güvenilir kaynak casibom giriş maritbet
SON DAKİKA
Hava Durumu

DİZİ SERANOMİSİNİN ARDINDAKİ TARİHİ GERÇEKLER

Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:48
Yazının Güncellenme Tarihi: 18.12.2020 21:48

İstanbul’da askerlere maaş ödemesi, serasker, nazır, asakir kâtibi ve tertibin yüksek rütbeli zabitlerinin hazır bulunduğu bir törenle yapılacaktı. Asakir-i Mansure askerlerine iki öğün olarak verilecek ta’yınat, sabah çorba, ekmek; akşam çorba, yahni olarak belirlendi. Haftanın pazartesi ve Perşembe günleri akşam münesüne pilav ilave edildi. Bunlara ilaveten yağ, soğan ve tuz da ayrıca yeterli olarak verilmekteydi. Bundan başka yüzbaşı ve üstündeki rütbeli zabitlere ilave ta’yınat veriliyordu. Zabitan ve neferat her yılın mayıs ayında bir çift ayakkabı ve bir takım üniforma elbisesi alacaklardı. Asker üniforması pantolon, kuşak, kısa bir çeket ve bir yelekten ibaretti. Yelek ve ceket çuhadan; pantolon ise yünlü kumaştandı. Mayıs 1827’de ithal edilen çuha kumaşının yerine yerel üretilen yünlü kumaşlar askerlerin üniformalarının dikimi için kullanıldı. Yazlık askeri üniformalar pamuktan dikiliyordu. Askerlerin başına giyecekleri başlık için geçmişte bostancıların giydiği “fes”, yeni başlık olarak kabul edildi. Zabitan üniforması, askerin giydiği ile aynı olmasına karşılık daha iyi kalitede idi. Yüzbaşı ve üstü zabitana bir çengelli iğneyle boyunun etrafına bağlanan bir uzunca kırmızı saat verildi. Bu saat, şüphesiz zabitanın üniformasındaki en iyi aksesuar olarak gözükmekteydi (Yaramış, 1999: 701). Kanunnameye göre zabitan, silahların tevziinden ve askerlerin silahları uygun olarak kullanmalarını sağlamakla sorumluydular. Bozulan silahlar, yüzbaşı ve üstü zabitan ile nazırın birlikte uygun görmeleri ile değiştirilecekti. Kanunname kullanılan silahların çeşidini açıkça belirtmemişse de, daha sonra askerlere verilen tüfenk, süngü ve bir fişek kutusunu işaret ettiği anlaşılmaktadır. Zabitan ise sadece kılıç taşıyacaktı. Kanunname gereğince, askerler kışlalarında veya görevlendirildikleri yerlerde hazır bulunacaklar, zamanlarını ta’lim ve taallümler, 52 nöbet tutma ve kendilerine verilecek diğer askeri vazifelerle geçireceklerdi. Askerlerin firar etmelerini önlemek için zabitleri kendilerine “kefil yapıldılar”. Barış zamanı boyunca her beş neferatten biri dönüşümlü olarak sıla iznine gönderilecekti. Sıla izni süresi askerin gideceği yerin uzaklığına göre kısa ya da uzun müddet olabilecek fakat sekiz ayı geçmeyecekti. Ayrıca zabitan ve neferat hac yapmak için izin alabilirlerdi. Kendilerine verilen izin süresi içnide birliğine geri dönen askerlere biriken paralarının hepsi ödecekti. Zabitandan, askerlerin firar etmesine engel olmaları hususunda büyük özen göstermeleri, ölçüsüz olarak sıla izni vermemeleri, emri altındaki askeri birlikleri daima tam kadro olarak hazır bulundurmaları istenmekteydi (Yaramış,1999:701). Kısa sürede büyüyüp gelişen Asakir-i Mansure için Üsküdar ve Levent’teki kışlalara yenileri ilave edilmiştir. Eski devirden kalma talim görmüş askerle subaylar yeni ordunun çekirdeğini teşkil etitler. Askere yazılanlar kısa zamanda Avrupa usulü eğitime başladılar(Özcan,1999: 457). II. Mahmud hızla askeriyenin yeni modern eğitim düzeni ile yetişmesini ve donanımını arzu etmekteydi. Bu iş için ilk önce Mısır Valisi Mehmed Ali Paşa’ya müracaat etti. Ancak, Mısır valisi istenilen yetişmiş eleman gönderme işini çeşitli bahanelerle reddedince mecburen Avrupa’dan komutan ve teçhizat istemek durumunda kalınmıştır. Fransa ise Yunan isyancıları ve Mehmed Ali Paşa’yı desteklemesi sebebiyle istenilen yardım konusunda mütereddid davranıyordu. İngilizler ise taraftar değildi. Ancak Prusya II. Mahmud’un isteğine olumlu cevap vererek Osmanlı ordusunun modernizasyonu konusunda yardımcı olmayı kabul etti. Böylece orduda günümüze kadar süercek bir Alman geleneği başlamış oldu. Ayrıca, Viyana Harp Okulu’na üç subay Harp Okulu öğrencisi İngiltere’de ki Woolwich Harp Akademisini’ne de iki öğrenci kabul edildi ve bir yıl sonra üç İngiliz subayı yardım ve tavsiyede bulunmak üzere İstanbul’a gönderildi (Er, 1999: 207). Fakat istenilen sonuçlar kısa zamanda alınamadı. Devlet bu ocağın yetiştirilmesi için büyük çabalar harcarken, bir yandan da Rum isyanı ile uğraşıyor, Rusların savaş hazırlıklarına karşı, cepheye sürekli yeni kuvvetler sevk etmeye 53 çalışıyordu. Öte yandan ocağın sürekli eksiklikleri çıkıyor, padişah bu açığı kapatmak için yoğun bir çaba harcıyordu. Yeni ordunun seraskerlikten sonra gelen en büyük makamı Asakir-i Mansure Nezareti idi. Teşkilatın maaş v.b teknik işlerinden nazır sorumluydu. Yeni nizami orduda alınan eğitim tedbirleri kısaca şunlardı: Her saf için bir mektep kurulacak, buralarda her gün Kur’an-ı Kerim ve ilmihal dersleri verilecekti. Neferler beş vakit namazı cemaatle kılacaklardı. Bunun için de her bölüğe birer imam tayin edilecekti (Özcan,1999: 457). II. Mahmud 1829 yılında yaptırmış olduğu Kuleli Kışlası’nda mansure askerleri talim yaparlarken bulunur, geceyi de İcadiye Köşkü’nde geçirirdi. Yeni ordunun bölük, tabur, alay gibi askeri birlik adları III. Selim zamanında kurulup kısa sürede lağvedilmek zorunda kalınan, Nizam-ı Cedit’inki ile aynıydı. Mansure ordusunda terfiler çalışkanlığıa göre olacak, yani bir nefer kabiliyet ve gayreti sayesinde binbaşılığa kadar yükselebilecekti (Özcan,1999:457). En yüksek rütbeli subaydan ere kadar her neferin maaş ve tayinatı vardı. Maaşlar aydan aya ödecekti. Yeni ordunun giderlerinin karşılanması için ayrı bir hazine kurulmuştu. Mansure hazinesi adı verilen bu müesseseye yeni gelir kaynakları bulunmuş, böylece devlet hazinesine yük olmaktan kaçınılmıştır (Özcan,1999: 457). Askeri teşkilat büyüyünce, iki alay biri “liva” sayıldı ve kumandanlıklarına “mirliva” denilen paşalar getirildi. İstanbul’daki orduya “Hassa”, Üsküdar’daki orduya “Mansure”; bunların kumandanları olan paşalara “Ferik” deniliyordu. 1832’de Hassa ve Mansure orduları kumandanlıklarına “Müşir” (mareşal) rütbesinde olanlar getirilmiş, ferikler iki livadan müteşekkil kuvvetlerin kumandanları olmuşlardı. 1832 yalında ihdas edilen müşirrikler rütbesinin silsilesi aşağıdan yukarıya doğru şu şekli almıştır. Nefer onbaşı, bölük emini, çavuş, başçavuş, mülazım, yüzbaşı, sol kolağası, sağ kolağası, binbaşı, kaymakam, miralay, mirliva, ferik, üşir. Ordunun gittikçe artan subay ihtiyacını karşılamak üzere, 1837’de Selimiye’de “Sıbyan Bölükleri” teşkil edilmişti. Bu, Harp Okulu’nun çekirdeği idi. Aynı yıl, talebeler Maçka Kışlası’na nakledildi. 1837’de ise görülen aksaklıklar düzeltilerek, Harbiye daha verimli hale getirildi (Heyet,1978: 737). 54 Yeniçeriliğin ilgası ve Mansure’nin kurulmasıyla savaş meydanlarında olumlu sonuçlar hemen alınamadı. 1828-1829 Rus harbi ağır yenilgi ile sonuçlandı. Bu yenilgide Mansure’nin daha yeni kuruluş olması kadar, yeniçeriliğin ilgasının ve ardından gelen diğer yeniliklerin meydana getirdiği manevi tedirginliğin de payı vardır. Öte yandan Asakir-i Mansure, bir subay kadrosunun oluşması beklenmeden kurulmuş bütün birliklere ister istemez oradan buradan subaylar bulunmuştu (Kunt ve Akşin, 2000:113). Asakir-i Mansure-i Muhammediyye yeni ve biraz aceleye getirilmiş bir kuruluş oludğundan 1829’da Rus ordusuna, 1831 – 1833’de Mısır askerlerine karşı yapılan savaşlarda kendisinden umulanı tam olarak verememişse de yeniçerilerin son zamanlarına göre üstünlüğünü, düzenli Rus ve Mısır kuvvetlerine karşı iki yıl gibi uzunca bir süre karşı koymakla ispatlamıştır. Yeni ordunun desteklenmesi ve ülkenin daha iyi savunulabimesi için 1834 yılında Redif-i Asakir-i Mansure adıyla bir yedek ordu kurulmuş ve aynı yıl çıkarılan bir kanunname ile taşrada redif birlikleri kurulmaya başlanmıştır. Bu birliklerin oluşturulmasından sonra “Asakir-i Mansure” ifadesinin yerini “Asakir-i Nizamiyye” almış ve uzun yıllar bu ikinci şekil kullanılmıştır. Nizamiye kelimesi bugün de varlığını korumakta, kışla girişleri bu isimle adlandırılmaktadır. II. Mahmud’un ölümünde 12.000 Hassa askeri vardı. Mansure ordusu ise 74 bin piyade, 15 bin süvari, 4800 topçu, 4800 humbaracı, 4800 lağımcı ve 3 bin istihkâmcıdan oluşuyordu. Savaş halinde 100 bin redif, ayrıca sancaklardan da eski usullere göre bir miktar asker toplanabiliyordu (Heyet,1978: 737). “

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.