güvenilir kaynak casibom giriş maritbet
SON DAKİKA
Hava Durumu

ÇOCUKLARA KARŞI İŞLENEN SUÇLAR VE İSTİSMARLAR KONU EDİLEREK TOPLUM NEREYE YÖNLENDİRİLİYOR

Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:48
Yazının Güncellenme Tarihi: 18.12.2020 21:48

Değerli Okurlarım,

Son günlerde peş peşe meydana gelen çocuk kaybolmaları ve bu kaybolmaların ölümle neticelenmesi toplumumuzu derinden sarmıştır. Haliyle bu konu toplumun diğer sorunlarının önüne geçmiş en fazla üzerinde durulan konuşulan konusu olmuştur düşüncesindeyim. Aslında bu konu başlı başına bir sorun olmaktan ziyade kadınlara karşı, özürlülere karşı, yaşlılara karşı, çocuklara ve hayvanlara karşı yapılan istismarları, suçları top yekun kapsayan büyük bir sorundur. Bu ana sorun biz Türklerin eskiden beri uğraştığımız köklü sorunlarımızdan biridir. Bu sorunlar İslamiyet öncesi dönemde varsa bile İslamiyet'in kabulünden sonra da artarak devam etmiş, özellikle Osmanlı imparatorluğu döneminde devletin büyümesi ile daha geniş sahalara yayılan bir sorun durumuna gelmiş bir sorundur. Bu genel soruna İslam hukuku içerisinde fazla bir ağırlık, özel bir ağırlık verilmediğinden olsa gerektir ki bu soruna dahil olan suçlar İslam hukukunun genel hükümlerine göre cezalandırılmış, haliyle yeteri kadar önemli cezalar uygulanmamıştır düşüncesindeyim. Hele hele İslam toplumunun yarattığı ailelerin içe kapalı yaşantısı harem usulü kabile yaşamı gibi yaşamlar sebebiyle bu soruna dahil suçlar yeteri kadar üzerinde durulmamış, bu suçları işleyenler çoğunlukla görülmezlikten gelinip yeteri kadar cezalandırılamamıştır.

Osmanlı Devletinin dağınık hukuk sistemi içerisinde farklı hukuk sisteminin uygulandığı devlet teşkilatı ve adalet sistemi oluşumunda zaten bunun dışında bir uygulamayı beklemek ve görmek de yersizdir. Özellikle kadının hareme kapatılması nedeniyle kadının şahsına karşı işlenen suç ve istismarlar dışa tam manasıyla aksetmediğinden küçük çocukların da harem sistemi dahilindeki yaşantılara dahil olması nedeniyle ve eğitim sürelerinde eğitimcilerin mutlak kontrolünde olması nedeniyle onlara karşı işlenen suçlar da istismarlar da aynen kadınların olduğu gibi toplumda dile gelmesi söz konusu olamamıştır.

Hele hele aile içi ensest ilişkiler ve suçlar çoğunlukla zaten örtbas edilmiş, topluma duyurulmamaya çalışılmıştır. Osmanlı Devleti yıkılıp Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra ülkenin medeni hukuka kavuşturulması Avrupai ceza hukukunun ülkeye kazandırılması sonucunda yukarıdaki sözünü ettiğim sorunlar dahilindeki suçlar ve istismarlar da bu yeni hukuk sistemi içerisinde daha fazla ve dikkatle takip edilir olmuş, suçluların cezalandırılabilmesi için yeni kanunlar çıkarılmaya devam edilmiştir.

Atatürk inkılapları gereği kadınlara tanınan haklar kadını toplum içerisinde daha etkin hale getirirken ülkede kadın hakları, çocuk hakları, hayvan hakları gibi konularda yaşlıların ve özürlülerin yaşamını kolaylaştıracak haklarını savunacak bir takım yeni kanunlar da çıkarılmıştır. Ne var ki buna rağmen toplumun eski dönemlerden gelen adet ve alışkanlıkları bu grupların istismarını, bu gruptakilere karşı işlenen suçları hiçbir zaman tam manasıyla ortadan kaldırmamıştır.

Bu nedenle başta çocuklar olmak üzere kadınlar ve diğer belirttiğim grup üyeleri istismara ve şahıslarına karşı işlenen suçlara uğratılmaya açık kalmış ve yer yer bu tür istismar ve suçlar devam etmiştir. Bu yüzdendir ki son günlerde önemle üzerinde durulan toplumun dikkati çekilen çocuk istismarları ve öldürülmeleri konusu aslında tek bir sorun olmaktan ziyade toplu bir sorunun küçük ama can yakan bir parçası durumunda olan bir sorundur düşüncesindeyim.

Küçük çocukların istismarının suçlara muhatap bırakıldıkları işkenceye uğradıkları, öldürüldükleri durum ve ortamlara çevreye baktığımızda şu ortamların söz konusu olduğunu söyleyebiliriz düşüncesindeyim. Küçük çocuklar anne, babanın birbirinden ayrıldığı ortamda onlardan birisiyle yahut onlardan birisinin ailesi bireylerinden yakınlarıyla yaşadıkları sıralarda istismara ve suçlara daha açık durumda kalmaktadırlar. Hatta anne veya babadan birisiyle ve onların yaptıkları yeni evlilik sonucu aileye katılan yeni eşleriyle yaşarken daha fazla istismar ve suça açık olmak da onların istismarlarına, işkencelerine, öldürmelerine uğrayabilmektedirler.

Çünkü üvey baba ve üvey anne eğer sağlam bir karaktere sahip değilse kötü ruhlu bir şahsiyet, mesela pedofili hastasıysa, psikolojik rahatsızlıkları varsa kız erkek fark etmeden üvey çocuklarına işkence yapabilmekte, onları istismar edebilmekte, hatta öldürebilmektedir.

Yine bunun yanında çocukların nine, dede, hala, teyze gibi diğer yakınlarının yanında yaşamaları durumunda çocuklar yaşadıkları ailelerin bireylerinin ve onların komşularının yaratacağı tehlikelere ve istismarlara da uğrayabilmektedirler. Bunun dışında çocuklar eğitim kurumlarında bulundukları sırada kötü niyetli, hastalıklı ruh sahibi eğitim elemanlarının da, eğitimin yardımcı elemanlarının da istismarlarına, işkence ve öldürmelerine uğrayabilmekte, bu kurumlardaki bu tür suçları işleyenlerde çoğunlukla fark edilmemekte, fark edilse bile bazen kurumun itibarını korumak amacıyla ifşa edilmeyip, olay görmezlikten gelinerek suçlu cezadan kurtulabilmektedir. Aynı durum sahipsiz kalmış yahut devlete terk edilmiş çocukların yaşadığı yurtlarda da söz konusu olmakta, aynı durum buralarda da tekrarlanıp kurumun ve devletin itibarı bahanesiyle çocukları istismar edenler işkenceye tacize uğratanlar, takipsiz ve cezasız bırakılabilmektedirler düşüncesindeyim.

Aynı şey derneklerin, tarikatların, taraftarlarının veya sempatizanlarının onlarla aynı zihniyeti taşıyanların oluşturdukları yurtlarda yatılı dinsel eğitim sahalarında da görülebilmekte, kız erkek fark etmeksizin çocuklar buralarda da istismara şahıslarına karşı işlenen suçlara muhatap olabilmekte, tarikatın, cemaatin zihniyetinin lekelenmemesi itibarının zedelenmemesi düşüncesi ile suçları işleyenler takibata uğramayarak gerekli cezayı almadan kalabilmektedirler.

Bütün bu saydığım ortamların dışında anne babaya kızan, çekemeyen, onlara düşman olan birey ve ailelerde onlara olan kinlerini, hırslarını çıkarmak amacıyla onların çocuklarını hedef seçip, onların çocuklarını istismar etmekte, taciz, tecavüz etmekte, kaçırıp işkence yapmakta, öldürmekte, kendilerince kendilerini haklı görüp suçları işlemekte, kendilerini mazur görmektedirler.

Nitekim kaybolan kaçırılan çocukların pek çoğu ailenin yakınları veya komşuları arasından çıkmakta, bunlara çocuğun yaşadığı çevrelerdeki pedofili hastaları veya psikolojik bozuklukları olan rastgele kişiler de eklenebilmektedir. Bugün ülkemizde görülen çocukların kaçırılıp öldürülmesi, istismar edilmesi konularında bence alınması gerekli en önemli adli ve hukuksal tedbir çocuklara karşı işlenen suçların en ağır ceza ile müebbet hapis cezası ile cezalandırılması çıkabilecek af kanunlarından hiçbir zaman yararlandırılmayıp, çocuklara karşı suç işleyenlerin ebediyen toplumdan tecrit edilmesinin adalet ve hukuk eliyle kesin olarak sağlanması olacaktır.

Bu sorun toplumun sorunu olmaktan bence ancak bu yolla çıkarılabilecektir. Bunun sağlanmasını getirmeyecek, konuşmalar, tartışmalar, çalışmalar toplumun diğer ana sorunlarını gizlemek maksadıyla iktidarların, yönetimlerin halkı, toplumu bir müddet oyalamaya yönelmesinden başka bir şey değildir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.