güvenilir kaynak casibom giriş maritbet
SON DAKİKA
Hava Durumu

19 MAYIS GENÇLİK VE SPOR BAYRAMINDAN GENÇLİK HAFTASINA

Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:50
Yazının Güncellenme Tarihi: 18.12.2020 21:50

Kıymetli okurlarım, 19 Mayıs tarihi Türkiye Cumhuriyeti tarihi açısından önemli bir tarihtir. Hatta diyebiliriz ki milat özelliği olan bir tarihtir. Çünkü 19 Mayıs Türk Kurtuluş harbinin teorik olarak başladığı bir tarih olarak bugünkü Türkiye Cumhuriyetinin varoluşunun başlangıç noktasıdır.

Bu tarih 19 Mayıs 1919 olarak Tarihi kronoloji içerisinde Bandırma vapuruyla Mustafa Kemal’in Kurtuluş harbini başlatmak üzere Samsun’a ayak bastığı tarihtir.Bu özelliği ile Kurtuluş Harbine ilk adım atışı ifade etmektedir.Bu nedenlerdir ki Mustafa Kemal’in bu ilk adım attığı olaya ilk adım olayı denmiş ve Samsunda onun karaya bastığı yerde ilk Adım anıtı yapılmıştır.

Mustafa Kemal bu İlk adımı ile teorik olarak Kurtuluş Harbini başlatırken Türk milletide Anadolunun dört bir yanında Müdafa-i Hukuk ve redd-i İlhak cemiyetleri kurarak Kurtuluş girişimlerini ,Kurtuluş kadrolarını oluştururken Bir yandan da İzmirden Osman Nevres yahut Hasan Tahsin Recep denilen gazeteci eliyle ilk bireysel düşmana kurşun sıkmayı ödemişte sivil halk topluluğunun düşmana silahlı direnişini Ayvalıkta resmi Türk ordusu birliklerinin düşmana silah sıkmasını greçekleştirerek fiili Kurtuluş mücadelesini başlatmıştır.

Samsun’a ayak basan Mustafa Kemal Amasya Tamimini yayınlayarak kendisine baş arayan lider arayan Türk milletinin direnişçi kadrolarını etrafında toplanıp direnmeye çağırırken Erzuruma geçip ,Erzurum bölgesel Kongresine gerçekleştirerek Doğu Anadolu halkının yek vücut düşmana direniş kararını almasında etkili olmuştur.

Oradan Sivas’a geçen Mustafa Kemal’in burada gerçekleştirilen Sivas Kongresiyle tüm Anadolu Türk halkının işgalcilere direniş kararını aldırıp ,tüm direniş kuvvetlerini Anadolu ve Rumeli Müdafa-i Hukuk cemiyeti şeklinde birleştirdiği direniş teşekkülerini teşkilatlandırarak yek vücut haline getirdiğini görmekteyiz.

Oradan Ankara’ya geçen Mustafa Kemal’in Ankara’yı merkez ibdihas edip Amasya protokolü uyarınca açılan Misak-ı Milli kararları alması üzerine dağıtılıp bazı üyeleri Maltaya sürülen ve kapatılan Osmanlı Meclis-i Mebusanı yerine Ankara’da Türkiye Büyük Millet meclisini açtırdığını görmekteyiz.

Daha sonra bu meclis eliyle Mustafa Kemal önderliğinde yürütülen Kurtuluş Harbinde peş peşe başarılar gerçekleştirilecektir. Balıkesir ve Alaşehir Kongreleriyle Sivas Kongresi öncesinde teşekkül ettirilemeye başlanan Yunanlılara karşı oluşturulan batı cephesi meclisin açılışından sonra kısa zamanda daha düzenli hale getirilecek iç isyanlar bastırılıp,Doğu cephesinde Ermenilere karşı kesin zafer kazanılıp Gürcistan ve Ermenistan sınırları sükuna kavuşturulduktan sonra ordumuz Batı cephesinde mücadeleyi sürdürecektir.

Güney Doğu ve Güney Doğu Anadolu’da Antep ,Urfa,Maraş gibi şehir müdafalarıyla ve farklı mücadelelerle emirlerindeki Ermenilerle birlikte yenilgiye uğratılan Fransızlar ve Yunanlılarla çelişkiye düştüğünde Anadoludan çekilen İtalyanlar bizimle mücadeleyi ter ettiğinden Türk ordusu Batı cephesinde İngilizlerin desteklediği Yunanlılarla kanlı mücadelere başlamışlardır.

Bu arada şunu da belirtmek isterim ki bu mücadeleler öncesinde işgalcilerle işbirliğine giden İstanbul hükümeti ve onunla sıkı bağları bulunan bazı etnik gruplar,bazı feodal etkin aileler yönetimindeki gruplar ve bazen de ulema sınıfının din adamlarının kışkırttığı grupların çıkarttığı isyanlarla mücadele eden Türk ordusu bütün bu mücadelelerden galip çıkmıştır.

Doğudaki Pontuscularla,Taşnakçılarla,Ayrılıkçı Kürtlerle,Yozgat dolaylarındaki Çapanoğullarıyla,Konya bölgesindeki ayaklanmalarla,Anzavur isyanlarıyla Kuva-ı inzibatiye alaylarıyla ,Çerkez ethem isyanıyla,Demirci Mehmet Efe isyanıyla boğuşmak zorunda kalan Kuva-ı Milliye ve Türk Silahlı Kuvvetleri Mustafa Kemal liderliğinde bütün bu mücadeleleri başarıyla atlatmıştır.

Nihayet Batı Anadolu’yu işgal edip Marmara bölgesini, Ege bölgesini işgal edip İç Anadolu’ya doğru ilerlemek isteyen Yunanlılarla mücadeleye girişmiştir.1. ve 2. İnönü muharebeleri Kütahya Eskişehir Muharebeleri, Sakarya Muharebesi, Büyük Taaruz ve Başkomutanlık Meydan Muharebesini gerçekleştiren Türk Silahlı Kuvvetleri 30 Ağustosdaki Bu Zaferinden Sonra Mustafa Kemal’in “ordular ilk hedefiniz Akdenizdir İleri” emri uyarınca bir sel gibi akarak 9 Eylül 1922’de İzmir’e ulaşmış ve düşman halk tabiriyle denize dökülmüştür.

Böylece ülkemiz işgalden kurtulurken gerçekleştirilen Mudanya Mütarekesi ve akabinde vuku bulan Lozan Antlaşmasıyla bugünkü Cumhuriyetimiz bugünkü devletimiz ortaya konurken varoluşundan bu yana bağımsız yaşamış olan milletimiz yani Türk milleti bağımsızlığını bir kere daha kazanmış ve koruma imkanını elde etmiştir.

İşte bütün bu oluşumlar, bu icraatlar ,bu zaferler 19 Mayıs 1919’da Mustafa Kemal’in Samsun’a ayak basışı sonrasında gerçekleştiğinden onun getirisi olarak değerlendirilebileek oluşumlar ve zaferlerdir.Bu yüzden 19 Mayıs Kurtuluş Zaferi destanının başlangıcı Türkiye Cumhuriyetinin varoluş girişimlerinin varoluş gerçeğinin başlangıcı olan bir tarihtir.

19 Mayıs 1919 bu nedenle önemlidir. Zaten bu tarihin Mustafa Kemal tarafında önem verilmesinin ve bayram ilan edilmesinin sebebi de budur.Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşundan yaklaşık 16 sene sonra bayram ilan edilip gençliğe armağan edilen bu bayram geçen seneye kadar bu özellikleriyle kutlanmıştır.

Bu kutlanışta farklı isimlerle anılmalar olmuştur.19 Mayıs Spor Bayramı denilmiş, 19 Mayıs Gençlik ve Spor bayramı denilmiş,19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve spor bayramı olarak adlandırılabilmiştir.

Hangi adla anılırsa anılsın. Bayramın kutlanma amacı aynıdır.Ve genellikle amaç gençliğin kurtuluş savaşında yaşananları Türkiye Cumhuriyetinin ne gibi şartlarla kurulabildiğini tanıması ve Mustafa Kemal’in kendilerine armağan ettiği bu bayramda kendilerine havale ettiği gençliğe hitabeyle üzerlerine yüklediği görevleri tanıması hedeflenmiştir.

Gençliğimizde yıllardır bu bayramı kutlarken bayramın hedef ve amaçlarına uygun davranışlar içerisinde bayramı kutlamış, milletine ve Mustafa Kemal’e layık olmaya sözler vermiştir. Bu 19 Mayıs tarihinin bir diğer özelliği de bu tarihin Mustafa Kemal’in doğum tarihi olarak kabul edilmiş olmasıdır.

Çünkü Mustafa Kemal 19 Mayıs tarihini kendisi için bir doğum tarihi olarak kabul etmiş ve öyle görülmesini istemiştir. Onun bu kabulü ve haliyle bazı kaynakların bu yoldaki kabulü bu tarihi aynı zamanda Atatürk’ü anma günü olarak kabul etmeyi de getirdiğinden Mustafa Kemal’in gençlere tanıdığı gençlik ve spor bayramı adını verdiği bu bayramın Atatürk’ü anma Gençlik ve spor bayramı olarak kabul ve anılmasını getirmiştir.

19 Mayıs tarihinin Atatürk’ün gerçek doğum tarihi olup olmadığı belki tartışma konusu olabilir. Ama şurası bir gerçektir ki bu tarih Türkiye Cumhuriyetinin doğum tarihidir.Bu nedenle Mustafa Kemalle özdeşleşen Türkiye Cumhuriyetinin doğum tarihinin Mustafa Kemal’in doğum tarihi olarak kabulünde de bir sakınca olmasa gerektir düşüncesindeyim.

Mustafa Kemal’in bu bayramı gençlik bayramı olarak tespitinde 19 Mayıs tarihinin baharın başlangıç dönemine tekabül eden tabiatın yeşerip yenilendiği bir döneme tekabül eden bir tarih olması kadar yaşlı Osmanlı devletinde genç bir Türkiye Cumhuriyeti devletinin ortaya çıkarılışının başlangıç tarihi olduğundan şüphesiz etkili olmuştur.

Büyük olasılıkla Mustafa Kemal bu nedenle bu tarihi Türkiye Cumhuriyetini koruyup yüceltmekle görevlendireceği Türkiye Cumhuriyetine ebedi bekçi tayin edeceği Türk gençliği bir bayram olarak tespit etmiştir.

Bu bayram tarihinden itibaren yakın zamanlara kadar sadece bayram olarak kutlanan bu tarihin son 2 yıldır genel bayram havasından çıkarılarak daha ziyade Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde ve nezdinde kutlanan bir gün durumuna getirilmeye çalışıldığını görmekteyiz.

Ve bu çalışma uyarınca 19 Mayıs tarihinin bir ulusal gün yanında kutlanan bir haftayı da içeren bir etkinliğe dönüştüğünü görmekteyiz. Nitekim 19 Mayıs tarihini içeren haftanın Gençlik haftası olarak kutlandığını değerlendirilmeye başlandığını görmekteyiz.

Nasıl kutlanırsa kutlansın.19 Mayıs Mustafa Kemal’in Kurtuluş Harbini başlatmak amacıyla Samsun’a ayak bastığı tarihtir. Ve Mustafa Kemal’in bu tarihi Türk gençliğine bir bayram olarak armağan ettiği de tarihi bir gerçektir. Bu tarihi hangi adla kutlarsa kutlasın. Tek bir kişi bile kutlasa bu bayram 19 Mayıs’ın taşıdığı önem ve değeri ifade etmek üzere kutlanmış olacaktır.

Bu nedenle bu bayramı ister Atatürk’ü anma Gençlik ve Spor bayramı olarak ulusca kutlayalım, ister sadece okullara ait sahalara daraltılarak dar kapsamlı olarak kutlayalım.İster Gençlik Haftası olarak kutlayalım.Sonuçta kutlanan olay Mustafa Kemal’in 19 Mayıs 1919’da Samsunda Bandırma vapurundan inip karaya ayak basma olayı ve bu yak basmayla Kurtuluş Harbini teorik olarak başlatıp Türkiye Cumhuriyetinin varoluşu yolunda ilk icraatı gerçekleştirmesidir.

Bu nedenle milletçe ister meydanlarda ister evlerimizde nerede olursak olalım. Bu tarihin anlam ve değerini çok iyi bilmeli, övünç ve gururunu ruhumuzda duyup sevincini benliğimizde yaşamalıyız diye düşünmekteyim.

19 Mayıs 1919’da Mustafa Kemal’in Samsun’a ayak basışının 94. Yıl dönümünü yaşadığımız bugünlerde geçirdiğimiz bu bayram ve bu bayramı içeren gençlik haftası milletimize ve gençliğimize kutlu olsun.

Umarım gençliğimiz kendine tahsis edilen bu haftada gerçekleştireceği etkinliklerle kendisine bu bayramı tahsis eden Mustafa Kemal’e ve onun gençliğe hitabesi ile kendine havale ettiği görevi yerine getirebilecek bir gençlik durumuna hazırlayabilsin. Tabi bunun için öncelikle onun “Ne Mutlu Türküm Diyene” sözünü şiar edinip onun kendisine yüklediği görevi yerine getirebilmek için en önemli kuvvet ve hasletin damarlarında ki asil kanın olduğunun farkında olabilsin.

 

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.