güvenilir kaynak casibom giriş maritbet
SON DAKİKA
Hava Durumu

GÖNEN ANZAVUR KATLİAMININ 94. YIL DÖNÜMÜNÜ YAŞARKEN

Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:51
Yazının Güncellenme Tarihi: 18.12.2020 21:51
 
Kıymetli okurlarım, biz Türkler tarihe yön vermekle tarihe öncülük etmekle ve övünen bir milletiz ancak bu tarihe yön vermemiz öncülük etmemiz tarih yazmamızdan değil tarihi yazacak olan tarihçilere malzeme yaratmak açısından olan bir öncülük olduğu kanaatindeyim. Çünkü bir Türklerden tarih yazan tarihe not düşen önemli tarihçiler genellikle çıkmamıştır. Hatta diyebiliriz ki tarih yazan Türk tarihçisi yakın çağ dönemlerine kadar yoktur. Gerçi hatıralar anallar şeklinde bazı tarihi bilgiler Osmanlılarda olduğu gibi devletin görevlendirmesi ile tarih yazan devlet veya hanedan Tarihleri yazan tarihçilerimiz olmuştur. Ama bunlar tarihçilik açısından önemli bir yakın teşkil edecek durumda değildir. Bu nedenledir ki tarihi olaylar açısından tarihi icraatlar açısından çok zengin olan Türk tarihinin bazı olayları tarih tarafından kaleme alınmadığından unutulmak durumu ile baş başa kalmış unutulup gitmiştir. Bazen de bu tarihi olayları bu olaylara karışanlar unutturmak yoluna gitmiştirler bu olayları ne olduğu sırasında ki toplumu nede daha sonra ki nesillerin bilmesini istemediklerinin den bu olayların üstünü kapatıp bu olayları unutturanlar da olmuştur. İşte bugün bahsettiğimiz olay da bu tür olaylardan birisidir. Çünkü kurtuluş harbi başlarında bölgemizde önemli bir sorun olarak ortaya çıkmış bazı etnik sebeplerle bazı etnik grupların fiili rol oynaması ile genişlemiş bölgemizde pek çok can e mal kaybına sebep olmuş bir olay söz konusudur. Evet bazı yazarların birinci ve ikinci Aznavur isyanları bazı yazarların Biga ve gönen isyanları şeklinde bahsettiği ama genelde aznavur isyanları diye bahsedilen söz konusu olaylar güney Marmara da yani bölgemizde cereyan etmiştir. Bu olayların temeline indiğimiz de hemen şundan bahsetmemiz gerektiği kanaatindeyim. Güney Marmara Osmanlının son döneminde Osmanlının kaybettiği topraklardan gelip Osmanlıya sığınan pek çok farklı etnik kökenli ki göçmen gruplarını yerleştirilmiş olduğunu görmekteyiz. Nitekim Osmanlının son döneminde Marmara’nın güneyinde Kafkas kökenli kavimler yani Çerkezler, Gürcüler, Osetler, Lazlar, balkan kökenli Macırlar, Pomaklar, Boşnaklar, Arnavutlar karışık halde yaşar vaziyettedirler.  Bazı tarihi kaynaklara göre Osmanlı hanedanı zaten bu kavimleri kendini emniyete almak için bu sahaya yerleştirmiştir. Bu karışık kitle bir hassa Kafkasyalılar saray ve Osmanlı hanedanı ile daha yakın ilişki halindedirler. Bu nedenle bir hassa Kafkasya kökenli gruplardan oldukça fazla sayıda asker yetişmiş ve Osmanlı ordusunun subay kesimi içerisinde Kafkasyalı bol miktarda yaşam bulmuş bir görünümdedir. Osmanlı devleti Trablusgarp balkan savaşlarını ve akabinde birinci dünya savaşını yaşamaya başladığında tüm ülkede olduğu gibi güney Marmara’da da pek çok sorunlar ortaya çıkmaya başlamıştır. Birinci dünya savaşının en kanlı evrelerinden olan Çanakkale savaşları bu bölgede cereyan etmiş ve bu bölgenin toplumsal yapısı biraz daha allak bullak olmuştur. Bu bölgenin orta noktalarından bir mevki olan Gönen’imiz de güney Marmara’nın en sorunlu bölgelerinden birisidir çünkü bu sahada Osmanlı ülkesinde ekilen tütünün önemli kısmı yetişmekte bu nedenle Osmanlı rejim iradesinin önemli teşkilatı bu sahada görev yapmaktadır. Hali ile onun karşısında yer alan kaçakçılar da bu bölgede geniş çapta yer tutmakta bölgede karışıklığın artmasını daha da arttırmaktadır. Sözüm kısası birinci dünya harbi bitip de Mondros mütarekesi imzalandığı sırada güney Marmara ve gönen bölgesi tam bir keşmekeş içerisinde ki yaşayan bir saha durumundadır.  Mondros mütarekesi imzalandığında işgal güçleri yavaş yavaş bu mütareke uyarınca Osmanlı ülkesi topraklarının her yerinde olduğu gibi güney Marmara’mızda da bazı yerleri işgal etmeye başlamışlardır. Ancak güney Marmara’nın Gönen, Manyas, Bandırma, Biga, sahillerinin deniz yolu ile İstanbul’a bağlantılı olduğundan işgaline gerek görünmeyen yerler olarak düşünmüşler ve bu neden ile hemen işgal edilmemişlerdir. Fakat zaman ilerlediğinden bu düşünceden vazgeçeceklerinden buraların yunan işgal sahasına dâhil edildiği görülecektir. Ancak bölgenin Yunanlılara işgal edilmesi hemen gerçekleşmemiştir. Çanakkale bölgesinde ki Gelibolu sahasında ki akbaş cephaneleri Hamdi Bey yönetimde ki Türk Kuvai Milliyeciler ile boşaltılıp buradaki silah ve mühimmat güney Marmara’ya nakledilince durum değişmiş. İngilizler bütün dikkatlerini bu bölgeye yöneltmişlerdir. Kendi asker ve güçleri ile bu cephaneleri geri almaları mümkün olmadığından bandırmayı işgal etmelerine rağmen burada tutunamayıp geri çekinmek zorunda kaldıklarından bu bölgede kendi hesaplarına çalışacak İstanbul hükümetine sadık yeni bir kuvvet yeni bir teşkilatlanma oluşturma teşebbüsüne girişmişleridir. Bunun neticesi de böyle bir teşkilatlandırmayı gerçekleştirecek bir yönetici şahıs olarak güney Marmara da aznavur Ahmet denilen şahısın ortaya atıldığını görmekteyiz ve bu şahıs İstanbul hükümeti ve İstanbul padişahı tarafından bizzat görevlendirilerek güney Marmara bölgesine özellikle gönen, Manyas, Biga havaisine tebliğ edilmiştir. Aslında asker bile olmayan bu şahıs zamanında Çerkez kökenli ailesi ile bölgeye yerleşmiş ve bu bölgede yaşamaya başlamıştır. At yetiştirme ve tarım işi işle uğraşan bir yaşam içerisindeyken sarayla giriştiği yakın ilişkiler içerisinde kendisine sivil paşalık unvanı verilmiş ve böylece Ahmet Aznavur bir devlet memuru statüsüne kavuşturulmuştur.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.