güvenilir kaynak casibom giriş maritbet
SON DAKİKA
Hava Durumu

DİZİ SERANOMİSİNİN ARDINDAKİ TARİHİ GERÇEKLER

Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:48
Yazının Güncellenme Tarihi: 18.12.2020 21:48

 

II. Mahmud ıslahata başlamadan önce bunun çok dikkatli bir şekilde planlanması ve devlet içinde ona sahip çıkacak yeterli desteğin oluşturulması gerektiği kanısındaydı. III. Selim ve Alemdar Mustafa Paşa, askeri ıslahat karşıtları tarafından kurdukları ordularla birlikte yok edildikleri için Sultan Mahmud, 1808 ile 1826 yılları arasında kökten bir ıslahat düzenlemesi teşebbüsünde bulunamadı. O, bu yıllar arasını, ileride yapacağı yenililer için bir hazırlık dönemi olarak görmüş ve bu doğrultuda çalışmıştır (Yaramış,2002:15).

Sultan Mahmud un yeniçeriliğin kaldırılmasından sonraki ıslahatları önceki döneme nazaran daha farklıdır. Bu dönemde garplılaşmaya yatkın yetişen devlet adamlarının da rolleri olduğu muhakkaktır (Karagöz,1995:193). II. Mahmud, III. Selim’in isyan ile neticelenen ıslahat hareketlerine girişmenin bütün tehlikelerini idrak etmekle beraber imparatorluğu kurtarmak için teknelojiyi taklitten başka çare kalmadığını da anlamıştı (Karal,1940:27-28). Avrupada olduğu gibi çağdaş bir devlet teşkilatının merkezi otoritenin kuvvetlenmesi 14 ile sağlanabileceği gerçeği, II. Mahmud’un bu sahadaki faaliyetlerinin ana fikrini teşkil etmiştir (Beydilli,1999:57). II. Mahmud’un ilk olarak, kendine bağlı kimseleri önemli makamların başına getirmeye başladığı görülmektedir. Bunu, görevliler arasındaki ast-üst ilişkisini göz ardı etmeden yapıyordu. Bunun için, gerektiğinde güven duymadığı ve yenilik karşıtı olan kişileri de iş başına getirmekten kaç 15 söylemektedir. Ona göre Sened-i İttifak şer’i bir yemin vesikası, rnisak şeklinde kaleme alınmıştır. Misak süresiz bir zaman dilimi için geçerli olmak üzere aktedilmiştir (İnalcık,1964:606-607). Yedi şart ve bir zeylden oluşan Sened-i İttifak’ın en önemli yanlarından biri, giriş kısmında çok açık bir biçimde devlet işlerinin kötüleştiği, içte ve dışta nüfuzunun kalmadığı, gerek devlet erkânı ve vekilleri arasında ve gerekse Ayan ve hanedanlar arasında ayrılıkların baş gösterdiği, Saltanat-ı seniyyenin gücünün dağıldığı ve bütün bunlardan toplumun bütün kesimlerinin olumsuz yönde etkilendiği ve yine bunlar sebebiyle saltanatın temelinin yıkılmak derecesine geldiği gibi kötü durumların küçük büyük herkes tarafından itiraf edildiği ve dolayısıyla olanlardan ders ve ibret alınması gerektiği gibi önemli hususlara işaret edildikten sonra “deayim-i nizam-ı din u devleti ikame ve ihya-i kelimetullahi’l-ulya niyyet-i hayriyyesiyle” devlet ve toplumdaki bu dağılıp çözülmenin ittifaka dönüşmesini ve devletin tam güç elde etme yollarının ortaya çıkmasını sağlamanın, uhde-i diyanet ve zimmet-i sadakate farz olduğunun herkese malum olduğunun zikredilmesi ve akabinde çeşitli meclisler düzenlenerek herkesin yekvücut, ittihadla ihya-i.din ve devlete çok çalışması gerektiğinin vurgu1anmasıdır (Okumuş ,2006:215).

Sosyolojik açıdan merkez-çevre güçlerinin karşılıklı tartılması noktasında önemli bir belge olan Sened-i İttifak’ın ilk dört maddesinde Padişah’ın otoritesi tasdik edilirken, hemen beşinci maddede çok önemli ve büyük bir şart olarak hanedan ve durumlarının, devletin keyfi davranışlarına karşı emniyet altına alınması isteniyordu. Bu ise Osmanlı devleti geleneğinde yep yeni bir durumdu (İnalcık,1964:607). Diyebiliriz ki iki taraflı bir belge, misak ya da sözleşme olan Sened-i İttifak ile Padişah Ayana emniyet, Ayan da Padişaha sadakat veriyordu. Konumuz açısından bir başka önemli husus, belgede, devletin halkla ilişkilerinin düzenli yürümesi, halka zulüm yapılmaması, fakirlere ve reayaya haksızlık içerisine girilmemesi gibi önemli hususlar üzerinde durulması, bu tip durumların Şeriat-ı Mütahharaya ve Şeriat-ı Ğarraya aykırı olduğunun ve bu şekilde aykırı davrananların devlete haber verilerek cezalandırılması gerektiğinin vurgulanmasıdır (Okumuş,2006:214).

16 Alemdar’ın ve devlet merkezinde Ayan hakimiyetinin ortadan kaldırılması ile hükumsüz bir vesika haline düşmüş olmakla birlikte Sened-i İttifak’ın başlıca önemi, belki de bu türden bir şeyin Osmanlıda ilk kez olmasıdır (Gözübüyük,1996:29).

Padişah’ın otoritesini yetkilerini bir bakıma sınırlandırması, Padişahı Ayan ve eşrafa karşı sorumlu kılması, Padişah tarafından hanedanlara emniyet ve hukuki garanti verilmesidir (Başgil,1946:22) . Nitekim bunun bu anlama geldigini, II. Mahmud’un Enderun-i Hümayun ricaliyle Sened-i İttifak’ı müzakere ederken Eğri Boyun Ömer Ağa II. Mahmud’a ifade etmiştir: “Bu sened, sizin istiklalinize dokunur; lakin reddi dahi kabil değildir. Çaresiz tasdik olunubda sonra bunun fesh ve ilgası çaresine bakmalıdır.” Sultan Mahmud da bunu bilerek imzalamış ve fakat Ayana ve onlara eğilimi olanlara öfke ile dolmuştur (Okumuş,2006:213).

Sultan-halifenin güçlü otoritesini belli ölçülerde sınırlamak gayesini güden bir belge olması dolayısıyla Sened-i İttifak’ın, modern Türk devletinin oluşum süreci tarihinde ilk amme hukuku kaidesi sayılabileceği ileri sürülmüştür (İnalcık,1964:603).

Bazı araştırmacılar bu belgeden hükümdar ile ayan arasında yazılı bir anayasa denilebilecek bir anlaşma diye söz ederler. Kısacası vergi konusunda Padişahın yetkisini sınırlamak, hükümet ile Padişah arasında bir ayırım yapmak, sorumluluk ve yükümlülüklerin karşılıklı hükmünü yerine getirmek gibi hususlar gerçektende meşruyetçiliğe atılan ilk adım olarak görülmüştür (Yalçınkaya,1999:642).

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.