güvenilir kaynak casibom giriş maritbet
SON DAKİKA
Hava Durumu

(13.yüzyıl)

Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:50
Yazının Güncellenme Tarihi: 18.12.2020 21:50

Türk destanlarından kurt ayrıca,yol gösterici,buhranlı anlarda imdada yetişen bir varlık olarak görülür ve meşhur bozkurt destanı bu motifi hikaye eder.Türklerden mogollara geçen ana neler arasında bu destanda vardır.Uyguıiarın kurt’u da efsanesinde kurt ülkeye bereket ve saadet getirdiğine inanılan kutlu bir taşın Çinlilere verilmesinden sonra uğursuzluk çöken bir memleketin açlığa mahkum olması üzerine kendilerine yeni yurt ariyan uygurlara rehberlik etmiştir.Batıda (13.yüzyıl)Kumanlarda yardımına başvurulduğuna dair kayıtlar bulunan kurt’un rehberlik rölüde M.2 asır ortalarına kadar gitmektedir.Wei-Shu’daki bilgilere göre,160-170 yılları arasında,yerlerinden ayrılmağa mecbur kalan tabgaçların ataları (hunlar) garip yaratışlı bir hayvanın rehberliğinde yolsuz dağlardan aşabilmişlerdi.Göçü T’ui-yin adlı bir başbuğ idare etmişti ki,çince olmayan bu ad Türkçe’de bir yandan diğer yana geçen manasındadır.Gök-Türklerdeki kurtlaşma adı da (şimdiye kadar ki okunuşları :asena,zena,aşina,çino vb..) tipik olduğunu belirtiğimiz kurt ile ilğili mogollar ve diğer asya kavimleri arasındaki efsane masal ve hikayelerden başka eski roma romus-romuluz efsanesi ve orta çağ kalyasında,papaleon,st.lupus efsanelerinde vb.. Türk tesirine işaret edilmiştir.Daha sonraki geniş araştırmalar da bu görüşü takviye eder mahiyette bulunmuştur,zira,yunanistandan firlandiyaya kadar bütün avrupa ve amerika,hindistan masal ve hikayelende kurt’un tıpkı türklerde olduğu gibi,iki fonksiyon (ata ve rehber) icra ettiği anlaşılmış neticede,köpek mitolojisinden daha eski olan kurt mitolojisinin prehistorik çağlarda orta asyada dünyaya yayıldığı kanaatine varılmıştır.

En büyük ve kadim türk destanı olan oğuz hakan destanında bozkurt semavi ışık ve geyik bir arada görülmektedir.Oğuz mücadele ettiği canavara karşı geyiği yem olarak kullanmış, gökten bir ışık demeti içinde inen kız ile evlenmiş ve yine gün ışığında peydalanan bozkurt öncülüğünde dünya fütühatına çıkmıştır.Bulgaristan’da Madara’daki ünlü kaya kabartmasında bir süvari biçiminde gösterilen muzaffer krum han’ın yanında normal büyüklükteki kurt tasviri türk bozkurt geleneğinin taşa işlenişinden başka bir şey değildir.Hala çeşitli ülkelerdeki türkler arasında söylenen masal ve halk hikayelerinde uğur telakki edilen bozkurt hem ata hem de kurtarıcı - rehber vasıfları ile bütün Türkler’ce kutlu sayılmış ve Türklüğün milli sembolü payasine yükselmiştir.

Eski Türk destanlarından biri de efsanelere karışan ünlü kahraman Tunga Alper ile ilgilidir.Şair Firdevsi (11 ,asır)’nin Şehnamesi’nde Afrasyab diye anılan,İran turan mücadeleleri ve bu türk başbuğunun hatırası asırlarca türkler arasında yaşamış,Gök- Türkler’de Uygurlar’da adına “yoğ” 1ar tertip edilmiş,bazı büyük Türk hükümdar aileleri (Kara-Hanlılar,Uygurlar,Selçuklular) kendilerini ona nispet etmişlerdir.Türkler’in bozkır hayatını anlatan diğer meşhur bir destanı da Alp’ler devrinin tipik kahramanı “Manas’ın destanıdır.Eski Oğuz Destanları’ndan bir parça kabul edilen “Dede Korkut” kitabı da bozkır Türk topluluğunun,teşkilat,sosyal bünye,örf ve geleneklerini aksettirmesi itibariyle destan edebiyatımızda mühim yer tutar.

Başlıcalarını zikrettiğimiz destanlar ve efsaneler eski Türkler’de canlı bir halk edebiyatının varlığını ortaya koyar.Ancak bir iki kayıt dışında bunlara ait yazılı metinler bize kadar gelmemiştir.Priskos,Atilla tarafından Bizans elçilerine verilen ziyafette hun müzisyenlerinin refakatinde hun halk türkülerinin söylendiği yazar.Yas törenlerinde söylenen lirik matem şiirleri olan “sagu”lar da Türk halk edebiyatının mühim bir kolu idi.Atilla’nın ölümü üzerine Hun kopuzcularının söylediği ağıtlardan bunun Jordanes (6.asır) tarafından latince tercümesi verilmiştir.Çin yıllarında’da Asya Hunlan’na ait, 4.yüzyıldan kalma 4 mısralık türkçe bir manzume zapt edilmiştir.

Bozkır çağı Türk edebi mahsullerinin yazarlarını tespit etmek vesika eksikliğinden dolayı çok güç olmaktadır.Ancak bir iki isim biliniyor ki,bunların başında Orhun kitabelerinin (731-735) metnini hazırlayan Yolug Tegin gelmektedir.Bir görüşe göre de, kendi kitabesinin metnini bizzat kaleme aldığı ileri sürülen Tonyukuk,Yolug Tegin’den önce yer almakta ve Türk edebiyatının şahsiyeti malüm ilk siması kabul edilmektedir.Adı bizce bilinen ilk Uygur şairi Aprınçur-Tegin’dir.(Fakat şiirleri,maniheizm ile ilgilidir.) Bunlara ilaveten Kaşgarlı Mahmud’un bahsettiği bozkırlı Türk şairi çuçu zikredilebilir.

b-Yazı ve Matbaa:

Kendilerine mahsus yazıları olduğunu kesin olarak bildiğimiz Türk kavmi 8. asırdan kalma kitabeleri ile, Gök-Türkler’dir.Fakat Türkler’in daha önceki çağlarda da şüphesiz yazıları vardı .Zira çok geniş sahalara yayılmış büyük Türk imparatorluklarını yazı olmaksızın idare etmek müşküldü.Ne kadar yazıktır ki, eski Türk kültür yadigarlarının çoğu gibi,yazılı vesikalar da bozkırlarının fırtınalı girdabında kaybolup gitmiştir.Nitekim kaynaklarda bunu doğrulayan bazı işaretlere tesadüf edilmektedir.Gök-Türkler’den önce Ak-Hunlar’ın yazıları vardı ve bu,Gök-TürkIer’inki gibi idi.Bizanslı tarihçi Prokopios’a göre (6.asır) Ogur boylan kendi yazılarını da kullanırlardı. Ogurlar’ın yazıyı bildikleri,dillerinde “yazı” (= ir, Türkçe yazı sözünün R Türkçesi’ndeki şekli) kelimesinin bulunmasından da bellidir.îstemi Yabgu’nun 568 yılında Bizans İmparatoru’na yolladığı mektup “İskit” (Türk) yazısı ile idi.576’larda T’a-po Kağan için Çince bir budizm kitabının Türkçe tercümesi yapılmıştı.Priskos hatıralarında Hun katiplerinin kendi dillerinde yazdıkları metinleri Atilla’ya okuduklarını söyler ki,bu,F.Altheim’e göre,Avrupa Hunlan’nın kendi yazılarının mevcut olduğunda şüphe bırakmamaktadır.Orhun alfabesine nisbetle daha az bir gelişme kaydetmiş olan Tura Bulgarları yazısı,bu hun yazısının bir devamından ibarettir.ve,demek ki 4.asırda doğudan Avrupa’ya gelen Hunlar yazılarını da birlikte getirmişlerdi.Asya Hun yazısı oldukça yaygın görünüyor.Çin yıllıklarında şöyle haberler vardır.”UygurIar’ın ataları Kao- kü’ler Çince yazarlar,fakat Hunca da yazarlardı...Klasikleri Hun yazısından istifade ederler.Buna rağmen daha sonraki devirlere ait bazı çin yıllıklarında Hunlar’ın yazısı olmadığı veya Gök-Türkler’in yazı bilmediklerine dair haberler Türkler’en Çince okuyup yazma bilmedikleri şeklinde anlaşılmalıdır.Nitekim son haberden aşağı yukarı 40 sene kadar önceki bir kayıtta Gök-Türk yazısından bahs edilmiştir.Son yıllarda Asya’da yapılan mühim keşiflerle orhun-Türk yazısının milahtan önceki çağlardan kalma bazı örnekleri ortaya konmuştur.Isık-göl civarında 1970 de açılan Esik kurganı (altun elbiseli adam’ın mezarı)’nda ele geçen bir gümüş çanak içindeki orhun alfabesi ile yazılı iki satırlık kitabe M.Ö.2.yüzyıllar olarak tarihlenmektedir.Ayrıca Tanrı Dağlarında kurday mevkiinde M.Ö.2.yüzyıla ait türk yazılı (5 harfli) diğer bir kitabe bulunmuştur.İlerideki araştırmalar bu örnekleri çoğaltacağa benzemektedir.

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.