güvenilir kaynak casibom giriş maritbet
SON DAKİKA
Hava Durumu

10 KASIM’DAN İSTİFADE 10 MUHARREMİ DİLE GETİRMEK TARİHİ ÇARPTIRMAK İNSANLARI YANILTMAKTAN BAŞKA BİRŞEY DEĞİLDİR

Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:50
Yazının Güncellenme Tarihi: 18.12.2020 21:50

Değerli okurlarım,

Kasım ayı biz Türkler için önemli bir aydır. Çünkü bu Kasım ayı içerisinde Türkiye Cumhuriyetinin yaşadığı 2 önemli tarihi olgu mevcuttur. Bunlardan 1.’si devletimizin ve cumhuriyetimizin banisi Mustafa Kemal’in bedensel olarak aramızdan ayrılışı Kasım ayının 10’nunda gerçekleşmiştir.

Yine Kasım ayının 24’ü de ulu önderin alfabe inkılabı açısından önemli icraatlar yaptığı halk mekteplerini açıp bugünkü alfabemizi yürürlüğe koyduktan sonra bu alfabeyi halkımıza öğretmek için yapılacak eğitim sürecinde baş öğretmenlik ünvanını ve vasfını üzerine aldığı tarih olarak bilinen bir tarihtir.

Bu 2 önemli olgunun şüphesiz en önemlisi 10 kasım tarihidir. Çünkü bu tarihte Türk milleti somut olarak yanında görmekte olduğu liderini, önderini Atasını maddesel olarak görmek imkanından mahrum kalırken onun manevi yönünden arasında yaşamasını kalplerinde ve kafalarında yaşamasını başlatmak durmunda kalmıştır. Bu nedenle 10 kasım tarihi Mustafa kemal’in milletimizin gözünde ve yaşamında maddesellikten maneviyata geçişi gerçekleştirdiği tarihtir.

Bu geçişle o zaman kadar bir vücutta tek bir şahıs olan Mustafa Kemal 10 Kasımdan itibaren bütün ulusun vücudunda manen yer alarak kafalarında yer alarak bütün ulusuyla bütünleşmiş ve adeta Türk milleti Mustafa Kemalleşmiştir.

İşte bu nedenledir ki, Mustafa Kemal düşmanları 10 Kasım tarihini sevmezler. Çünkü onlar bedensel olarak Mustafa Kemal hayatta iken ona olan düşmanlıklarını istedikleri şekilde kendi hesaplarına istedikleri gibi sonlandıramamışlarken onu yenememişlerken artık Mustafa Kemalleşmiş bir Türk milleti ile hiçbir zaman başa çıkamayacaklarının farkına varmışlardır.

Bu nedenledir ki, bundan sonra ki amaçları sağken bedensel olarak öldürmek istedikleri Mustafa Kemal’i ölümünden sonra manevi olarak öldürmeye dönüşmüştür. Bunun içinde milletin her bireyini teker teker Mustafa Kemal düşmanı yapmaya yönelik propagandaya yönelmişler bunun için de Mustafa Kemal’i kötülemeye Mustafa Kemal’e karşı dinsel propaganda etnik propaganda kültürel propaganda gibi çok yönlü propogandalara hız vermişlerdir.

Osmanlı hanedanlığını sevip ondan yana olanlara  Mustafa kemal’i Osmanlıyı yıkıp ortadan kaldıran suçlu halifeci ve radikal dinci kesimlere Mustafa Kemal’i din düşmanı etnik köken milliyetçiliği yapanlara Mustafa Kemal’i etnik gurup mesela kürt veya Çerkez düşmanı gösteren propagandalara hız vermişlerdir. Onların bu yolda ki propagandalarına rağmen milleti Mustafa Kemal’i terk etmemiş onu manen kafalarında yüreklerinde yaşatmaya devam etmiştir.

Ama onlar Mustafa Kemal’i lekeleye bilmek, halkı ondan uzaklaştıra bilmek için tarihi gerçekleri bile tahrif etmekten çekinmemişlerdir. Bu yolda ellerinde ki maddi imkanları tarihi çevrelerdeki bilim adamlarını kendi istedikleri yolda beyanlar vermeye zorlamakta kullanmışlar, onların bazılarını makam bazılarını para rüşvetleri ile Mustafa Kemal ile ilgili tarihi gerçekleri tahrif etmeye zorlamışlardır.

Bu gibi tarihçilerin bu gibi bilim adamlarının yaptığı beyan ve neşirlerle bugün Osmanlı tarihinin pek çok ihanetleri gizlenip vatan severlikmiş gibi gösterilirken kurtuluş harbinin pek çok vatan severliği çıkarcılıkmış yağmacılıkmış menfaatçilikmiş gibi gösterilmeye görülmeye başlamıştır.

Gerçi gerçek tarihçiler bunların böyle olmadığını dile getirseler de toplumda önemli bir kesin bu yanlış beyanlar nedeni ile bu yanlış tarihi çarptırmalar nedeni ile Mustafa Kemal ve arkadaşlarını yanlış değerlendirmeye onlara kötü gözle bakıp kötü damgalar vurmaya yönelmişlerdir.

Kemalist dediğimiz Mustafa Kemalciler nedense Mustafa kemal’i toplum karşısında müdafa ve tanıtımda düşmanları kadar faal olmamışlar, olamamışlar bu eksiklikte düşmanlarının galibiyetini çabuklaştıran bir etken olarak ortaya çıkmıştır. Nitekim Mustafa Kemal düşmanlarının en önemli propaganda malzemesi olarak görüp kullandıkları olaylardan birside Türkiye Cumhuriyetinin ilk yıllarında o zaman ki adıyla Dersim olan Tunceli bölgesinde çıkan Cumhuriyet yönetimini devirme amaçlı Cumhuriyet yönetimine itaatsizlik ifade eden   Dersim isyanlarının Türk silahlı kuvvetleri tarafından bastırılışı sırasında gerçekleştirilen tenkil ve bastırma hareketlerinin olduğunu görmekteyiz.

Bu isyan hareketleri bastırılırken dökülen kanları öldürülen isyancıları ve bu isyanlara karışanları uygulanan cezaları sürgünleri soykırım olarak özellikle etnik yönden Kürtlere dinsel yönden Alevilere karşı soykırım uygulaması olarak gösterme gayretlerini söyleye biliriz. Atatürk düşmanlarına göre Dersim isyanlarını bastırmaya çalışan Türk silahlı kuvvetleri Alevilere ve Kürtlere soykırım uygulamıştır. Ve yine Atatürk düşmanlarına göre bu soykırım emrini Atatürk vermiştir.

Gerçi bazı biraz insaf sahibi olan Atatürk düşmanları bunun Atatürk’e değilde o zaman ki CHP yöneticilerine veya Atatürk’ün arkadaşlarına yükleyenler mevcuttur. İşte bu propagandalarla toplumumuzu hiç değilse alevi ve Kürt kesimlerini Atatürk’e düşman etmeye çalışan Atatürk düşmanları genellikle 10 Kasım’ı kendileri için propagandayı hızlandırma tarihi olarak seçmektedirler.

Atatürk’ün 10 Kasımda anılması milletinin ona olan sevgi gösterilerinin onları rahatsız etmesi karşısında akıllarınca Atatürk’ten onun hatıralarından intikamlarını Dersim iftiraları ile almaya çalışmaktadırlar. Hatta bu nedenle 10 kasım tarihlerinde İslam dünyasında gerçekleşmiş en nefret duyulan bir katliam olan kerbela katliamını dile getirmeye hatta bazı cüretkarları kerbela katliamı ile Dersim olayları arasında irtibat kurmaya yönele bilmektedirler.

Ama şurası bir gerçektir ki 10 Muharrremi 10 Kasımla irtibatlandırmak, 10 Kasım’da 10 Muharrem’den bahsetmek dam üstünde saksağan misali alakasız bir irtibat kurmaktır. Çünkü kerbela olayında anılan kişiler hain İslam dünyasının isteği hilafına İslamı yönetme hakkı demek olan halifelik hakkını gasp eden emevi hanedanlığının Hz.Muhammed’in torunu olan Hz.Hüseyin başta olmak üzere öldürülen peygamber soyu olduğu bilinen bir gerçektir.

Yani Kerbela olayında anılanlar haksızlıkla öldürülen kurbanlardır. Oysa 10 Kasım’da anılan şahsiyet eceli ile ölen ulusun sevip unutamadığı Cumhuriyetin banisi milletin atası Atatürk’tür. Ölümler benzer olmadığı gibi ölenlerde de bir benzer yön yoktur.

Bu nedenle Kerbela olayını dile getirmek için 10 Muharremi dile getirmek için 10 Kasım tarihini kullanmak yahut ona yakın tarihleri kullanmak Atatürk severleri yanıltmak Atatürk düşmanlığını arttırmak için Atatürk karşıtlarının propagandalarına bilerek yanıltma amaçlı seçtikleri bir zamanlama söz konusudur. Şurası da bir gerçektir ki birileri çıkıp Kerbela olayını Dersim olayları ile benzetirse hata işlemektedir.

Çünkü Kerbela olayında Emevi soyunun gerçekleştirdiği bir hak gaspı zorla saltanat elde etme olayı söz konusu iken ona karşı verilen bir mücadele söz konusu iken Dersim olaylarında milletin kendi kendini idaresi demek olan Cumhuriyet rejimine karşı verilen bir savaş söz konusudur.

Bu yüzden 1.’sinde kitlenin kendi iktidarını ele alma savaşı söz konusu iken, yani çoğunluğun azınlığın yönetimine karşı verdiği savaş söz konusu iken Dersim olayların da azınlığın çoğunluğa karşı verdiği bir savaş söz konusudur. Bu yüzden her 2 olay birbiri ile benzer değildir. Kerbela olayını Dersim olaylarına benzetmek aslında bu benzetmeyi yapanların amaçlarını çarptırarak anlatma çabalarından kaynaklanmaktadır.

Çünkü bence Dersim olaylarını Kerbela olaylarına benzetenlerin asıl amacı Cumhuriyetimizin o zaman ki devlet başkanı olan Mustafa Kemal’i islamiyete hakim olamaya uğraşan Emevi hanedanlığının temsilcisi Hz.Muhammed soyunun katili Yezid’e benzetmeye çalışmak İslam kitlenin Yezid’e duyduğu nefreti bu benzetme ile Mustafa Kemal’e yöneltmeye çalışmaktır diye düşünmekteyim.

Düşüncemin ne derece doğru olduğunu bilmek somut olarak bilmek mümkün değildir. Ama büyük olasılıkla böyle bir benzetmenin arkasında yatan amaç bu olabilir kanaatini taşımaktayım. Bu nedenle 10 Kasım tarihinden istifade ederek 10 Muharremi çağrıştırmak ona dayanarak Kerbela ile Dersim olayları arasında bağ kurmak tarihi gerçekleri çarptırmak hatta Türk insanını yanıltıp Atatürk’e düşman hale gitrmeye çalışan bir propaganda gerçekleştirmek faaliyetidir düşüncesini taşımaktayım. 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.