güvenilir kaynak casibom giriş maritbet
SON DAKİKA
Hava Durumu

ESER TARAMALARIYLA İLK ÇAĞ TÜRK KÜLTÜR BELGELERİ VE TÜRK DEVLETLERİ

Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:49
Yazının Güncellenme Tarihi: 18.12.2020 21:49

630 senesi Gök-Türk tarihinin karanlık yılıdır. Doğu hakanlığı bu sene Çin’e boyun eğmişti. Batı hakanlığı da ayni tarihte ayni akıbete uğradı. Bundan sonra da Aşina soyundan bir sürü "kağan", bazen aynı zamanda birkaç "kağan" Bati Göktürk gruplarının başında görülüyorsa da, bunlar artik Çin'in birer memuru durumunda idiler. Bir aralık, başta Türgişler ve Karluklar olmak üzere diğer Türk boylarının desteğinde şiddetli mücadelelere girişen hakan Ho-lu(653-659)'nun büyük gayretlerine
rağmen, Bati Gök-Türk arazisinin Çin kontrolüne girmesi 658'de tamamlandı. Çin İmparatorları, oradaki Türgis hakanlığı zamanında bile, çoğu ismen olmak üzere, On oklara "kağan" tayin etmeğe devam ettiler.

 

HAZAR HAKANLIĞI

7.-10. yüzyıllarda kuvvetli teşkilatı, canlı ticarî faaliyeti, dinî hoşgörüsü ve İktisadî refahı ile Kafkaslar ve Karadeniz'in kuzey düzlüklerinde itil (Volga)'den Özü(Dnyeper)'ye, Çolman(Kama)'a ve Kiyefe uzanan sahada siyasî istikrar sağlayan Hazar hakanlığı Doğu Avrupa tarihinde büyük rol oynamış en mühim Türk devleti olarak görünmektedir. Hakanlığa ad veren Hazarların yukarıda gördüğümüz tarihî seyir dolayısıyla, Sabar Türklerinin devamı oldukları İslam yazarı el-Mes'üdî(10. yüzyıl’ın) bir kaydı ile de kuvvet kazanmıştır. Ona göre, İranlıların "Hazar" dedikleri topluluk Türkler tarafından "Sabar" (Sebir) diye anılır. Sabar adi yerine Hazar tabirinin hemen ayni manaya gelmesi de bunu teyit eder. Hazarları meydana getiren ahalinin yalnız eski Sabar Türklerinden ibaret olmadığı, aslen Sabar olan Semender
ve Belencer adli iki Hazar boyundan başka, hakanlık topraklarında yaşayan zümreler arasında türlü Türk gruplarının yer aldığı da şüphesizdir. Hazar ülkesinde Z'li (doğu) Türkçe (Hun, Gök-Türk, Uygur lehçesi) yanında R'li (batı) Türkçe (Ogur-Bulgar lehçesi) de konuşuluyor, ayrıca Fin-Ugor (Macarca) ve diğer mahallî diller kullanılıyordu. Bu, bölgede cereyan eden tarihî hadiselerin tabii sonucu idi: Hazar devletinin ana topraklan durumunda olan Itil-Kafkaslar-Don arası saha, doğudan batıya gelişen büyük göç hareketlerinin yolu olduğu için, Hunlardan, Ogurlardan, Fin-Ugoriardan. Avarlardan burada kalan kütleler hayatlarını devam ettiriyorlardı. 558'den sonraki yıllarda Sasanîlerle savaşa girişmiş Kafkaslar hakimi bir kavim olduğu bildirilen Hazarlar (daha doğrusu Sabarlar) "Hazar" adi ile 586'da Bizans'ta iyice tanınmış bulunuyorlar, fakat aynı zamanda "Türk" diye anılıyorlardı. Çin kaynaklarında ise "Türk-Hazar" (T'u-küe Ho-sa-K'o-sa) adi ile zikredilmişlerdir. Bu son iki kayıt Hazar ülkesinin 576 yıllarında hakimiyeti Karadeniz'e ulasan Gök-Türk imparatorluğu sahası içine alındığını göstermekte ve topluluk adları kullanılışında Türk geleneğine uygun düşmektedir. Böylece, Hazarlar, Gök-Türk hakanlığının batıda
en uç kanadını meydana getirmişlerdir. Ermeni tarihçisi rahip Sebeos’a (Vll.asır) ve İslam kaynaklarına göre, Gök-Türk hanedanı Aşina ailesinden bir başbuğun idaresinde bu durum 7. yüzyılın 2. çeyreğine kadar devam etmiş ve Hazarlar Bati Gök-Türk hakanının iradesi ile Sasanîlere karşı Bizans'a yardımda bulunmuşlardır. Hazarların Derbendi geçerek Gürcistan'a girip Tiflis'i kuşattıkları ve Azerbaycan'a
akınlar yaptıkları 626 yılına doğru, kendisi doğu Karadeniz sahillerinde bulunduğu sırada, başkenti Sasanî-Avar muhasarasına alınmış olan Bizans imparatoru Herakleios, Tiflis önlerine gelerek, Hazar hükümdar-başbuğu -ihtimal Bati Gök-Türk hakanı Tong Yabgu'nun küçük kardeşi- ’Yabgu" ile vardığı anlaşma sonucunda sağladığı 40 bin atlının desteği sayesinde İran içlerine yürümeğe muvaffak olmuştu.
Bu münasebetle Anadolu İranlıların istilasından kurtarılmış, Sa-sanîler artik büyük devlet olmaktan çıkmış ve Hazar kumandam Çorpan Tarhan'in başarı ile harekatı yürüttüğü bu sıralarda "Yabgu" da Tiflis'i zapt ederek (629) bazı Ermeni kütlelerini himayesine almıştı. Hazar tarihinin gerçek hakanlık devresi 630'dan itibaren başlamaktadır. Bu tarihte Orta Asya'da Gök-Türk hakanlığının Çin hakimiyetini tanıyarak bir fetret devresine girmesi üzerine, kendi topraklarında kendi baslarına idareler kurmaya girişen birçok Türk topluluklarında görüldüğü gibi, Ha-zarlar da, müstakil hakanlık olarak devletlerini geliştirdiler. Başarı için gerekli siyasî ve İktisadî şartlar mevcut bulunuyordu.

Hazar Devleti, İran karşısında Bizans’ın en iyi müttefiki durumunda idi. Türk-Bizans İş birliği sayesinde zayıflayan Sasanî imparatorluğu 634-637'lerde İslam kuvvetleri tarafından çökertilip ıran topraklan Arapların eline geçerek, İslam ileri harekatı bir yandan Ermeni’ye yolu ile Kafkaslar'a doğru, bir yandan da Suriye üzerinden Anadolu içlerine doğru gelişmeye başlayınca, bu ittifak tabii bir hal aidi. 7. asrin 2. yarısından itibaren gittikçe kuvvetlenerek 8. yüzyıl boyunca devam eden siyasî menfaatler ortaklığı, iki tarafın hükümdar aileleri arasında evlenmelere varacak ölçüde değer ve ehemmiyet kazandı. İmparator Justinianos II (685-695 ve 705-711) ve Konstantinos V (741-775) Hazar prensesleri ile evlendiler.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.