güvenilir kaynak casibom giriş maritbet
SON DAKİKA
Hava Durumu

31 MART VAKASI HAKKINDA BAZI DÜŞÜNCELER 1

Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:49
Yazının Güncellenme Tarihi: 18.12.2020 21:49

Değerli okurlarım, Osmanlı tarihinde isyan hareketlerinin bazıları isyanda ön plana çıkan materyal ve anlatımların bazıları isyanda büyük rol oynayan kişilerin bazıları ise İsyanın yapıldığı tarihin adını taşımaktadır. Bunlara birer örnek vermek istersek dördüncü Mehmet zamanında ypaılan kapı kulu isyanına verilen vakayivakfakiye ismini; üçüncü selim zamanında gerçekleşen ve onu tahttan indiren kapakçı Mustafa vakası ismini; ikinci Abdülhamit zamanında gerçekleşen ve onun tahttan indirilmesini getiren isyana verilen 31 Mart vakası isimlerinde görebiliriz. İşte 31 Mart vakası dediğimiz tam manasıyla bir askeri isyan mı Yoksa bir halk hareketimi olduğunu söylemekte zorlanabileceğimiz  bir İstanbul isyanı özelliği taşıyan bu olayda Osmanlı yönetimi açısından bazı yeni oluşumların ortaya çıkarıldığını görmekteyiz. 31 mart vakası öncesinde  Osmanlı tahtında ikinci Abdülhamit oturmaktadır.  Bu padişah tahtta gerçekleştirdikleri bir askeri darbeyle sultan Abdülaziz’i tahtından indirip yerine beşinci sultan Murad’ı tahta geçiren jön Türklerin ruhi bozukluklar nedeniyle ondan memnun kalmayan ileri gelenlerinin kendisiyle yaptığı pazarlıklar neticesinde Osmanlı tahtına oturtulmuştur. İkinci Abdülhamit başta Mithat paşa olmak üzere jön Türk ileri gelenlerinin kendisiyle yaptığı görüşmelerde onlara meşrutiyetçi bir padişah olarak görev yapacağını teminatlı bir şekilde söz vererek görevine başlamıştır. Ne var ki ikinci Abdülhamit verdiği bütün teminatlara rağmen jön Türkler açısından geçici olarak işbaşına getirildiği düşünülen bir padişahtır. Çünkü jön Türklerin asıl getirmek istedikleri padişah beşinci murattır. Abdülaziz’in devrilmesinde jön Türkler ile iş birliği yapan yada yaptığı düşünülen beşinci murat Abdülaziz’e yapılan darbenin tarihinin kendisine bildirenlerden önce yapılması Abdülaziz’in darbeciler tarafından vahşice yapıldığı söylenilen öldürülmesi nedeniyle düştüğü vehim panik ve korkudan ruhi dengesi bozulmuş bu nedenle de halife ve padişah olma özelliğini kaybetmiştir. Onun bu durumu jön Türkleri zora sokmuş ona tedavi ettirmeye yönelen jön türkler o düzelene kadar padişahlık edecek bir aday arama gayretine düşmüşlerdir. İşte bu çabalar sırasında ikinci Abdülhamit ismi ortaya çıkmış şehzade Abdülhamit jön Türkleri verdiği teminatlarla inandırarak tahta geçirme imkanına sahip olmuştur. Her iki tarafta kafasındaki amacına göre davranmak üzere anlaşarak ikinci Abdülhamit 1876 da tahta çıkarılarak birinci meşrutiyet ilan edilmiştir. Jön Türkler beşinci muratın iyileşmesini beklerken ikinci abdülhamitte meşrutiyet idaresinden kurtulma fırsatı beklemektedir. Ancak fırsatı elde eden ikinci Abdülhamit olmuştur.  1878 Osmanlı Rus savaşı yenilgiyle bitince yenilginin suçunu meclisi mebusuna yüklenen ikinci Abdülhamit meclisi lağv etmiş 1876 anayasasını askıya almıştır. Meşruti idare fiili olarak sona erdirilmiş 33 senelik istibdatçı baskıcı bir ikinci Abdülhamit dönemi başlamıştır. Bugün ülkemizdeki bazı kesimler Osmanlıyı son dönemde toplayan bir lider değerli bir padişah vatanperver iyi huylu bir insan görünümlü bir ikinci Abdülhamit portresi çizseler de aslında ikinci Abdülhamit denilen padişah onların övgülerinin aksine insancıl davranışları olan ülkesinin menfaatlerini ön planda tutan bir yönetici değildir. Çünkü ikinci Abdülhamit ne Osmanlı devletini toprak kaybından kurtarabilmiş ne de birlik ve beraberlik gösteren bir toplum yapısına kavuşturabilmiştir. Tam aksine Osmanlıda görülen büyük toprak kayıpları onun zamanında gerçekleşmiştir. Nitekim kuzey afrika topraklarımız Cezayir, Tunus onun zamanında elimizden çıktığı gibi Trablusgarp’ın İtalyanlar eline kolayca geçmesine sebep olacak asker boşaltılması gibi icraatlar onun döneminde hazırlanmıştır. Hatta onun döneminde Anadolu’yu bugün bile rahatsız eden kürt ve ermeni teşkilatlanmaları, olayları onun zamanında kökenleşmiş ve Osmanlı toplumunu rahatsız etmeye başlamıştır. Bu padişahın yaptığı faydalı icraatlar da yok değildir. Eğitim sağlık sahasında pek çok kuruluş onun zamanında islah edilmiş veya kurulmuştur. Bütün bunlara rağmen ikinci Abdülhamit’i en büyük özelliği Türk toplumunda ulusalcılığı öldürmek milliyetçiliği öldürmek ve onun yerine ümmetçilik zihniyetini hakim kılmaya çalışmak olmuştur. Bunu sonucunda kendi halifeliği çerçevesinde tüm İslam birliğini sağalama girişimlerine yönelirken aslında Türk milliyetçiliğinin birliğini geri plana itmiş bugün bile Türk milliyetçiliğinin en büyük düşmanı olan ümmetçilik zihniyetini Türk toplumunun zihinlerine yerleştirmeye gayret göstermiştir.  O ümmetçilik zihniyeti peşinde koşarken ülkemizin tebaası içerisindeki Türk olmayan İslam gruplar Türklere karşı bayrak açmış ama o bunları fark etmemiştir.  Nitekim kendilerinden hamidiye alayları oluşturduğu kürtleraraplar Osmanlıdan ayrılmak gayretine düşmüş bunun için dış mihraklarla iş birliğine yönelmişlerdir. O Anadolu’nun birliği bozulurken Anadolu’nun  birliğini düşüneceği yerde Filistin’in birliğini Filistin’in birliğini ön plana almaya yönelmiş Filistin’i elde etme hareketine girişen Yahudileri küçümseyerek onlara karşı alınması gereken tedbirleri tam manasıyla gerçekleştirmemiştir. Filistin topraklarını kendine ait topraklar haline yönelterek çevirerek Yahudilerin bu sahayı elde etmesini önlemeye çalışırken Yahudi nüfusun buraya yerleşmesini engelleyecek tedbirlerde kusur oluşturmuştur. Buralara balkanlardan gelen göçmen Türkleri yerleştirerek Filistin ve Lübnan sahasındaki Hıristiyan kökenli kitleleri arap kökenli kitleleri ekseriyetten düşürmek gibi tedbirlere yönelmemiş haliyle bu bölgelerin daha sonrasındaki dönem yöneticilerinin hatalı icraatleri ile daha çabuk elden çıkmasına zemin hazırlamıştır. Bütün bunlar biryana 1876dan 1908’e kadar hemen hemen mutlaki monarşi bir idareyle ülke yöneten ikinci Abdülhamit yarattığı baskısıyla ittihak terakki oluşumunu getirecek zemini hazırlamış bu oluşum doğduktan sonra karşısına çıkacak olan Hürriyet ve itilaf oluşumuyla o zamandan bugüne siyasi açıdan ülke birlik ve beraberliğinin bölünmesinin baş sebeplerinden birini oluşturmuştur. Bu yüzdendir ki ikinci Abdülhamit bugünde devam eden ülkedeki sağa sol şeklindeki toplum bölünmesinin kürt Türk şeklindeki etnik bölünmenin sünnişii şeklindeki İslami dini toplumsal yapının ortaya koyduğu ikiliyin hazırlayıcısı olmuş demek mümkündür. 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.