güvenilir kaynak casibom giriş maritbet
SON DAKİKA
Hava Durumu

ESER TARAMALARIYLA İLK ÇAĞ TÜRK KÜLTÜR BELGELERİ VE TÜRK DEVLETLERİ

Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:49
Yazının Güncellenme Tarihi: 18.12.2020 21:49

Çin, Gök-Türkler arasındakı bu anlaşmazlığı körüklemeğe devam ediyordu. Ta-lo-pien Batı Yabgusu Tardu'nun yanında, Doğu'daki yeni hakan ile mücadeleye giriştiği sırada, Isbara da o tarihte, Chou'lar'in yerine iktidara gelen Sui hanedanı(581- 618)'ndan kendi ailesinin intikamını almak isteyen karisi, Chou prensesi Ts'ien-kin'in telkinlerine kapılarak, Çin'e kuvvet sevk ediyor; Sui imparatoru Wen-ti (Yang Chien 581-604) de eskiden beri Çin şehirlerinde ticaretle uğrasan ve dostluk ilişkileri çerçevesinde imtiyazlara sahip 10 bin kadar Türk'ü Çin'den uzaklaştırıyordu. Buna karşı Isbara'nin ordusu ile Çin'e girmesi, Çin entrikasının kesifleşme sine yol açtı. Wen-ti yabgu Tardu'ya altın kurt başlı bir sancak göndererek onu Gök-Türk hakanı olarak tanıdığını bildirdi. İhtirası alevlenen Tardu, Çin'e karsı ortak hareket teklif eden Isbara'nin isteğini önce reddetti ve îsbara, Gök-Türkleri gayet iyi tanıdığı anlaşılan diplomat-general Ç'ang-sun Seng ile mücadele etmek ve bu Çinlinin Türk
kumandanları arasına soktuğu nifak ile uğraşmak mecburiyetinde kalırken, Tardu, hakanlığın Doğu kanadının yüksek hakimiyetini tanımadığını ilan etti (582). Böylece, 350 yıldan beri ilk defa Çin'de siyasî birliği kurarak sonraki kudretli T'ang sülalesine siyasî yönden basamak vazifesini görmüş olan Sui sülalesi iktidarının başladığı yıllarda, Gök-Türk hakanlığı resmen ikiye bölünmüş oldu.

DOĞU GÖK-TÜRK HAKANLIĞI

Doğu'da zor şartlar altında hakan îsbara dengeyi büsbütün kaybetti. Ordu mensupları arasında, kendisi ile mücadeleye devam eden Ta-lo-pien'e bağlı olduklarını zannettiği yüksek rütbeli kumandanları vazifeden uzaklaştırmaya, hatta cezalandırmaya başladı. Neticede bu askerlerle, prenslerden bazıları Çin'den yardim istemek zorunda kaldılar. Etrafında korku ve nefret uyandıran îsbara da, kendi gücünden çok şey kaybettiğini ve Tardu -Ta-lo-pien İkilisinin tehdidi altına girdiğini esefle gördüğü için bizzat, Sui hükümdarına müracaat ile askerî destek ve barış dileğinde bulundu. Teklifi sevinçle kabul eden Wen-ti'nin derhal yolladığı heyetin başında diplomat Yu K'ing-tsî ile birlikte yine Ç'ang-sun Seng bulunuyordu. Başkentte Hatun'un ve diğer Türk ileri gelenlerinin önünde bu iki Çinli, îsbara'ya hakaret edecek kadar ileri gittiler ve "Çin imparatorunun oğlu" olduğunu kabul eden hakanı "Ç'en" (bende) ilan ettikten sonra memleketlerine döndüler. Doğu hakanlığı Çin himayesine
girmişti. Durumu kendi çıkarına kıyasıya sömürmeyi tasarladığı anlaşılan Çin, Türkleri büsbütün yozlaştırmak maksadı ile, halkını Çince konuşturmaya, Çinliler gibi giyinmeğe, Çin adetlerini kabule teşvik ve mecbur etmesi için îsbara üzerinde zorlu baskısını artırdı. Hakan imparatora gönderdiği 585 tarihli mektupta bu talepleri söyle cevaplandırmakta idi: "Size bağlı kalacak, haraç verecek, kıymetli atlar hediye edeceğim. Fakat dilimizi değiştiremem, dalgalanan saçlarımızı sizinkine benzetemem, halkıma Çinli elbisesi giydiremem, Çin adetlerini alamam, imkan yoktur, çünkü bizi bakımlardan milletim fevkalade hassastır, adeta çarpan tek bir kalp gibidir." ve ilave ediyordu: "Sui imparatoru dünyanın gerçek hakimidir. Gökte iki güneş olmadığı gibi, yerde de iki hükümdar olmamalıdır" vb. Gök-Türk hakanlığının parçalandığı, tabi kütlelerin ayaklandığı, Türklerin Çin'e ilticaya başladıkları, Türk hükümdar ailesi mensuplarını birbirine düştüğü bu karışıklıkta îsbara öldü (587). Yerine geçen kardeşi Ç'ii-lo-hoii (=Ye-hu Kağan) ve arkasından Toy tarafından (Devlet Meclisi'nce) hakan ilan edilen Tulan (588-600) zamanlarında durum düzelmedi. Meşhur Ç'ang-sun Seng Gök-Türk hakanlığını iyice çökertme yollarını gösteren raporlar hazırlayarak imparatoruna takdim ediyor, elçi olarak geldiği Ötüken'de türlü entrikalarla Türk hanedan üyelerini karşı karşıya getiriyordu. En büyük yardımcısı da, önce T'a-po'nun, sonra Isbara'nin ve nihayet, Tulan'in öldürülmesinden sonra, Çin'in muvafakati ile tahta çıkarılan, Ye-hu'nun oğlu, K'i-min (= T'u-li. 600-609) Hakan’ın karısı olan Çinli prenses Ts'ien-kin idi. K'i-min, bu defa Doğu hakanlığını kendi idaresine almağa çalışan Tardu'ya karşı kullanılmakta idi. Bu K'i-min de imparator Yang-ti'ye, 607'de, gönderdiği bir mektupta "Hasmetpenah'in aciz bir bendesi" olduğunu, hatta vaktiyle Isbara'nin bile reddettiği "Türk kavmini Çinliler gibi yapmağa -giyim, adet ve dilde Çinlileştirme hazır bulunduğunu" yazabiliyordu. Ancak, ölümünden sonra yerine geçen oğlu Si-pi (Shihpi, 609-619) Gök-Türk haysiyetini biraz kurtarabildi. Bir Çinli prenses ile evlenmekle beraber bunu, Çin'in Gök-Türk iç islerine karışmasını önleyen bir paravana olarak kullandı. 5-6 yıl içinde Doğu Hakanlığı topraklarındaki dağınıklığı giderdi; batıda Tibet'e ve doğuda Amur nehrine kadar tekrar itaat altında idi (615). Durumdan telaşa düsen Sui imparatoru, Türk hanedan üyeleri arasında anlaşmazlık çıkarmaya dayanan değişmez Çin planını yeniden uygulamağa geçti: Bu defa yol göstericisi, hususî entrika raporları hazırlayan ve Batı Asya için yazdığı eserler başlıca kaynaklardan sayılan Çin devlet ve "sömürge" adamı P'ei-chü idi. Hakan’ın küçük kardeşi Ç'i-ki çad'a "hakanlık" teklif edildi. Fakat milletin perişanlığını ve Çin tahakkümünün rezaletlerini gören bu genç, hem teklifi, hem kendisine vaat edilen Çinli prensesi reddetti. Çinliler başka bir yol denediler: Gök-Türk nazir
(Bakan)’larından birini pusuya düşürerek öldürdükten sonra, Hakan'a onun muhalefet maksadı ile kendilerine müracaat ettiğini, fakat "aradaki dostluktan" dolayı onun ortadan kaldırılmasını uygun bulduklarını bildirdiler. Gaye Hakan Si-pi ile Gök-Türk büyüklerinin arasını açmaktı. Hakan bu oyuna da gelmedi. Gök-Türk nazilinin öldürülmesi hadisesinin Çin-Türk anlaşmasını bozduğunu ileri sürerek yıllık haracı kesti, savaşa hazırlandı. Planı, Çin'in kuzey eyaletlerinde geziye çıkmış olan imparator Yang-ti'yi baskınla yakalamaktı. Fakat teşebbüs hakanın Ötüken'de bulunan zevcesi Çinli prenses t-ç'eng tarafından gizlice Çin'e bildirildiği için süratle geri dönmeğe çalışan imparator, takipçi Gök-Türk süvarileri tarafından San-si'de Yen-men (bugün Tai-hien) mevkiinde kuşatıldı. Üzüntüsünden ağladığı rivayet edilen imparatorun imdadına yine ayni prenses yetişti: Gök-Türk ülkesinde büyük bir isyan çıktığı söylentisini yayarak Türk ordusunun geri çekilmesini sağladı (615).

Yang-ti'nin son, itibar düşürücü durumu Çin'de karışıklıklara yol açtı ve ona karşı muhalefet gittikçe arttı. Bu defa da Çin ileri gelenlerinin Gök-Türklere sığınmalarına şahit olunuyor ve Si-pi hakan Çinlilerin siyasetini kendilerine karşı tekrarlıyordu. Çin sarayını yağmalayarak aldığı kıymetli eşyayı Gök-Türk hakanına sunan mülteci Liang Shi-tu'yu, Si-pi "Çin kağanı" ilan ederek (617) kendisine bir kurt başlı sancak verdi. Liu Wu-Chou adli diğer bir kumandam da "Bati Çin kağanı" yaparak, Sui'lere karşı sefere çıkardı. Si-pi'nin siyasî faaliyetleri arasında, tarihî bakımından en ehemmiyetlisi Çin umûmî valilerinden Li Yüan'i himayesine alıp desteklemesidir ki, antlaşma gereğince, Türk ordularının yardımı ile Sui'leri iktidardan uzaklaştırarak başkent Ç’ang-an’daki imparatorluk servetini hakana takdim eden, ayrici 30 bin top ipek ve yıllık vergi vermeyi kabul etmiş olan Li Yuan, Çin'de 300 yıl kadar hüküm süren ünlü T'ang sülalesini (618-906) kurmuş ve kendisi imparator olarak Kao-tsu
(618-626) unvanını almıştır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.