Bu konuda aralarında pazarlıklar söz konusu olmaktadır. Görünüşte anayasanın maddeleri konusunda yapılan bu pazarlıkların gelecek dönem uygulamalarında bu parti yöneticilerine hangi imkan ve makamları sağladığını şimdiden bilmemize imkan vermesi söz konusu olmadığından bu tür pazarlıkların el altından yapılıp yapılmadığını bilmemiz mümkün değildir. Gelmesi söz konusu edilen başkanlık rejiminin uygulanması toplumumuzu ABD toplumundaki iki ana partili rejim uygulamasına benzer bir uygulamaya götürmesi kaçınılmaz olacağından bugünkü iktidar partisine eklenir görüntü veren muhalefet partisinin başkanlık rejimi veya adı değiştirilerek hafifletilmiş gösterilse de fiilen başkanlık rejimi benzeri bir uygulamayı getirecek olan sistemin uygulanmasında bu eklenen partinin alacağı yer ne olacaktır ki bu muhalefet partisi rejim değiştirme konusunda büyük istekli olan iktidar partisine eklenmekte, çaba sarf etmekte onun kadar gayret sergilemektedir. Biran için durup baktığımızda partili cumhurbaşkanlığı şeklinde ifade edilecek ama aslında ABD’deki başkanın görevini ve statüsünü gerçekleştirecek bu yeni rejimin başkanı göreve başlayıp rejim işler hale geldiğinde ortadan kalkmasa bile rejim açısından hiçbir söz hakkı olmayacak, belki de mecliste bile temsilci bulunduramayacak söz konusu muhalefet partisinin bu çabalarını parti menfaatine yahut millet menfaatine değerlendirmek düşünce sahipleri açısından oldukça zordur. Bir fikir partisi, ideal partisi olarak ortaya çıkan bu muhalefet partisi kendisini idealinden uzaklaştıracak bir rejimin kurulmasına fedakarca kendi geleceğini yok edercesine çalışma içerisinde bir görüntü verirken normal insanların düşüncesi haliyle bu çaba içindeki partinin yöneticilerinin kendi kişisel menfaatleri uğruna bu çabayı gösterdiklerini düşünmek olacaktır. Nitekim bu partinin içinden çıkan bazı yöneticiler iktidar partisine eklenip yüksek mevkilere oturma imkanını elde ettikleri düşünülürse yenilerinin de, benzerlerinin de aynı yolu izlemekte olduklarını düşünmek pekte yadırganacak bir durum olmasa gerektir. Bütün bunlara rağmen meclisteki milletvekillerinin çoğunluğu en fazla 330 u doldurmayacak bu iki partinin taraftarlarının istediği ileri sürülen rejim değişikliğini bütün milletin rejim değişikliği istediği şeklinde yorumlamak ne derece gerçek ve haklı bir düşünce olabilecektir. Şunu da vurgulamak isterim ki şayet bu iki parti aralarında uzlaşmayı sağlayıp (ki büyük ihtimalle sağlamaları mümkün olacaktır) hazırladıkları anayasa değişikliği metnini mecliste oylayıp 330 oyla meclisten geçirmeyi başarırlarsa bu anayasa değişikliğini halk onayına sunmaları söz konusu olacaktır. Bu referandum süresinde ne yapacağını bildirmemeye çalışan muhalefet partisinin beyanına rağmen taraftarlarının büyük çoğunluğu referanduma EVET oyu vereceği bugünkü görünümden açıkça hissedilmektedir. Şurası da bir gerçektir ki söz konusu muhalefet partisinin iktidar partisiyle aynı tabana hitap ettiği düşünülürse bu muhalefet partisi referandum sırasında ve sonrasında tabanını büyük miktarda iktidar partisine kaptıracaktır. Zaten bugünkü görünümüyle mevcut yönetimine muhalif kitlelerin geniş bir kitle oluşturduğu parti tabanının bu uygulamadan sonra ne kadarı bugünkü yönetiminin etrafında kalabileceği de başka bir sorundur. Bütün bu olguları göz önünde tutması gereken yönetiminin kendisini eritecek rejim değişikliği konusunda ısrar ve çalışma gayretini yöneticilerin gelecekte söz konusu olabilecek makam kazanma, iktidar partisi içerisinde veyahut desteğinde makam sahibi olma ihtirasında aramamak ne oranda mümkün olabilecektir. Bütün bunlardan sonra şunu vurgulamak isterim ki hangi sebeple olursa olsun iktidar ve ona eklenen muhalefet partisi öyle görünüyor ki kendi ideallerini gerçekleştirmek uğruna bu rejim değişikliğini mutlaka gerçekleştirmeye çalışacaklardır. Onların bu çabaları onlar tarafından bize millet menfaatine çalışma gösterilmeye çalışılsa da bu hiçbir zaman milletimizin hayrına bir icraat olacağı düşüncesinde bulunmamaktayım. Çünkü bu tür bir uygulama bizim gibi ülkelerde demokrasiyi ortadan kaldıracak parlamenter rejimin tabiri caizse en azından Osmanlının meşrutiyet dönemi padişahlarının sahip olduğu diktatörlük özelliklerine sahip olabilecek liderlere ulaştıracak bir sistem olabilecektir düşüncesindeyim. Nasıl Osmanlı döneminde Osmanlı meclisinin başında padişah tek yetkili ve tek yönetici kişi ise getirilmesi düşünülen partili cumhurbaşkanı yönetimindeki rejimde de partili cumhurbaşkanı aşağı yukarı aynı benzer haklara sahip olacaktır. Yeni anayasanın getireceği haklara ve büyük çoğunluk elde edecek partisinin meclisteki çoğunluğunun çıkaracağı kanun ve kararlara dayanarak bu partili cumhurbaşkanının ülkedeki yargı da dahil her şeyin hakimi olarak ülkeyi yönetmesini sağlayacak ve denetleyecek hiçbir kurum bu yeni anayasayla karşısında bırakılmayacağından onu sınırlayacak hiçbir kuvvet kalmayacağından ülkeyi diktatörce yönetmesi rahatlıkla söz konusu olabilecektir düşüncesindeyim. Acaba bu sonucu milletimizin çoğunluğu gerçekten istemekte midir? İşte bunu gösterecek davranış eğer iktidar ve ona eklenen muhalefet anayasa değişikliğini yapar ve istediği rejimi sağlamak için bu anayasayı referanduma götürürse görülebilecektir. Umarım millet bu yeni rejime ne oranda taraftarı olduğunu böyle bir referandum önüne geldiğinde gerçekçi davranarak bu uygulamanın enini sonunu düşünerek orada vereceği kararla gösterecektir. Umarım bu rejimi engelleyecektir. Ama bugün iktidar ve ona eklenen muhalefet partisinin rejim değişikliği arzusu benim düşünceme göre milletin rejim değişikliği arzusunda olduğunu gösteren bir çaba ve çalışma değildir. Çünkü bu iki kitle milletin tamamını temsil etmek durumunda değildir. 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.