güvenilir kaynak casibom giriş maritbet
SON DAKİKA
Hava Durumu

BANDIRMA’DA BELEDİYE REİSLİĞİ BELLİ ŞAHISLAR ARASINDA ÇEKİŞME KONUSU OLMAKTAN ÇIKARILMALIDIR

Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:51
Yazının Güncellenme Tarihi: 18.12.2020 21:51

Kıymetli Okurlarım;
Demokrasilerde seçimler rejimlerin işlerliği açısından en önemli temel unsurudur. Ancak yeryüzünün bazı sahalarında daha doğrusu yeryüzünde yaşayan bazı toplumlarda demokrasiler seçimler nedeniyle tam manasıyla işlerlik kazanamayabilir. Aslında demokrasinin işlerliğinin ana şartı olan seçim bu tip toplumlarda demokrasiyi kilitleyen bir durum, bir icraat haline gelebilir. Tarihte bunun pek çok örneği görülmüştür. Nitekim demokrasilerin ilk başladığı sahalardan biri olan ilkçağ Yunanistan’ında da böyle bir durum Atina sitesinin yönetiminde görülmüştür. Bu arada şunu vurgulamak isterim ki bazı kaynaklara göre Cumhuriyet rejiminin benzeri bir sistemin ilk çıkış sahası Anadolu’dur. Ama genellikle Avrupalılar Cumhuriyet sistemini ilkçağ Yunanistan’ına mal etme alışkanlığındadırlar. Bence ilkçağ döneminde Yunanistan’da görülen yahut Anadolu’da görülen şehir Cumhuriyetleri şeklinde görüntülenen rejimlerin Yunanistan’da mı, Anadolu’da mı ilk defa ortaya çıkmış olması o kadar önemli değildir. Çünkü Cumhuriyet rejiminin ilk örneği ister Anadolu’da çıksın, ister Yunanistan’da çıksın orta Asya kökenli kavimlerin ortaya koyduğu bir rejim şeklidir. Anadolu’da Cumhuriyetin görüldüğü sahalara baktığımızda bu sahaların Akalar denilen bir kavmin yaşam sahası olduğunu görürüz. Bu Akaların orta Asya kökenli, Tuğran kökenli Etilerle akraba olduğu bugün neredeyse kesine yakın ortaya çıkarılmış durumdadır. Eğer Cumhuriyet rejimi Avrupalıların iddia ettiği gibi ilk kez ilkçağda Yunanistan’da çıktığını kabul edersek bu rejimin görüldüğü sahalarında Anadolu’dan oraya geçmiş Akaların ve Orta Asya’dan Kuzey Avrupa üzerinden oraya gelmiş Dorların yaşam sahası olduğunu görürüz. Bu kavimler ister teker teker, ister karışıp kaynaşarak ilk Cumhuriyet rejimini yeryüzünde ortaya koymuş olsunlar yine bu rejimin ilk yaratıcıları orta Asyalılar, Tuğrani kavimlerdir. Bir başka değişle Türklerdir. Çünkü Akalarda, Dorlarda, Tıraklar’da Asya kökenli Tuğran kökenli kavimlerdir. Bu bilgilendirmeler bir yana yazımıza başlarken ortaya koyduğumuz iddiaya tekrar döndüğümüzde Cumhuriyet rejimi gibi bu iddianın da ilk kez Yunanistan sahasında gözlemlenebileceğini bir kez daha vurgulamak isterim. Çünkü ilk çağ Yunanistan’ında Atina’da uygulanan devlet şekli Cumhuriyet şeklidir. Ve bu Cumhuriyetin özelliği yöneticilerinin şimdiki Cumhuriyetlerde olduğu gibi seçimle işbaşına getirilmiş olmasıdır. Şuanda nasıl bazı ülkelerde rejim şekli Cumhuriyet olmasına karşılık devletin yürütme yetkisi aynı zamanda devletin başkanı olan kişinin elinde olabiliyorsa o dönemde de Atina’da bu şekilde bir Cumhuriyet rejimi söz konusudur. Yani bugün Amerika’da ve bazı Latin Amerika Devletlerinde uygulanan başkanlık sistemi şeklindeki Cumhuriyetlerin ilk örneği Atina’da ilkçağda görülmüştür. Tarihsel adlarıyla detaya girmemek için vermeden belirtmek istediğimden hemen şu şekilde izah etmeye çalışayım. İlk çağ Atina’sında devleti halkın yani vatandaşların serbest iradeleriyle verdiği oylarla seçtiği bir kişi yönetmektedir. Gerçi Atina’daki bu seçimlerde bizdeki gibi yahut bugünkü Cumhuriyet sistemlerindeki gibi belirli yaşı dolduran devletin her vatandaşı oy kullanamamaktadır. Nitekim zaten o tip cumhuriyetlerde vatandaşlar arasında eşitlik ilkesi de söz konusu değildir. Atina şehir devletinde olduğu gibi devletin vatandaşları asiller, orta sınıf ve köleler olmak üzere üçe ayrılmaktadır. Kölelerin hiçbir insani hakkı olmadığından sahiplerinin malı olduklarından yönetime karışmaları bu nedenle seçimlerde oy kullanmaları imkânsızdır. Aslında Pilepler adıyla anılan benim orta sınıf dediğim Atina kurulurken var olmayıp sonradan Atina’ya gelen veya özgürlüğe kavuşan kölelerin oluşturduğu bir sınıf vardır. Bunların özgürlükleri olmasına karşılık seçme seçilme hakları yoktur. Bunların yanında özgür olsun köle olsun kadınlarında oy kullanmadığını söylememiz yerinde olacaktır. İşte bu şartlarda yapılan seçimlerle iki yılda bir Atina devletinin yöneticisi seçilir. Gerçi bu süre farklı zamanlara uzatılabilmektedir ama devletin yönetimi halk meclisi denilen asil erkeklerin oluşturduğu kitlenin yaptığı seçimle verdiği oylarla belirlenen durum söz konusudur. İşte böyle bir yönetimle yönetilen Atina devletinin yıkılmasından bağımsızlığını kaybetmesinden önce ki dönemde iki kişinin seçimlerde sık sık karşı karşıya gelip birbirinin halef ve selefi olarak iş başına geldiklerini görmekteyiz. Bunlardan birisi Asilzadelerin yani zenginlerin temsilcisi sayılan Kimondur. Diğeri de daha ziyade fakir ama siyasi haklara sahip vatandaşların temsilcisi durumda olan Perikles’dir. İşte bu iki şahıs yıllarca seçimlerde birbirlerine rakip olmuş Atina halkı bir dönem birini, bir dönem diğerini işbaşına getirmiştir. Bunlar Atina’da seçimlere başka adayların girip kazanma olanağını kilitlemiştir. Haliyle bu iki rakip birbirlerinin yaptığını bozmakla vakit geçirdiklerinden Atina zaman kaybetmiş istenilen refah seviyesine gelişmeye kavuşamamıştır. Ne zaman ki bu iki rakipten birisi ortadan kalktı yani Kimon öldü, Perikles yalnız kaldı işte o zaman Atina’nın bugün dahi dillere destan parlak devri, dillere destan demokrasisi başlamış oldu.
Şimdi bu bilgilendirmenin yapılmasının sebebi ne diye sorulduğunu duyar gibiyim. Hemen belirteyim; binlerce yıl önce Atina’da görülen durum bugün Bandırma’mızda aynen sergilenmektedir. Bandırma Belediyesinin son dönemdeki konumuna baktığımızda şuandaki Belediye Başkanımızla, Balıkesir Milletvekilimizin durumu aşağı yukarı Kimon-Perikles çekişmesini hatırlatacak görünüm arz etmektedir. Şuandaki Belediye Başkanı Belediye Başkanlığını bırakmış Millet Meclisine Milletvekili olarak katılmıştır. O bu katılımı yaparken şuandaki milletvekili bulunan şahıs onun yerinde Belediye Başkanıdır. Gerçi arada başka bir şahsın Belediye Başkanlığı söz konusudur. Ancak şuandaki Belediye Başkanı Milletvekiliyken şuandaki Milletvekili kentimizin Belediye Başkanıdır. Şuandaki milletvekili kentimizde bir takım icraatlar yapmış ve ilk genel seçimlerde milletvekili olarak meclise katılmıştır. Şuandaki Belediye Başkanımızsa Milletvekilliği biter bitmez hemen onun yerine Belediye Başkanı olmuştur. Bu nedenle bu halef seleflik öyle görülüyor ki yıllar önce hatta asırlar önce Atina’da görülen durumun bir benzerini bugün Bandırma’mız yaşamaktadır. Nasıl Kimon-Perikles çekişmesinden Atina zarar görmüşse öyle görülüyor ki bugün Milletvekilimizle Belediye Başkanımız arasındaki siyasi çekişmeden, siyasi rekabetten Bandırma zarar görmekte ve görmeyi sürdürecek bir görünüm arz etmektedir.
Yapılan bilgilendirmelere bakarsak belediyenin ifadelerine göre, yapmak istediği icraatlarda engel milletvekili olmakta hiç değilse yardımcı olmamakla engel oluşturmaktadır. Milletvekilinin beyanlarına bakarsak Bandırma’nın gelişmesi yolunda belediyenin hiçbir girişimi, icraatı olmamakta kendisinden hiçbir yardım istenmediğinden Bandırma olması gereken yere ulaşamamaktadır. Öyle görülüyor ki bu çekişme partiler arası çekişmeden ziyade bence şuandaki Belediye Başkanı ile Milletvekilinin siyasi rekabeti boy ölçüşmesi nedeniyle ortaya çıkmaktadır. Tabii bu durumdan Bandırma zarar görmekte yapılması gerekenler yapılamamaktadır. Nitekim bunun son örneğini sahil şeridindeki dolgu sahasındaki binaların durum ve statüleri oluşturmaktadır. Tabii eski Tekel binasının yeri ve buna benzer birçok icraatta bu siyasi rekabetin yarattığı olumsuzluk nedeniyle halledilememekte bunlardan Bandırma zarar görmektedir. Bu durumun devam etmemesi gibi Bandırma’nın gelecekte belediye seçimlerinde daha düşünceli hareket edip, daha iyi bir değerlendirme yapması bu iki şahıstan herhangi birini veya bunların adamlarını yakınlarını seçmemelidir. Bu benim şahsi düşüncemdir. Eğer Bandırma halkı Belediye hizmetlerinden yeteri kadar faydalanması isteniyorsa mutlaka bugünkü ve bir önceki zihniyeti değil, bu zihniyetlerin dışında bir başka zihniyeti belediye yönetimine getirmelidir. Gerçi Balıkesir’in Büyükşehir Belediyesi olması Bandırma Belediyesinin statü ve durumunda ne değişiklik yaratacaktır bunu zaman gösterecektir. Ama durumda bir değişiklik olmayacaksa mutlaka sözünü ettiğim Kimon-Perikles çekişmesine benzer duruma Bandırmalı bir son vermeli Bandırma’da Belediye Reisliği belli şahıslar arasında çekişme konusu olmaktan çıkarılmalıdır.
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.