güvenilir kaynak casibom giriş maritbet
SON DAKİKA
Hava Durumu

ANADOLUDA BİZANS-SASANİ ETKİLEŞİMİ -7-

Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:49
Yazının Güncellenme Tarihi: 18.12.2020 21:49

İktisadi Etkileşim

Bizans-Sasani Devletleri arasındaki etkileşimde ticaret ve tarım önemli rol oynadı. Devletler arasında fiili bir çatışma olmaksızın geçen uzun dönemler olsa da BizanslIlar daima Doğu’dan gelen tehdidin farkındaydılar ve sınır bölgesini kontrol altında tutmak için önemli kaynaklar ayırdılar. Aynı nedenle, keza Sasaniler de, kendi sınırlarım korurken maden kaynakları, özellikle altın ve diğer metaller bakımından zengin Anadolu’nun doğusu için Bizans’a meydan okurken hatırı sayılır harcamalar da yaptılar.  

IV ile VII. yüzyıllar arasında Anadolu'nun iktisadi yapısında birinci derecede tarım, ikinci derecede ise madencilik etkiliydi. Bu açıdan Anadolu’nun doğusunda sulu tarım yapılan Mezopotamya bölgesine hâkim olmak için Bizans ve Sasani Devletleri dört yüzyıl boyunca birbirleriyle savaştılar. Sasaniler döneminde Mezopotamya bölgesinde tarımdan elde edilen ürünler Bizans’ın doğu sınırında yaşayan halklar tarafından Araplara ve Sasani Devleti'nin vatandaşlarına satılmaktaydı. Tarımsal ticaret sayesinde BizanslIlar ve Sasaniler arasında etkileşim gelişti. Fırat ve Dicle nehirlerinden sulama kanalları açılarak Mezopotamya toprakları sulandı ve tarımsal verim bütün bölgeye yetecek kadar arttı.

Bizans ile Sasani devletleri arasındaki ticari etkileşim dönem dönem devam eden ticari anlaşmalar sayesinde sağlanmaktaydı. Önemli ticaret malı olan Çin ham ipeğinin bu ticari etkileşimde çok özel bir yeri vardı. Bizans’ın lüks endüstrisi için ipek çok önemliydi. İpek yolu Sasani Devleti’nin sınırlarından geçtiğinden dolayı ipek ticareti Sasanilerin elindeydi. Ayrıca Bizans vatandaşları doğu ürünlerini kullanmaya alışmışlardı ve bu geleneklerinden vazgeçemiyorlardı.  İpek ticari bir meta olarak çok özel bir yere sahip olup Sasanilerin tekelindeydi. Çeşitli diplomatik temaslara rağmen Bizans ipek yolunu kendi kontrolüne alamıyordu.  Sonunda Bizans, 552 yılında ipek üretimin yolunu kaçakçılık ve hile ile keşfetti.

BizanslI keşişler, Çin'den kozaları sağlayarak ipek böceği yetiştirmenin sırrını elde ettiler. Bizans İmparatoru.Justinianos döneminde bir rahip Çin’e giderek ipek böceği kozasını bambu ağacının içine gizleyerek İstanbul’a getirdi. Bu olaydan sonra Bizans Devletimde ipek üretimi için iklimi en uygun yer olarak Bursa ve Antakya belirlendi. Böylece Bursa ve Antakya’da dut ağaçları ekildi ve imalathaneler kuruldu. İpek sanayi devlet tekeli altına alındı ve Bizans Devleti'nin gelirlerinin en büyük kaynaklarından biri haline geldi.

Ortaçağ Anadolusunun ekonomisinde öncelikle tarım etkili olurken bunun yanında madencilik, cam işlemeciliği, ticaret, ipek ve pamuktan kumaş yapımıyla birlikte bina yapımında kullanılan taş oymacılığı da etkilidir. Bizans-Sasani Devletleri arasında yüzyıllarca süren çatışmalardan Suriye- Mezopotamya bölgesinde iki devleti ayıran sınır eyaletleri askeri ve iktisadi yönden çok etkilendiler. Ticari antlaşmalar birkaç sınır şehriyle sınırlandırıldı. Bu sınır şehirlerine gümrük büroları oluşturuldu ve altıncı yüzyıl başında Bizans yönünde Nisibis (Nusaybin)’de kurulan gümrük sayesinde Bizans tüccarları ve Sasani tüccarları arasında ticari bağlantılar geliştirildi.

561 yılında yapılan barış anlaşmasına özel olarak koyulan bir maddede kaçakçılık durumunda uluslararası dava açma hakkı veriliyordu. Bizans-Sasani orduları Suriye ve Mezopotamya bölgelerine çok fazla akın yapıyorlardı. Bu akınlar sonucunda elde edilen rehineler ancak fidye karşılığında serbest bırakılırdı. 422 yılındaki Bizans-Sasani savaşında, BizanslIların Arzan bölgesinde esir aldığı 7000 kişi, Amidli (Diyarbakırlı) Piskopos Acacius’un kilisenin altın ve gümüş şamdanlarını satıp, parayı tedarik etmesiyle serbest kalabildiler.

Sasani Kralı I. Hüsrev (531-579) zamanındaki savaşlar sonrasında Suriye bölgesinden zorla getirilen Suriyeliler yeni kurulmuş şehirler olan Gundişapur ve veh-Ardaşir'e yerleştirildiler. Bu yeni şehirlere yerleştirilen Suriyeliler, becerikli ve sanatkârlardı. Sasanilerin bu şehirlerin oluşumunda bu sanatkârlara ihtiyacı vardı. Suriye bölgesinden getirilen ipek işçileri İran şehirlerine yerleştirildiler. Sasaniler, ipek işçilerinden bu işi kendilerine öğretmelerini istediler.  Sasani Kralı I. Hüsrev; Kınnesrin, Menbiç, Haleb ve Antakya’yı fethettiğinde bu şehirler içinde en çok Antakya’yı beğendi. Anadolu seferinden geri dönen I. Hüsrev, İran’da caddeleri, çarşısı ve her şeyiyle Antakya gibi bir şehir inşa etme çalışmasına başladı.

Antakya’dan getirttiği taş ustalarını bu şehirde iskân ederek şehrin yapımında çalışmalarını istedi. 1. Hüsrev, bu şehrin adını Rundehusra koyarken Araplar, bu şehre el-Rumiye adını verdiler.  Bizans- Sasani Devletleri tarihleri boyunca ilişkileri gergindi. Devletler arasında fiili bir çatışma olmaksızın geçen uzun dönemler olsa da BizanslIlar daima Doğu’dan gelen tehdidin farkındaydılar.

Bizans ve Sasani Devletleri Anadolu’nun doğusundaki sınır bölgesini kontrol altında tutmak için önemli kaynaklar ayırdılar aynı nedenle keza Sasaniler de kendi sınırlarını korurken maden kaynakları, özellikle de altın ve diğer metaller bakımından zengin olduğundan Anadolu’nun doğusu için Bizans’a meydan okurken hatırı sayılır harcamalar da yaptılar.  Bizans-Sasani devletleri sınır komşusu olduğundan etkileşimler sıklıkla askeri alanda oldu. III ile VII. yüzyıllar arasında Bizans-Sasani orduları Anadolu’nun doğusunda devamlı savaş halinde bulunduklarından askeri sistemleri, savunmalarını ve silahlarını geliştirmek zorundaydılar. Bizans-Sasani ordularının ikisinin de silahlanma şekli aynı değildi. Her zaman önemli olan yay, eski çağlardan beri İranlIların karakteristik silahıydı ve bu silah Sasani döneminde daha çok kullanıma girdi. Sasanilerin kullandığı yay, Bizans’ın geliştirdiği yaya göre daha az delici ve hafif silahtı.

Bizans ve Sasani Devletleri arasındaki ticarette VI. yüzyılın bir döneminde bir değişiklik yaşandı. Bizans İmparatoru Justinianos (527-565) politikası çerçevesinde Bizans-Sasani barışı sağlanmasıyla geçmişe duyulan bir özlem başladı. Eski dönemde Anadolu’nun doğusuna yerleşen Romalı ve Persliler korkmadan bir arada yaşayabiliyorlardı. Hatta onlar bir arada yaşayarak ticaret yapıp, tarımsal ürünleri birbirlerine satabiliyorlardı. Daha sonraki antlaşmalarda sınır bölgesindeki sıkı denetimle bu ticaret sınırlandırıldı.  Bizans Devleti’nin ekonomi tarihinde Diokletian vergi sisteminin olumlu ve olumsuz yanları görüldü. Diokletian1 un zamanında vergi sistemi tek bir kalıp şeklinde uygulanmadığı gibi eyaletten eyalete farklı şekillerde yapılandırıldı. Diokletian yönetiminin özel karakteristik sisteminde Roma-Suriye kanun ve müesseseleri bulunurdu.

Sasani Kralı I. Hüsrev’in vergi yapısı yerel Suriye geleneğinin devam eden basit bir sistemiydi. Sasanilere ait bu vergi sistemi İslam hâkimiyeti altında yaşamını ve gelişimini devam ettirdi. İslamiyet vergi sisteminin Bizans-Sasani Devletlerinden kopya edildiği veya önemli bir bölümünün alındığı kesin olarak tanımlanamaz; fakat İslam Devletlerinin bu vergi sisteminden hiç etkilenmemiş olduğu da söylenemez.

Sonuç

IV ile VII. yüzyıllar arasında iki rakip olarak dünya yönetimini paylaşan Bizans ve Sasani Devletleri dünya tarihine yön vermiş olan iki devletti. Bu iki devlet arasında askeri, siyasi ve diplomatik ilişkiler bulunmaktaydı ve özellikle nazik diplomatik söylemlerin arkasında derin düşmanlık yatmaktaydı. V. yüzyıldan sonraki Sasanileıin Hıristiyanlığa karşı olan hoşgörüsündeki farz edilen artış iki din arasındaki sürtüşmeyi azaltmayıp arttırdı. Özellikle VI. yüzyılın sonlarında Bizans mahkemeleri, siyasi savaşları Haçlı seferlerine çevirdi. Sasani Kralı 1. Hüsrev’in, 540 yılında Kudüs’ü ele geçirip kutsal haçı Ktesiphon'a getirmesi BizanslIlar açısından onur kırıcı bir olaydı. Buna karşılık Bizans ordusunun Azerbaycan’daki Ganzak’ta bulunan kutsal ateşin bulunduğu tapınağı yıkması Kudüs’e karşı bir misilleme olarak yapılmıştı.

Bizans ve Sasani Devletlerinin birbirlerini karşılıklı etkiledikleri hala tartışılmaktadır. Yapılan araştırmalarda etkileşimin sonuçları net bir şekilde reddedilmedi; çünkü etkileşimle ortaya çıkan tarihi olaylar bize bu etkileşimin olduğunu ispatlamaktadır. Bu iki devlet IV ile VII. yüzyıllar arasında Anadolu’nun doğusunda yan yana yaşayan iki süper güç olarak evrensel dengeyi ve düzeni sağlıyordu. Fakat bu şekilde yaşamış iki süper güç üç yüzyıl boyunca belli aralıklarla devam eden savaşlarda çok insanlarını kaybettiler.

Bütün devletler geçmiş tarihleriyle övünmeleriyle birlikte bu devletlerin hepsi, kendi kültürlerinin diğer kültürlerden daha üstün olduğuna inanırlar ve düşmanlarından ders almayı kesinlikle kabullenmezler Bizans-Sasani Devletleri tarihi bu durumun aksine bir örnek teşkil etmiştir. Dünya tarihinde ilginç bir durum olarak görünür ki Sasaniler, BizanslIlardan geçmiş dönem içinde Bizans kültürünü alarak kendi kültürlerine adapte ettiler ve bu kültürün İslam dünyasına yayılmasına yardımcı oldular.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.