güvenilir kaynak casibom giriş maritbet
SON DAKİKA
Hava Durumu

DİZİ SERANOMİSİNİN ARDINDAKİ TARİHİ GERÇEKLER

Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:48
Yazının Güncellenme Tarihi: 18.12.2020 21:48

İşe III. Selim gibi modem bir ordunun çekirdeğini hazırlamakla işe girişmek gerekiyordu. III. Selim tahttan indirildikten sonra, o zaman veliaht şehzade olan Sultan Mahmud’a, devletin geleceğinin bu noktada düğümlenip kaldığını iyice telkin etmişti. II. Mahmud bütün kilit noktalarına, hatta yeniçeri 31 generalliklerine, yeni bir ordu kurulması gerektiğine içten inanmış kimseleri getirdi. Bütün bunları yaparken her an tetikte bekleyen ve kendi durumlarını padişah derecesinde bilen yeniçerileri ürkütmemek için, çok dolambaçlı yollar icap etti.(Engelhardt,1999:21;Uzunçarşılı,1988:522).Padişah önce tersane ve topçu sınıflarının modernleşmesine ve gemi inşa işlerine başladı. Bu sınıfları kuvvetlendirip kendisine bağlayarak asıl hedefi olan Avrupa modelinde bir ordu kurmanın hazırlığına girişti (Turan,1978: 590). Eğitim görmüş asker tertibine karar verildikten sonra, kararın yeniçerilere uygulatılması nasıl sağlanacak diye görüşülmeye başlandı. Ağa Hüseyin Paşa büyük ve küçük askerlerin ikna edilebileceğini söyledi. Ancak bu iki sınıfın ortasında bulunan ve esame akçesinden faydalanmaya alışkın mütevelli, aşçı, usta ve haseki ortağı denilen çıkar sağlayan kişilerin harekete geçip isyana teşvik edebileceğini, bu yüzden de bu gibi karışıklık çıkarabilecek olanları önce ve birden idam etmek gerektiğini belitti. Hüseyin Paşa’nın söylediği en kestirme yol ise de birçok kimseyi idam etmek hak ve adalete uygun görülmedi. Kendilerine yol gösterilir de kabul ederlerse güzel karşılanır, yok eğer karşı gelirlerse haklarında gerekli işlem yerine getirilir diye karar alındı.(Cevdet Paşa,1994 :29-39) Önce yeniçeri ağası Celaleddin Ağa aracılığı ile daha önce ocak çavuşluğundan atılıp da o günlerde kul kethüdası olan Hasan Ağa ve ustalıktan gelme ve ocakta ilk başvurulacak kimse olan Canbaz Kürt Yusuf ve birkaç sözü geçerli kimseler birer birer çağırıldı. Gizlice para ve rütbe vaad edilerek kendilerine askerliğin kanuni ve akla uygun gerekleri anlatılıp bu bakımdan uyarıldılar. Yeni bir düzen ve askeri eğitim için kendilerinden söz alındı.( Cevdet Paşa,1994:29–39) Ayrıca II. Mahmud, yeniçerilerin “talim gâvur icadıdır” diyememeleri için şeyhülislamdan “harp fenninin askere öğretilmesinin şer’an vacip olduğuna” dair bir fetva aIdı.(Iorga,1948 :137;Koçu,1981:386) Padişah yeniçerilerden talimli bir ordu çıkarmak istiyordu. Yeniçeri ağası Celalettin Ağa vasıtasıyla ocak erkanından ve neferler üzerinde nüfuz sahibi bazı ocaklıdan yeniçerilerin talimi kabul edeceklerine dair söz aldı.(Uzunçarşılı,1988 :532).Önündeki engelleri ortadan kaldırdıktan sonra II. Mahmud 25-28 Mayıs 1826 tarihleri arasında hazırlamış olduğu ordu reformuyla ilgili projesini sunup tartışmak 32 için bir meclis topladı. Bu toplantıya Sadrazam Selim Paşa, Rumeli Beylerbeyi, Sultan’ın doktoru, İstanbul Kadısı, Defterdar, Yeniçeri Ağası. Ulema ve bazı üst düzey devlet görevlileri vb., gibi dönemin belli başlı isimleri katılmıştı.Sadrazam. Yeniçeri Ordusu’nun çürümüş ve itaatsiz haline işaret ederek, gelmiş oldukları kötü duruma değinen bir konuşma yaptı. O kadar ileri gitti ki, Bir zamanlar İmparatorluğun gücü olan Yeniçerilerin artık Osmanlı’nın geri kalmasının arkasındaki en önemli neden olduğunu söyledi. Ayrıca Sadrazam bu konuşmasında ordunun Avrupa’daki ordu modellerini örnek alarak yeniden örgütlenmesınin çok önemlı olduğu konususunda ısrar etti (Zakıa,1999:251). Toplantıya katılanlar Sadrazamın değindiği konulara muvafakatlarını bildirdiler. Bunu fırsat bilen Sadrazam ordu reformunu konu alan 46 maddelik bir projeyi içlerinde Yeniçeri Ağasının ve Ulemanın de bulunduğu bu gruba sundu ve oybirliğiyle onanmasını sağladı toplantının sonunda müftü ordu reformu projesinin uygulanması ve buna karşı çıkanların cezalandırılmaları hususunda bir fetva verdi. Bu reform projesinin ordu ve Ulema tarafından kabul edilmesi reformcu kanadın silahlı muhalefete karşı kazandıkları başarıların başlangıcı olarak düşünülmektedir (Zakıa,1999:251). “Eşkinci” adıyla kurulacak ocağın açılması için Ulemadan da fetva alındıktan sonra, vezirler, ulema ve ocağın ileri gelenleri Ağa kapısında toplanarak verilen kararları içeren bir yazıyı topluca imzaladılar. Buna göre; a.İstanbul’da bulunan 51 yeniçeri ortasından herbiri asker olmaya elverişli yüzelli kişi çıkaracak, b.Eşkinci sınıfinın her odasında, yeniçeri odasındaki kadar subay bulunacak. “Bir çorbacı. bir odabaşı, bir vekilharç, bir bayraktar. bir usta bir baş karakollukçu, bir saka’ c. Subaylar tayinlerinde yeniçeri ağasına cizye vermeyecekler. ç. Yeniçeri ağası vazifesine başlarken sadrazama hiçbir para vermeyecek. d.Eşkincilerin eğitimlerine itina edilecek, talim, Et meydanında subayların nezareti altında yapılacak, atış talimi Kağıthane’de veya Davutpaşa’da yapılacaktı (Karal, 1983:146). 33 Hazırlanan hüccet. Fetvalar ve Eşkinci Ocağı nizamnamesi, Ağa Kapısı’na gidilerek askerin yüzüne karşı okundu.(Heyet,1978:735).Yeniçeriler arasından eşkinci yazılanlar 500 neferi bulduktan sonra tayin edildi, ocaklıyı ürkütmemek için Nizam-ı Cedit ve Sekban-ı Cedit esvaplarından kaçınılarak ayaklarına sıkı potur ve başlarına yeşil renkli laz kalpak giydirildi. III. Selim ve Alemdar Paşa’nın talimli askere verdiği süngülü tüfekler yerine tokmak kundaklı birer tüfekle kılıç verildi. (Lütfi Efendi, 97) Yeni askere Avrupa tarzında üniforma giydirildikten sonra, ilk talime 11 Haziran 1826 tarihinde Aksaray’da büyük yeniçeri kışlasının önündeki Et Meydanı’nda başlandı (Öztuna,1969 :131). Talimleri yalnız Osmanlı Muallimleri yaptıracaklardı. Önce duası okundu, sonra saf saf dizilmiş eşkinciler, halkın meraklı ve diğer ocaklı yoldaşların istihfaf ile bakan gözleri önünde, uygun adımla sekiz-on adım attılar. (Kunt ve Akşin, :108) İki gün sonra birlik için personel kayıtları başladı. Bu kez ne yapıldığı kamuoyundan saklanmadı Nizam-ı Cedid ve Sekban-ı Cedid kurulurken sultanlar, bu birlikler kendilerini savunabilecek güce ulaşana kadar Yeniçerilerden saklamayı ummuşlardı. Fakat bu kez kayıtlar At Meydanı’nda (Hipodrum) Topkapı Sarayını Ayasofya ve Sultan Ahmed camilerinden ayıran büyük meydanda yapıldı ki burası Yeniçerilerin ne yapıldığını kesinlikle bilecekleri bir yerdi. Yeniçeri zabitleri, bu yeni talimli askerin, ocağın lağvı için atılmış bir adım olduğunu biliyorlardı(Danışman,1966:248).Yeniçeri Ağası ve Yeniçeri Ocağı ileri gelenlerinin huzurunda talimler başlatılmıştı. Fakat yeniçeriler, verdikleri sözden hemen caymakta beis görmediler. Talim meselesini anlayamadan evet demeye zorlandıklarını iddia ediyor, fetva ve hüccet yazanları, bütün başı kavukluları ve kendilerine karşı gelenleri kahredeceklerini söylüyorlardı (Iorga,1948:318 ) Kerpiç Han’ında toplananların çoğunluğu eşkinci merasimi esnasında ayaklandırmaya karar vermişlerdi (Koçu,1981:324) . Devlete sadakatle bağlı Mustafa Ağa ve Kürt Yusuf ve diğer söz sahibi arabozucu kişiler önce Ağa kapısı’nda talim için sözleştikleri gün sözlerinden dönerek Et Meydanında talim yapıldığı sırada niyetlerini uygulamaya koyarak isyana girişmişlerdi(Uzunçarşılı,1988:539). Fakat içlerinden bazıları: “Kazanlar çıkmadan isyan etmek durumu Bektaşiyanın kanununa 34 aykırıdır!” diyerek mani oldular. Bir kısmı: “Eşkinciler çoğalsın, eşkinci olan yoldaşlar gereği kadar top ve tüfek alsın, sonra kıyam ederiz!” demişlerdi. Bazıları da:“Eşkinciler padişahın, devletin iltifatlarına nail olacaklardır. Çoğalınca bizden büsbütün korkmayıp bizlere itaat etmezler, bilakis ocağımıza düşman olurlar” demişti(Uzunçarşılı,1988:546). Ulemanın fetvasıyla, İslam askerine talimin amacının dini galip kılarak dünyayı selamete kavuşturmak olduğu, Bunun da düşmanın silahı ile silahlanarak savaşla mümkün olacağı söylendi. Ulema talimin gerekliliğini açıklayarak durumu izah etmişlerse de yeniçeriler “Bu bizlere teklif olunan suret gâvur talimidir, etmeyiz” diyerek dedikodu çıkarmaktaydılar. (Esat Efendi,2005:57). Yeniçeriler taahhütlerıne rağmen zorbalıklarına devam ediyor, isyana hazırlanıyorlardı. Yeniçerilerin nizam yerine nizamsızlık amili olmaları, ilmiye sınıfını da kendilerine düşman etmişti. Topçu ve tersane ocakları da yeniçerilere karşı padişahı tutuyor; Sultan Selim’e karşı isyana katılmakta ve nankörlük yapmakla kendilerini lekeli sayan bu gruplar artık şereflerini kurtarmak için padişaha taahhütle bağlanıyorlardı (Turan,1978 :590) Eşkinci Ocağı, Nizam-ı Cedit veya Sekban-ı Cedit gibi bağımsız bir görünümdeyse de Yeniçeri Ocağı’na bağlıydı ve sürekli olarak yeniçerilerin hedefi durumundaydı. Nitekim daha talime başlandığı gün, istanbul kahvehanelerinde yeni askerler aleyhinde büyük bir propaganda başlamıştı. Nizam-ı Cedit’in yeniden kurulduğu, Yeniçeri Ocağı’nın kaldırılacağı ve yeniçeri esamelerine devletçe el konulacağı yolunda sözler yayıldı. Yeniçeriler talime başladıktan üç gün sonra 15 Haziran 1826’da ayaklandılar. Yeniçerilerin kazan kaldırıp ayaklanmalarına sebep Mısırlı bir talim mualliminin bir askeri dövmesidir. Fakat bu onların son isyanı oldu. Yeniçeri kışlaları yerle bir edilerek Yeniçeri Ocağı fiilen, bir süre sonra da resmen kaldırıldı. Ömrü çok kısa olan Eşkinci Ocağı’nın yerine de Asakir-i Mansure-i Muhammediyye adıyla yeni bir ordu kuruldu(Yıldırım,2006:36).

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.