güvenilir kaynak casibom giriş maritbet
SON DAKİKA
Hava Durumu

Bir ileri Ramazan ayında dahi televizyon programlarıyla Türk kültürünü Türk tarihini yıpratmayı değiştirmeyi denemektedirler

Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:50
Yazının Güncellenme Tarihi: 18.12.2020 21:50

   Bir ileri Ramazan ayında dahi televizyon programlarıyla Türk kültürünü Türk tarihini yıpratmayı değiştirmeyi denemektedirler

 Değerli okurlarım daha öncede köşemden dile getirmiş birileri ümmetçilik gayretiyle Türk milelini Türk milliyetçiliğini hedef almış ona ellerinden gelen bütün güçleriyle zarar vermeye yönelmiş gözükmektedirler. Hatta bu nedenle ellerine geçirdiklerini yazılı medya veya sözlü medya kurumlarını kullanmayı bu kurumlar içerisindeki faaliyetlerinde programlarında bu hedeflerini gerçekleştirmeyi ön planda tutmakta devam etmektedirler. Nitekim daha önceki yazılarımda sözünü ettiğim diriliş dizisinin yayınlanmasında böyle bir amacın olduğunu düşündüğümü bir kere daha ifade etmek isterim. Öyle olmalıdır ki Osmanlının daha doğrusu Osmalı hanedanın ata su olarak doğruluğu tarihçiler tarafından topluca kabul edilmemiş. Süleyman Şah kişiliği gösterilmiş böyle bir şahsın yaşamama ihtimali büyük olmasına rağmen böyle bir şahsın mevcutluğu detaylandırarak seyirciye özellikle vurgulanmıştır. Halbuki gerçek tarihlerde Osmanlı hanedanının Atasının gündüz alp olma ihtimali olasılığı daha büyük ihtimalle dile getirilmekte hatta bu şahsın mezarı ,mezar yeri sabit olarak karşımıza çıkabilmektedir. Yine pek çok tarihi kaynakta Haled civarındaki Türk mezarlığında yatan şahsiyetin Selçuklu sultanı Kutalmış oğlu Süleyman  şah olma ihtimali ağırlıkla dile getirilmekte aynı hanedane mensup Suriye Selçuklu Sultanı Tutuşla yaptığı savaşta yenilmesi üzerine intihar edip öldüğünde Haled civarına gömüldüğü bilgilerin daha ağırlılklı olduğu görülebilmektedir. Üstelik bugünkü yönetimin adeta çalar gibi kemiklerini torbalayıp ülkemiz sınırında ki Suriye topraklarında bir yerlere getirip yerleştirdiği Süleyman Şahın getirişi sarasında yanında iki askerinin de kemiklerinin getirildiğinin beyanını görmüş durumdayız. Bu durumda yani Süleyman Şahın iki askeri ile birlikte gömülmüş olmasının da söz konusu Süleyman Şahın Selçuklu Sultanı Süleyman Şah olduğu tezini kuvvetlendirdiği ortadadır. Bütün bunlar bir yana diriliş dizisinde aslında Osmanlı hanedanına adeta aşağılanmakta Osmanlıya ata gösterilen Süleyman Şah tamamen aciz obasına ve ailesine tam manasına hakim olamayan bir şahsiyet gibi gösterilmektedir. Türklüğün en temiz en aziz boylarından biri olan Kayı boyuda aşağılanmakta boy içinde entirikalar dönen insanların ve yöneticilerin birbirini sattığı hatta İslam düşmanlarıyla haçlılarla tapınak şovalyeriyle iş birliği yapan bir boy olarak gösterilebilmektedir. Yine diriliş dizesi dahilinde İbnün Arabi bir asır sonraki yaşama çevirerek yaşadığı dönemde çok sonraki dönemde Ertuğrul Gaziyle karşılaştırılıp onun yaşamına ve icraatlerine fiili olarak yön veren bir güç bir rehber olarak gösterilmektedir. Hatta İbnün Arabi elinde sihirli değneyiğle mucizeler yaratan bir maniviyet şahse getirilmekte gelecek dönemde büyük bir imparatorluk olarak ortaya çıkacak Osmanlı devletinin manevi rehberi manevi yaratıcısı kurucusu durumuna getirilmektedir. Bende bu görüntüler masum bşr senaristin masum senaristlerin ortaya koyduğu bir senaryo değildir. Evet ortada bir senaryo vardır ama bu senaryo hiç de masum amaç ve hedeflerle düzenlenmiş değildir diye düşünmekteyim. Bende bu senaryo ümmetçi zihniyet sahiplerinin İslamcı çevrelerin Osmanlıyı bir İslam devleti bir ümmet devleti göstermek ve tanıtmak istiyen çevrelerin hatta diyebilirim ki Türk milliyetçiliğine düşman çevrelerin amaçlarına hizmet eden bir senaryo diriliş dizisinde sergilenmektedir. Çünkü Türklüğün temel değerleri adeta parçalanmakta onların iflas etmiş gösterilen görüntülerini toparlayıp düzenliyen gücün İbnül Arabi vasıtasıyla İslam görüş ve telakkisi olduğu seyirciye pompalanmakta kanağıtındayım. Yine diriliş dizesinde bazı çevrelerin Kürt hanedanı göstermeyi özellikle vurgulamaya özen gösterdikleri Eyyubi Hanedanı ile Anadolu Selçuklu hanedanı arasında zıtlıklar varmış gibi göstererek bu zıtlıkların dizide sergilenen İbnil Arabi müdahaleleriyle ortadan kaldırtabildiği gibi Türk Kürt mücadelesinin ortadan kaldırılmasının ancak İslam ümmetçiliği çerçevesinde gerçekleştirilecek birleşimlerle, yönetimlerle söz konusu olabileciği fikri de seyirciye pompalanmakta bence ülküm insanı bu tip senaryolarla ülke bütünlüğünün ve huzurunun ancak İslami değerlere bağlı yönetimlerle gerçekleştirilebileceğine inanmaya hazırlanmaktadır düşüncesini taşımaktayım. Diriliz dizisi sergilenen kadarıyla baştan sona tarihi gerçeklere aykırı zemin , zaman hatta kişiliklerin olması gereken yerde kullanılıp gösterilmediği bir dizi görünümü vermiştir. Dizinin devam edeceği şüphesizdir. Sezon değişip dizi başladığında sergilenen yeni bölümlerde eski bölümlerin gösterdiği tarihsel gerçeklere aykırı sahneleri göstereceği şüphesizdir . Hal böle olmasına rağmen birilerinin büyük ihtimalle devlet parasıyla desteklenerek devlet televizyon kanalında sergilenmek üzere böyle bir diziyi hazırlamasını amacı nedir ? Bende büyük olasılıkla bu amaç Osmanlıyı büyük devlet gösteren göstermeye çalışan çevrelerin bu büyük devletin büyüklüğünü İslami kaidelerle İslami fikirlerle yönetilmesi olarak gösterip idealarındaki ülkemiz yönetimindeki oluşturacakları İslami yönetime ümmetçi yönetime toplumu hazırlama gayret ve amaçlarına hizmet etmek ortam sağlamaktır. Tabii bu arada Türk ırkının , Türk milletinin eksiklerini kötü özelliklerini ortaya çıkararak insanımızı Türklükten Türk milliyetçiliğine hissettiği bağlılık ve sempatiden uzaklaştırıp Türklüğünü imkan edip onu ümmetçi hala getirmek gayretlerini de unutmamak gerekir düşüncesindeyim. Beni şaşırtan önemli bir durumda Muhteşem Yüzyıl dizisindeki sergilenen Kanuni Sultan Süleyman ve eşi Hürrem Sultanı farklı yönleriyle gösteren sahnelerine bu sahneleri yaratan senaryolara tepki gösteren Türk halkının neden diriliş dizisine ondan sergilenen tarihsel gerçeklere aykırı senaryolara hiç tepki göstermemiş olmasıdır. Acaba bu diziye tepkisizlik Türk halkının Osmanlının kuruluş dönemi ile ilgili tarihi bilgilerden yoksunluğundan mı kaynaklanmaktadır ? Eğer durum böyle ise diriliş dizisi bende daha tehlikeli bir durum ortaya çıkarmaya müsahip bir araç haline gelmiştir. Çünkü Osmanlının kuruluş ve kuruluş öncesi döneminin tarihi bilgisinden yoksun olan Türk halkı bu eksikliği adeta deyimlere çakmaya gayret gösteren bu sergilenişle öğrenecekse bu konudaki bilgileri baştan sona yanlış olacağı gibi daha sonra edineceği bilgilerle genişleteceği Osmanlı tarihi konusundaki bilgileri de baştan sonra uydurma ve ümmetçilerin istediği şekilde olacaktır. Ümmetçi zihniyet Türk halkını Türk tarihi konusunda yönelttiği gibi Türk edebiyatı konusunda da aynı çabaya yönelmeyi denemeye girişmiş gözükmektedir. Bunun görüntülendiği dizi ramazan başlarında başlatılan ve sözüm ona Yunus Emre ve Şeyh-i Taktup Emre yi konu alan Aşkın yolculuğu Yunus Emre dizisiyle sergilenmektedir. Bu dizede tanıtılan Emre kişiliği Türk tarihinde ve Türk edebiyatında tanıtılan Yunus Emre kişiliğinden çok farklıdır. Gerek öğrencilik dönemlerimizde okudumuğumuz eserlerin gerekse genel bilgi kaynaklarının bize tanıttığı Yunus Emre eğitimsiz çiftçikle hayta başlayan bir şahsiyettir. Üstelik yaşam dönemi Moğolların Anadoluya ağırlıklı bir şekilde hissettirdikleri bir dönemde değildir. Ama bu dizide karşıma çıkarılan Yunus Emre şahsiyeti tamamen Sünni meshep kaidelerine göre eğitim görmüş medrese tedrisatı yaşamış hatta Anadolu Selçuklu Devleti bünyesinde adalet sisteminde kadı olarak görev almış bir kişiliktir. Edebiyat tarihi ve tarihimiz Yunus Emre nin sadece tasavvuf eğitimi aldığı yolundadır. Bir Anadolu çiftçisi olarak gelip Taktup Emre nin dergahında tasavvuf eğitimi gören ve yetişen bu eğitimle Şeyhinin görevlendirmesiyle Şeyhinin fikir ve görüşlerini yaymakla görevlendirilen Anadoluyu baştan sona gezen bir Yunus Emre söz konusudur. Tekkede aldığı eğitimin Tevsiriyle oluşulan kişiliğin neticesinde aynı zamanda bir halk şairi bir tekke edebiyatı mensubu olarak Kemale eren Yunus Emre nin gezdiği yerlerde fikirlerini gerçeklerini dile getirişini şiirleriyle yaptığını görmekteyiz. Öyleki söylediği mısralardan oluşan öz Türkçe kelimelerden müteşekkil yüzlerce binlerce şiir dile getirdiği görülmüştür. Ancak dizide karşımıza çıkarılan Yunus Emre bir İslam hukukçusudur Taktup Emre ile tanışmasından başlayarak, bütün sergilene hayatını değerlendirdiğimizde bize seyrettirilen senaryonun tarihi veya edebi gerçeklerle yakından uzaktan hiçbir alakası yoktur. Dizinin gelecek bölümleri ne gösterecektir bileme. Ama gösterildiği kadarıyla dizi Türk halkı konusuyla dizi bilinen temel şahsiyetlerden birisi olan Yunus Emreyi de yanlış tanıtarak yada yanlış tanıttığını uyandırarak bizim açımızdan yıpratmayı hedeflendirilmiş görülmektedir. Diziyi izliyen birileri acaba Yunus Emreyi bu dizi vasıtasıyla Sünni mezhep yanlısı göstermeye yönelik çalışanlar mı var ? Diye düşünecektir. Çünkü dizide sergilenen senaryoda her ne kadar Taktup Emre vasıtasıyla tekke ve tekke anlayışı ön plana çıkarılıyor gözükülsede aslında olaylarda hüküm konusunda Sünni akayidin ağırlığı hemen sezilmektedir. Daha öncede belirttiğim gibi Yunus Emre medrese eğitimini görmemiştir üstelik hakkında bilgi veren kaynaklarda Yunus Emre Yunus Emre ağırlıklı olarak Eskişehir havalisinde yaşamış olarak halbuki dizide Yunus Emrenin yaşam sahası nedense Konya ve Ankara dolaylarına çevrilmekte ve Yunus Emremiz Ankaranın Nallıhan kadısı olarak ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle bu dizide  tarihsel gerçeklere aykırı olarak senaryolarla sergilenmekte, aynı diriliş dizisi gibi bence oda Türklüğü yıpratmayı Türklük değerlerini yıpratmayı hedefleyen çalışmalar ürünü olmayı sergilemektedir.Zaten diriliş dizisi nasıl Osmanlıyı Ertuğrul un  eşi olarak gösterdiği Selçuklu hanedanı mensubu Halime Hatun vasıtasıyla Selçukluyu Osmanlıya bağlıyorsa bu dizide Yunus Emre üzerinden Anadolu Selçuklu sultanlığının yaşam felsefesi bölümlerinden birini oluşturan tekke edebiyatı tasavvuf edebiyatı diyeceğimiz sahadaki faaliyetlerini Yunus kişiliğinde İslam edebiyatına bağlamayı gerçekleştirmeyi amaçlamış gözükmektedir. Yunus üzerinden sergilenen bu senaryo ile tasavvuf edebiyatını İslamiyetleştirmek Sünni akayide uydurmak çabaları ne oranda amacına ulaşacaktır bilemem bunu zaman gösterecektir. Ancak bence şurası bir gerçektir ki ülkemiz bünyesinde yaşayan bir grup düşünce sahibi ellerine geçirdikleri televizyon kanallarında ortaya koyabilecekleri dizilerle kendi fikir ve düşüncelerine uygun propagandaya yönelik senaryolar ihtimal eden dizeler sergilemeye gayret göstermektedirler. Tarihi gerçeklere kültürel gerçeklere ters düşmesine rağmen kendi fikirlerini yayabilecek Yahut yayılmasını zamanla da olsa zemin hazırlayabilcek senaryolar ihtimal eden televizyon dizileri oluşturup sergilemeyi sürdürecek gözükmektedirler. Bence bu tip faaliyetlere en iyi örnek olarak değerlendirilebilecek dizilerin başında Diriliş ve Aşkın yolunda Yunus Emre dizileri gelmektedir kanatındayım. Çünkü bu iki dizideki sergilenen senaryolar tarihi bilgilere , tarihi gerçeklere en azından genel bilgi kaynaklarının bize aksettiği bilgilere ters düşmektedir. Hal göle olmasına rağmen gerçek bilgi sahibi kişilerin bilimsel kişilikleri olan söz konusu sahadaki bilimsel akademik çevrelerin bu senaryolara tepki göstermemesini anlamanın da zor olduğunu düşünmekteyim. Gayri ihtiyari acaba bu tür senaryoları yazdıran çevreler bu tip senaryolar muhalefet etmesi gereken çevreleride çeşitli yollarla önceden veya esnasında susturmayı damı gerçekleştirebiliyorlar diye düşünmekte mümkündür. Özellikle Yunus Emre konusunda kurulmuş dernek ve vakıfların bu dizi ve senaryosu hakkında fikirlerinide merak etmemek elde değildir. Doğrusu bu senaryo acaba Yunus Emre hakkındaki derneklerin ve vakıfların tanıdığı ve tanıttıkları Yunus Emre kişiliğine uygun mudur ? Bütün bunları bu çevreler dile getirmedikçe öğrenmek mümkün değildir. Ben kesin olarak inanmaktayım ki birileri televizyon dizileriyle bizi tarihi bilgilerimizin edebi sahadaki bilgilerimizi bozmayı değiştirmeyi amaçlamakta. Bu yüzden Diriliş ve Aşkın yolunda Yunus Emre gibi dizileri sahneleyebilmektedirler. Ama onlar ne kadar kafa karıştırırsa karıştırsın tarihi gerçekleri ne kadar tahrik ederse etsin Türk tarihi kişilikler Türk kimlikleriy onarlın amaçlarını kendiliğinden yok edeceklerdir. Çünkü bu çevreler Yunus Emreyi ne kadar medrese eğitimi almış kadı olmuş göstersede o ortaya koyduğu şiirleri ile şiirlerinde sıraladığı içinde tek bir Arapça kelime olmayan mısralarıyla Türk halkının gözü önüne koyacak kadı olmak bir yana medrese nedir bilmediğini açıkça ispatlıyacaktır. Onu birileri sergiledikleri senaryodan kadı gösterip yaptırdıkları senaryo gereği hukuksal uygulamalarla haksız hükümler gösterselerle o yazdığı şiirinde de o her şeyin esasının sevgi olduğunu kardeşlik olduğunu yazdığı şu dörtlükle zaten ortaya koyacaktır

 

 

Yunus eder eh hoca

İstersen bin git hacca

 Hepisinden evlaca

Bir gönüle girmektir

 

 

İnsanı insanımızı sevmeyi insan sevgisiyle kemale erip enel hak diyerek Allah’a ulaşmayı esas kabul eden Yunus Emre ne yaparlarsa yapsınlar Sünni softalarla aynı sapta yer alıcak bir şahsiyet değildir. Yer yüzünde rahat yaşamayı mal mülk sahibi olmayı ahrette de cennette yaşamayı tercih edip bunlara ulaşmak için ibadet eden hiç değil ise ibadet eden gözüken softalardan Sünni din adamlarından çok farklı bir Yunus Emre söz konusudur. Çünkü o sözünü ettiğim kitlelerin aksine ibadetini bilen cennet için değil Allah için yapmakta bu fikrini de şu mısralarıyla dile getirmektedir

 

Cennet cennet dedikleri

Üç beş köşkle birkaç huri

İstiyene ver anları

Bana seni gerek seni

 

İşte böğle bir Yunus Emre söz konusudur. Nasıl tanıtılırsa tanıtsınlar Yunus Emrenin ve Taktup Emre’nin Türk halkı üzerindeki bilinmişlerini ve etkilerini değiştirmek mümkün değildir. Bu nedenle sözüne ettiğim kitlelerin çabaları boşunadır. Ama yinede halkımız bu tür televizyon dizileri ile Türk tarihi ve Türk edebiyat tarihi hatta manevi yaşamı konusundaki bazı gerçekleri tahrif edilmeye değişilmeye çalışıldığı fark etmeli bence bu gibi dizilere karşı uyanı olup bu gibi dizileri değerlendirerek karşılaştırarak değerlendirmeliler.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.