güvenilir kaynak casibom giriş maritbet
SON DAKİKA
Hava Durumu

ANADOLUDA BİZANS-SASANİ ETKİLEŞİMİ -4-

Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:49
Yazının Güncellenme Tarihi: 18.12.2020 21:49

Bizans-Sasani sınırında bulunan sınır şehirleri Dara, Amida ve Nisibis (Nusaybin) Bizans-Sasani egemenliği altında bulunan sınır bölgesinde kurulmuştu. Dara’nın stratejik önemi çok büyüktü. Çünkü Bizans Mezopotamyası ve ötesine Kuzey Suriye’ye ya da kuzeybatı yönünde Anadolu’ya giden bir ana güzergâhı kontrol altında tutmaya yarıyordu.  I. Justin, Bizans İmparatoru olmadan önce Sasani savaşlarında Bizans komutanı olduğundan M.S. 518 yılında Bizans imparatoru olduğunda Bizans-Sasani sınır bölgesini yeniden yapılandırarak sınır şehirleri takviye etti ve Bizans sınır bölgesini Sasani ordusunun saldırılarına karşı güçlendirdi. Bu şekilde takviye edilerek büyük surlara sahip olan sınır şehirlerine uzun bir süre Sasani ordusu giremedi. Bu dönemdeki saldırılar öyle ağır ve durağan saldırılar şeklinde olmamış, karşılıklı akınlar şeklinde gelişmişti. Her iki ordu da eşit güce sahipti.

İmparatoru I. Justin, 1 Ağustos 527 tarihinde vefat ettiğinde yeğeni Justinianos, Bizans İmparatoru oldu. Justinianos, Bizans Devleti’nin tahtına oturan son Latin kökenli imparatordur. Ona göre Evrensel iktidar için savaşmanın temelinde sadece Romalılık değil, aynı zamanda Hıristiyanlık da vardı. Bizans’ı büyük Roma İmparatorluğu yapma politikasını uygulamaya başlayan İmparator Justinianos, Bizans Devleti’nin bütün hâzinesini kullanarak hem doğuda hem batıda savaşa girişti.  Hükümdarlığının dördüncü yılında, Sasani Kralı I. Kavad öldü ve onun yerine oğlu Anurşirvan (Ebedi Ruh) ismiyle bilinen I. Hüsrev (531-579) Sasani Kralı oldu.

İmparator Justinianos, doğu sınırında güvenliği sağlayıp batıda seferler yapabilmek için Sasani Devletime haraç ödemek pahasına Sasani Kralı 1. Hüsrev ile “Ebedi” barış antlaşması yaptı. Ancak daha 538 yılında I. Hüsrev komutasında Sasani ordusu ebedi barışı bozarak Anadolu'daki Bizans sınırına saldırıya geçti. Aynı yıl içinde Sasani ordusu Fırat nehrini geçerek Anadolu’nun güneyine doğru ilerledi.

Bizans, bu saldırıya hazırlıksız yakalandı. Fırat bölgesinde çok az askeri vardı ve Sasani ordusu ile bir meydan savaşına girmesi mümkün değildi. Nitekim yapılan savaşta büyük bir darbe yedi. Ordusunu bizzat yöneten I. Hüsrev, Mezopotamya mevkilerini kuşatmaktan uzak durup Anadolu’nun güneyine yönelerek Suriye bölgesindeki en zengin ve en önemli kentlerden biri olan Antakya’ya saldırıp ele geçirmeyi başardı.  Antakya, Halep ve Apamea’yı da aldıktan sonra Anadolu’nun içlerine doğru hızla ilerledi.  Bu durum karşısında daha önce yapılan Ebedi barış antlaşmasındaki tazminat miktarını yükseltmek yoluyla Justinianos, beş yıllık bir barış antlaşması sağladı. Bu antlaşma iki defa uzatıldıktan sonra ancak 562’de kalıcı bir barış antlaşması haline getirildi. Bu barışın maliyeti haracın tekrar yükseltilmesiyle fazla oldu; fakat Bizans İmparatoru Justinianos, hiç olmazsa Anadolu’nun güneyinin Sasaniler den boşaltılmasını sağlayabildi. Bu tarihten sonra iki devletin sınır bölgelerinde Sasani Devleti’nin etkinliği ve nüfuzu artmış, Bizans ise ikinci planda kalmıştır.

Bizans İmparatoru Justinianos politikasının Bizans halkına yüklediği ağır yükler gittikçe arttı ve büyük askeri teşebbüsler ile imparatorun çok canlı inşaat faaliyeti yüzünden bütün ülke mali bakımdan bitkin bir hale geldi.  İmparatoru Justinianos, batıda yaptığı fetihler sebebiyle doğuda ağır tazminatlar karşılığında barış antlaşmaları yaptı. Bizans-Sasani barışı döneminde Anadolu’daki Bizans-Sasani sınırını yapılandırarak sınır bölgesini takviye etti ve bu sınır bölgesi Sasanilere karşı güçlendirildi.  Bizans Devleti’nin stratejisi, müstahkem mevkiler ve büyük kaleleri birbirine bağlayarak ön savunma hattını oluşturmasına dayanıyordu. Bu hat sınırın arkasındaki vilayetler boyunca garnizon kasabalarında ve kalelerde bulunan askeri birimlerden oluşan ikinci bir hat tarafından destekleniyordu.

Bu şekilde oluşturulan Anadolu’nun doğusunda Bizans-Sasani sınırı, siyasi ve askeri öncelikler ortaya çıktıkça ve yeni tehditler geliştikçe, V. yüzyılın sonundan Justinianos’un hükümdarlığının başına kadar büyük ölçüde sağlamlaştırıldı. Anadolu’nun doğusunda bu tür çabalara tipik bir örnek Dara Kalesi idi. Türkçe adı “Oğuz Köyü”  olan bu kale Bizans İmparatoru I. Anastasios tarafından 505-507 yıllarında Bizans-Sasani sınırında askeri üs olarak inşa edilmiş olan Dara şehri Anastasiopolis olarak da ismlendirildi.

Ayrıca Mezopotamya dukası 527-532 yıllarında burada karargâh kurmuştu. Muhtemelen Magister Militiumper Orientem de (Doğu Komutanlığı) 540’tan, kentin Sasaniler tarafından alındığı 573’e kadar buradaydı. Anadolu’nun doğusundaki savunma yapılarını karakterize eden bunun gibi büyük kaleler, bir askeri yol şebekesiyle birbirine bağlı çok sayıda küçük kalenin ve savunulan ileri karakolların ayakta kalması için inşa edilmişti.

Dara Kalesi Nisibis (Nusaybin) ve Marde (Mardin) yolu üzerinde Nisibis’in 15 km. kadar kuzeybatısındaydı ve kış mevsimlerinde aşağıya daha güneydeki Habur Çayı’na akan kuru bir su yatağının başında bulunuyordu. Büyük bölümü çeşitli sığ kuru su yatakları ve zaman zaman yükseltiler tarafından parçalanan inişli çıkışlı bir ovadan oluşan bölgenin arazisi epeyce verimsizken, Dara’nm stratejik önemi çok büyüktü; çünkü Bizans Mezopotamyası ve ötesine, Kuzey Suriye’ye ya da kuzeybatı yönünde Anadolu’ya giden bir ana güzergâhı kontrole yarıyordu.    İmparator Justinianos’ın vefatından sonra yeğeni II. Justin 565 yılında imparator olunca Sasani Devleti’ne her yıl verilen vergiyi vermeyi reddetti. Bunun üzerine Bizans-Sasani Devletleri arasında düşmanlık tekrar başladı.

Bizans İmparatoru II. Justin, 570 yılında Sasani Devleti ile başlayan düşmanlık üzerine doğu orduları komutanına haber göndererek Sasani savaşma hazırlık yapmasını istedi. Sasani Kralı I. Hüsrev, Adharman komutasında Sasani ordusunu Anadolu’ya gönderdi. 573 yılında Bizans-Sasani sınırını aşan Sasani ordusu Anadolu’da hızla ilerleyerek Antakya surlarının önüne geldi. Antakya surlarını aşan Sasani ordusu, şehre girerek meşhur Julian Kilisesi dâhil olmak üzere bütün şehri yakıp yıktı.  Sasani istilasını takip eden yıllarda Bizans İmparatoru II. Justin, Sasani saldırılarını durdurmak için gelecekte imparator olacak Tiberos’u ordunun başına getirdi. Tiberios, Bizans ordusunu güçlendirmek için Sasanilerle 575 yılma kadar barış antlaşması yaptı.

Bizans ordu komutanı Tiberios, Bizans İmparatoru II. Justin’in ölümünden sonra 578 yılının Eylül ayında Bizans imparatoru oldu. Tiberios, Bizans imparatoru olduktan sonra II. Justin döneminde devletin uğradığı zararları telafi etmeye çalıştı. Bu doğrultuda Justinian adında bir komutanı doğu orduları komutanlığına getirdi. Doğu ordusu komutanı büyük bir orduyla Dara’ya gitti. Bunu haber alan Sasani Kralı I. Hüsrev, Tomkosroes komutasında Sasani ordusunu Bizans ordusunun Anadolu’nun doğusunda ilerlemesini durdurmak için gönderdi. Bu şekilde başlayan Bizans-Sasani savaşı üç yıl devam etti. Üç yıl süren karşılıklı akınlara barış yapılarak bir süreliğine ara verildi.  Bizans ordu komutanı Mavrikios, barış sürecini değerlendirerek Bizans ordusunu yeniden güçlendirdi.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.