güvenilir kaynak casibom giriş maritbet
SON DAKİKA
Hava Durumu

ÇALINAN PARA TÜRK PARASI ARAP PARASI ACEM PARASI OLURSA HIRSIZLIK OLUP OLMADIĞI DEĞİŞİR Mİ?

Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:51
Yazının Güncellenme Tarihi: 18.12.2020 21:51

Kıymetli okurlarım 17 Aralık ile başlayan ve günümüze kadar aralıklarla devam eden medya beyanları görüntüleri ve açıklamaları ile ileri sürülen ülkemize has yolsuzluklarla sergilenen rüşvet ve yolsuzluk paraları insanımızı ikiye ayırmış durumdadır. Bir kısım insanımız sözünü ettiğimiz dönem içerisinde medyada sergilenen veya dillendirilen yolsuzluk paralarını rüşvet paralarını hırsızlık olarak değerlendirip bunları gerçekleştirenleri bunlara katılanları ve destekleyip koruyanları hırsızlıkla suçlarken bir kısım insanımız da bu sergilenen görüntülerin dillendirilen beyanların sözünü ettiği paraları Türk Devletinin parası olarak halk tabiri ile maliyenin parası olarak değerlendirmedikleri için bu paralara haksız yollarla sahip olanları onlara yardımcı olanları onları koruyup kollayanları hırsızlık suçu işlemiş kabul etmemektedirler. İnsan bu iki farklı görüş karşısında hakikatten tereddüte düşmektedir. Bildiğimiz lügat manasıyla hangi yolla ve sebeple olursa olsun kendisine ait olmayan bir malı veya parayı kendi hesabına almaya devşirmeye çalma veya hırsızlık yapma denildiğini aşağı yukarı hepimiz bilmekteyiz. Tabi ki bu çalmaya hırsızlığa konu olacak meta her zaman para olmayabilir. Değerli taş mücevher, ticaret malzemesi, hatta değersiz bir eşya veya değer taşıyan canlı bile hırsızlık, çalma konusu olabilir. Direkt olarak hırsızlık sayılmayacak görüntü verse de rüşvet almakta bir nevi hırsızlık çalma demektir. Çünkü bunda da kendinin olmayan, bir şeyi başkasına kazandırma, başkasına edindirme olanağı sağlama çabası karşılığında çıkar veya mal yahut nakit temin etme söz konusudur. Bu yüzdendir ki bize göre rüşvet almak da göz yumma ve kayırma karşılığı menfaat çıkar temin etmede ücret veya para temin etmede hırsızlıktır, çalmadır diye düşünmekteyim. Gel gör ki başlangıçta sözünü ettiğim anlayışlar nedeniyle gerçekten hırsızlık ve çalma konusunda bile fikir birliğine varamayan toplumumuz rüşvet ve yolsuzlukların hırsızlık ve çalma olma konusunda da fikir birliğinde aynı anlayışa sahip olması bu yüzden mümkün olmamaktadır. İşte bu farklı görüş ülkemizde ve toplumumuzda hırsızların, çalıcıların yolsuzluk yapanların rüşvetçilerin ve kayırmacıların hareketleri gerçekleştirmeleri bu icraatları yapmaları daha da kolaylaşmaktadır kantatını taşımaktayım. Son zamanlarda ülkemiz siyasetçileri toplumun önde gelen göstergesi konumları nedeniyle bu konudaki farklı beyanlarını yüksek perdeden dile getirirken toplumu ikiye böldüklerinin toplumu hırsızlık, rüşvetçilik, yolsuzluk ve kayırmacılık konusunda ikiye bölüp hissizleştirdiklerinin bu konuda toplumu oluşturan bireyleri kanıksatıp adamsendeciliğe yönelttiklerinin bilmem farkında mıdırlar? Toplumda bu konuların çok sık konuşulup bu faaliyetleri yapanların cezasız kalması toplumdaki hissizleştirmeyi sözünü ettiğim eylemleri farklı değerlendirmeyi hızlandırdığı muhakkaktır. Rüşvetçiliği yolsuzluğu kayırmacılığı hırsızlık sayıp bunları yapanlara hırsız diyenler bu hırsız ilan ettikleri gruba toplumun hiçbir ceza vermesini tepki göstermesini sağlayamadıkları takdirde toplumun bu faaliyetleri yadırgamayıp hoş karşılar doğru bir davranışmış gibi kabul eder hale sevk etme yolunda hızlandıklarını hiç düşünmez görünmektedirler. Birinci grubun hırsız ilan ettiklerini hırsız kabul etmeyip yaptıklarını onaylayanlar da rüşvetçilere yolsuzluk yapanlara kayırmacılara hırsızlara yaptıkları bu zararlı faaliyetleri daha rahat yapabilecekleri daha uygun bir ortam hazırladıklarını nedense onlar da fark etmezler. Bu arada şunu da vurgulamak isterim ki İslam dinine göre kendinin olmayan bir şeyi alıp kullanan başkasına kullandıran kendine ait olamayan bir şeyden, bir haktan istifade eden herkes hırsızdır yaptığı faaliyet hırsızlık olup gerçekleştirdiği bu faaliyet İslamiyet’e uygun olmayan İslamiyet’in günah saydığı bir faaliyettir. Hal böyleyken İslam’ız diyen bireylerin oluşturduğu Türkiye’de rüşvet paralarıyla evlerini odalarını kasalarını dolduranların zenginliklerine zenginlik katıp Emlaklarına emlak katanların davranışlarını hoş karşılamalarını anlamak mümkün değildir. İslam dinine göre İslam’ın günah saydığı bir icraatı faaliyeti günah değildir deyip teşvik etmek hızlandırmak arttırmak da günahtır. Öyleyse rüşvetçilik ve yolsuzluk yapanların menfaatlenmesine karşılık günah işlemesini günah değildir, suç değildir diyerek onlara onay verip bu tür faaliyetleri teşvik ederek kendileri de günaha girenlerin üstelik menfaatsizce bu günaha ortak olmalarını bu günahları işleyenlere destek vermelerini anlamak hakikatten imkânsızdır. Bu tür faaliyetleri destekleyip günah saymayanlara bu olaylara konu olan bu olaylarda el değiştiren paraları türk parası kabul etmeyip İran parası, Suudi Arabistan parası hatta vatandaşları açlıktan sürülen ülkelerini terk edip bir kısmı perişan halde aramızda yaşayan Suriyelilerin paraları sayan bu yüzden rüşvet yolsuzluk işlerinde kullanılan bu paraların kullanılmasını hırsızlık, rüşvetçilik kabul etmeyenlere şunu sormak isterim; paranın kime ait olmasının hırsız tarafından çalınmasında kanun ve din açısından her hangi bir önemi var mıdır? Yani Arap parası, İran parası ülkemizde hırsızlığa konu olursa bu hırsızlığı yapanlar bu suçu işlemekten bu günahı işlemekten arınmış mı olmaktadırlar. Bu işleri yapanların yaptıklarının günah sayılması için sadece Türk devletinin veya vatandaşının parasını çalmış olmaları mı şarttır ya da rüşvet konusu yapmaları mı şarttır. Şunu vurgulamak isterim ki hırsızlık kim tarafından yapılırsa yapılsın hırsızlık malı kimden çalınırsa çalınsın hatta hırsız hırsızdan bile çalmış olsa yapılan hırsızlık işlemi suçtur günahtır. Bu nedenle son dönemde dillendirilen rüşvet yolsuzluk olaylarına konu olan paralar kimin parası olursa olsun bu paraları rüşvet alıp verenler yolsuzluklara karışanlar bence İslam dini hükümlerine göre hırsızlık suçunu işlemişler günaha girmişlerdir. Kaldı ki büyük olasılıkla Türk Devletinin olanak ve imkânlarını ama yurtiçi ama yurt dışı bazı özel veya tüzel kişilere peşkeş çekme karşılığında bu paraları elde etmeleri söz konusu olabileceğinden zaten devlet malını çalma kötüye kullanma suçu işlemiş de olacaklarından suçsuz olmaları suçtan azade olmaları imkânsızdır düşüncesini taşımaktayım. Sözün kısası bazı insanlarımız ülkemizde görülen yolsuzluklardan rüşvetçilikten şikâyetçi olmayıp hatta memnun olduklarını dile getirircesine bu suçu işleyenleri kast ederek çalıyorlarsa benim malımı çalıyorlar sana ne deseler de bu çalma işini yapanlarda çalmayı onaylayanlarda bence aynı oranda suçludurlar. Çünkü çalmaya söz konusu olan malzeme para menfaat veya imkânlar sadece rıza gösteren vatandaşların değil onlar kadar rıza göstermeyen vatandaşların da malı hakkı ve menfaat grubunu oluşturmaktadır. Onlar razı olsa bile razı olmayan grubun rızası olmaması hem çalanları hem çalanlara onay verenleri hırsız durumuna düşürecek suçlu olmak durumundan asla çıkarmayacaktır. Bu nedenle tekrar şunu vurgularım son olaylarla zikredilen çalındığı dile getirilen rüşvetçiliğe kayırmacılığa yolsuzluğa konu olduğu iddia edilen paralar İranlıların da olsa Suudi Arabistanlıların da olsa Suriyelilerin de olsa biz Türklerin de olsa bu iddialar doğru olduğu takdirde bu iddialara karışanlar iddialara konu olan eylemleri işlemiştirler ve bence İslamiyet’e ters düşüp günah fiiline karışmışlardır. Bazı vatandaşların rıza gösterip onları onaylaması bu olaylarda görülen paraların Türk devletinin veya Türk vatandaşının parası olmaması onları bu suçlardan aklayacak bir sebep teşkil edecek durum yaratmaz kanaatindeyim.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.