güvenilir kaynak casibom giriş maritbet
SON DAKİKA
Hava Durumu

1 MAYIS EMEK VE DAYANIŞMA GÜNÜNE NASIL GELDİK

Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:50
Yazının Güncellenme Tarihi: 18.12.2020 21:50

Değerli okurlarım,
1 Mayıs tarihi Türk toplumunun kafasında kötü anılar uyandıran bir tarih durumuna getirilmiştir. Oysa Mayıs ayı Haziran, Temmuz, Ağustos ayıyla birlikte Türk tarihinin zaferler gördüğü aylardan birisidir. Yine 1 Mayıs tarihi Türk kültür tarihi açısından önemli bir Türk bayramı olan Hıdırellez bayramına çok yakın hatta aynı hafta içerisinde olan bir tarihtir. Peki Türk toplumunun hafızasında 1 Mayıs’ın kötü izler bırakmasının sebebi nelerdir? Bu tarihin toplumumuzda önemli bir hale gelmesinin kökeni aslında dışarıdan Amerika’dan yani Amerika Birleşik Devletleri’nden gelen kültürel etkileşimle söz konusu olmuştur.
Çünkü 1880’li yıllarda Amerika’da başlayan işçi sınıfının hak arama mücadelesi, sendikalaşma hareketleri açısından 1 Mayıs tarihi önemli bir tarih durumundadır. 1881’li yıllarda 1883’lü yıllarda özellikle Chicago başta olmak üzere ABD’de başlatılan işçi hakları konusundaki mücadelelerde işçilerin çalışma süresini 8 saatle sınırlı tutma isteği, çalışma sahalarının ve şartlarının daha iyi yaşanabilir koşullarda olması yolundaki istekleri haliyle emeklerinin karşılığını gereği gibi alabilme istekleri işçileri sendikalaştırmış sendikalar işverenlerle isteklerine ulaşabilmek için grev yoluyla mücadeleye başlamışlardır.
Değişik sürelerde yapılan bu toplu grevlerin en büyüğü 1883 1 Mayıs’ında gerçekleştirilmiş ABD’deki işveren kitlesi işçilerle amansız bir mücadeleye girmiş hatta bu mücadelede ayak takımından oluşturulan çetelerle işçi gruplarının üzerine saldırılar gerçekleştirilip ölümler yaratılırken aynı tür insanlarla grev kırıcılığı da denenmiştir. Bununla da kanılmayıp devlet desteğini ve yargıyı arkasına alan işveren sınıfı işçi hakları konusunda grev yapan kitlenin önde gelenlerinden bazılarını suçlayıp yargı yoluyla idam ettirmeyi de gerçekleştirebilmişlerdir. Onların bu çabaları işçi sınıfını daha bilinçlendirirken olayı dünya sathına yaymayı da kolaylaştırmıştır.
Nitekim bu nedenle Paris’teki II. Enternasyonal’de 1886’da 1 Mayıs tarihi İşçi Bayramı olarak kutlanılması yolunda girişimler ve kararlara sahne olmuştur. Bu çalışmalar neticesinde işçi sınıfının bayramı olarak 1 Mayıs’ın ilk kutlaması 1890’dan başlayarak gerçekleşme yoluna gitmiştir. İşçi bayramı olarak 1 Mayıs’ın toplum hayatına girmesinin etkileri biz Türk toplumuna Osmanlı döneminde girmiş ve ilk 1 Mayıs kutlaması Anadolu’da 1905 yılında İzmir’de gerçekleşmiştir. 1 Mayıs’ın ilk defa İzmir’de kutlanmasına şaşmamak gerekir. Çünkü İzmir Avrupa’ya en yakın Anadolu toprağı olmak sıfatıyla Avrupai etkilere en önce açık olan saha olduğu gibi Osmanlı döneminde nüfusunun büyük çoğunluğu da Hristiyan Osmanlı tebaasından ve Osmanlıyla ticaret yapan Avrupalılardan müteşekkildir.
Zaten bu nüfus yapısı dolayısıyla daha beylik devri döneminden başlayarak bazı kesimlerce İzmir’in bazı kesimleri için Gavur İzmir yahut Frank İzmir benzeri tabirlerin kullanıldığı yolunda bilgilere rastlamak mümkündür. Bu yüzden Amerika’dan Avrupa’ya geçen 1 Mayıs Avrupa’dan da Anadolu’ya geçme de Türk toplumuna geçme de öncelikle İzmir’i kullanmıştır. İzmir’in öncülüğünün bir başka sebebi de buradaki üzüm ve incir paketleme fabrikalarında çalışan işçilerin diğer Osmanlı şehirlerine ve yerleşimlerine oranla fazla olmasının etkisi büyüktür. Daha sonra bu kutlamalar İstanbul’da da görülmüş Kurtuluş Harbi yıllarında bile işçi direnişleri ve 1 Mayıs kutlamaları İstanbul’da söz konusu olabilmiştir.
Ne tuhaftır ki daha Türkiye Cumhuriyeti oluşmadan ortaya çıkmadan önce 1923 yılında bile İstanbul başta olmak üzere Türkiye’de 1 Mayıs İşçi Bayramı kutlamaları görülmüştür. Devlet bu kutlamalara taraftar olmasa bile engel de olmama yoluna gitmiş ama Cumhuriyetin ilanından sonra 1 Mayıs kutlamalarına soğuk bakmak durumunda kalmıştır. Çünkü Mustafa Kemal’in kurduğu Türkiye Cumhuriyetinde sınıf anlayışı olmadığı gibi sınıf mücadelesine de yer yoktur. Bu nedenle sınıf mücadelesine sebep olabilecek isim taşıyan sınıf kavramını çağrıştıran bayramlara da Cumhuriyet olarak karşı olma durumu söz konusudur.
1 Mayıs’ın bu ney düğü belirsiz şekilde kutlamaları 1935 yılına kadar sürmüş 1935 yılında 1 Mayıs’ı bir sınıf bayramı olmaktan kurtarmak tüm Türk toplumuna kazandırma ülkenin sınıf kavramına karşılığına uygun bir bayram haline getirmek için Mustafa Kemal 1 Mayıs’ı Bahar ve Çiçek Bayramı olarak kabul edip Türk milletine bu şekilde kutlanacak bir bayram olarak armağan ettiğini görüyoruz. Böylece Türk halkının resmi tatil olarak bireysel eğlencelerle kutlayabileceği, pikniklerle kutlayabileceği bir bayram haline gelen 1 Mayıs aynı zamanda geçmişte Türklerin bir bayramı olan Nevruz’un da  yerine kutlanan bir resmi bayram durumuna getirilmiştir. Hatta denilebilir ki Mustafa Kemal 1 Mayıs’ı Bahar ve Çiçek Bayramı olarak Türk milletine armağan etmekle resmi olarak kutlanamayan ama halk arasında farklı farklı kesimlerin kutladığı bayramlar olan Nevruz, Hıdrellez ve 1 Mayıs işçi bayramlarını aynı tarihte birleştirerek tek isimle kutlanır hale getirip resmileştirmiş hale getirmiştir diye düşünmekteyim.
1 Mayıs’ın 1935’ten başlayan bahar bayramlığı 1980 yılına kadar aralıksız sürecektir. Ancak şurası da bir gerçektir ki Mustafa Kemal’in ölümünden başlayarak özellikle 1950 döneminde başlayan demokrat parti döneminde ülkemiz hızla dünya üzerindeki bloklar arası soğuk savaşın çekiştirme ve etkileme sahasına düşmüştür. Nitekim bunun en bariz örneğini 2. Dünya Savaşı sırasında yaşayan ülkemiz demokrat parti döneminde hemen yanı başımızdaki komşumuz Sovyetlerin bizden bazı toprak talepleri nedeniyle ABD’nin başında bulunduğu bloğa doğru kayarak yaklaşarak kurtulma çabası içerisine girmiştir.
Bu giriş nedeniyle ABD ile yapılan bu dönemdeki bazı antlaşmalar ve daha sonra gerçekleşecek NATO paktına katılışımız bizi ABD ile müttefik bir devlet durumuna getirdiği gibi onun etki sahası haline de getirmiştir düşüncesindeyim. Ancak bir yandan da Sovyetler Birliği ile sınırdaş olmamız ondan kaynaklanan bazı fikir akımlarının da bizde taraftar bulmasına sebep olduğu muhakkaktır. Bu durum nedeniyle ülkemizde Sovyet ve Çin kökenli bir sol grup oluşurken ABD ve Avrupa kökenli fikirlere bağlı bir sağ grupta oluşmuştur. Sol grup sağ grupla mücadelesinde temel dayanağı olarak işçi sınıfını esas aldığından İşçi Bayramı’nı kendisi için önemli bir gün kabul edip ülkemizde resmi olmasa bile ciddi ciddi 1 Mayıs İşçi Bayramları kutlamaya yönelmiştir. ABD kendi ülkesinde nefret duyduğu işçi sınıfına ve işçi bayramı 1 Mayıs’a karşı nefretini bizdeki sağ gruba da özellikle sırtını ona dayanan kapitalist sınıfa da aşıladığından sağ grubun çoğunluğunu oluşturan bu sınıf 1 Mayıs işçi bayramı kutlamalarına ve işçi düşmanlığına hırsla bilenmişler. Bu Bayramı kutlayanlara karşı başlangıçta ABD’de görülen durumun aynı davranışlarla mücadeleye girişmişlerdir.
Bu mücadeleler sırasında çoğunlukla 1 Mayıslarda kavgalar, ölümler olmaya başlamıştır. ABD’nin etkisiyle 1 Mayıs İşçi Bayramı’na bizdeki sağcı radikal dinci hatta milliyetçi kesimler bile komünist bayramı gözüyle bakmaya başlamışlar. Bu nedenle bu bayramı kutlayanlara komünist diyerek en ufak bir kışkırtma da “Vurun Komünistlere” nidalarıyla saldırıp ölümlere neden olmaya başlamışlardır. Karşı tarafı oluşturan işçi kesiminin arasına sızan farklı görüş sahipleri, ayrılıkçı Kürt grupları, sosyalistler, hatta komünistler de belki bunların arkasından Sovyet Rusya’nın bazı devlet organları da sol grupları sağcılara saldırtacak bu saldırlar için işçi bayramını kullandıracak girişimler gerçekleştirmiş olabilmişlerdir.
Sözün kısası bu nedenle aslında bir işçi bayramı olan 1 Mayıs bayramı bir sürü kavganın, yaralamanın ve ölümün olduğu bir bayram durumuna getirilmiştir. Hatta bu tür ölümlerin en büyük sayıda yaşandığı 1977 1 Mayıs bayramı tarihimize “Kanlı Pazar” diye geçmek durumunda kalmıştır. Büyük şehirlerimizin tanınmış meydanlarında kutlanan 1 Mayıs İşçi Bayramları böyle kanlı olaylarla geçtiğinden halkımızın kafasında 1 Mayıslar kanlı sahnelerin yaşandığı kötü bir tarih olarak yerleşmiştir.
1980 darbesiyle ülkemizdeki rejime yeniden bir ayar vermek durumunda kalan Türk Silahlı Kuvvetleri ülkemiz demokratik rejimini yeniden rayına oturtan 1980 darbesi bu halkımızın kafasındaki 1 Mayıs İşçi Bayramı’nın izlerini yok etmek için bu bayramın kutlanmasını yasakladığı gibi bu bayramın varlığını sürdürmesine sebep olacak düşüncesiyle Mustafa Kemal’in milletimize armağan ettiği 1 Mayıs Bahar Bayramı’nı da kaldırmayı ihmal etmemiştir. Ancak bu kaldırılışın sadece bu amaçla olduğundan şahsen tereddüttüm vardır. Darbe sonrasında gelinen bugünkü ortam düşünülürse Mustafa Kemal’in getirdiği pek çok sistemin ve inkılabın izlerinin silinme çabası göz önünde bulundurulursa acaba o zamanın darbecilerinin amaçları arasında da bugünkü ortamın önünü açmak Mustafa Kemal’in izlerini silmek çabası yer almış olabilir mi diye düşünmemekte oldukça zordur kanaatini taşımaktayım.
Nitekim Bahar Bayramı ile birlikte 27 Mayıs tarihli Hürriyet ve Anayasa Bayramı’nın kaldırılması da sanki bu darbenin daha önce yaşanan 1961 27 Mayıs’ındaki darbenin rövanşını almak amacıyla yapılmış bir karşı devrim olma ihtimalini de düşündürmediğini söylemek oldukça zordur. Darbecilerin ve Darbeyi takip eden yönetimlerin kaldırılan Bahar Bayramı ve İşçi Bayramı yerine başka tarihleri aynı amaçla kutlatma çabalarının da bulunduğunu belirten kaynaklarda yok değildir. Hatta bazıları 24 Temmuz’un 1 Mayıs’ın yerini alması çabaları gösterildiğini dile getirdiklerini belirttiğini de görmek mümkündür.
Ancak işçi sınıfı ellerinden alınan bu bayramı kutlama konusunda kararlılıklarını sürdürmüşler. Gayri resmi kutlamalarla kutlama konusundaki mücadelelerini sürdürmüşlerdir. Darbeciler ve darbe sonraki iktidarlar 1 Mayıs kutlamaları konusunda gelenekleşmiş işçi sınıfı için işçi kanı döküldüğünden adeta kutsallaşmış bir mekan durumuna gelen Taksim meydanındaki işçi kutlamalarını engellemek için ölümüne ısrara yönelmişlerdir. İşçiler 1 Mayıs bayramını Taksim meydanında kutlamakta ne kadar ısrar gösterirse göstersin İktidarlar da ellerindeki polis kuvvetlerini adeta Taksim meydanını dolduracak şekilde yığarak bu meydanı işçilerin 1 Mayıs işçi bayramı kutlamasına kapatmak için bütün güçlerini kullanmışlardır. İşçiler bu yasaklamaları delmeye uğraştıkça iktidarlar hırçınlaşmış bayram kutlamak isteyen işçilere polis gücüyle zulme varan engellemeler gerçekleştirmeye yönelmişlerdir.
Buna rağmen işçilerin bu mücadelesi karşısında aciz kalan iktidar sonunda ayrılıkçı Kürtlerin gayretiyle nasıl Nevruz bayramını resmi bayram yaptıysa işçilerin 1 Mayıs tarihini de isim değiştirerek bile olsa Emek ve Dayanışma Günü altında işçilere kutlanacak bir gün olarak tanıyıp bugüne resmi tatil olma sıfatını vermek zorunda kalmıştır. Ama özellikle son dönem iktidarlarının insanların, özellikle hak arayan insanların haliyle işçilerin meydanlarda toplanmasından korkusu ve çekincesi vardır. Nitekim son yıllarda yaşanan Cumhuriyet mitinglerinden tedirgin olan iktidarlar bir daha büyük halk kitleleri bir araya gelmesin diye meydanları hak arayan kitlelere kapatmak yoluna gitmeye yönelmişler bunu yaparken  dikkat çekmemek için de meydanları kapatmak yerine çeşitli vesilelerle meydanları küçültmek yoluna giderken yeni meydanları şehir dışlarına açarak meydanlarda toplanacak hak arayan kitlelerin büyük nüfusları etkilemesini önlemeye yönelmişlerdir.
Özellikle gezi meydanı olayları iktidarı büyük ölçüde tedirgin etmiş olmalıdır ki kitlelerin meydanlarda toplanmaması için elinden geleni yapmaya yönelmiş görüntüler vermektedir düşüncesini taşımaktayım. Haliyle de büyük oranda işçi sınıfının kendisi için kutsallaşmış Taksim meydanında toplanıp 1 Mayıs bayramını kutlamasına izin vermesini bu nedenle görebileceğimizi düşünmemekteyim.
Bence bu sene de zaten çeşitli sebeplerle daraltılmaya uğramış taksim meydanı bu yılda işçi bayramına kapalı kalacak belki işçi sınıfının çok az sayıdaki temsilcisine açılarak işçi sınıfının bir oranda gazı alınmaya çalışılacaktır kanaatini taşımaktayım. Bütün bunlara rağmen köken itibariyle Türk toplumuna ait olmayan bir bayram olsa da Türk toplumu Mustafa Kemal’in kurduğu devlet sistemi temelleri uyarınca sınıfsız bir toplum olup sınıf egemenliğine dayanan bir rejim, arzulayan bir kitle olmasa da bu gün ülkemizde emeğiyle yaşayan emeği karşılığında alın terinin karşılığında aldığı ücretle kendisinin ve ailesinin yaşamını sürdüren bir kitle mevcuttur.
Tabi bunların karşısında onları istismar edip hatta kaba tabirle sömürüp onların sırtından geçinen onların sırtından haksız elde ettiği kazançla çocuk çocuğunu besleyen insanların oluşturduğu bir kitle de vardır. Emekçi kitlenin kendilerini sömüren karşısındaki kitleyle savaşı sürdüğü müddetçe işçilerin hak araması olayı da süreceğinden işçilerin hak aramasının sembolü olmuş olan 1 Mayıs bayramı da daima devam edecektir.
Amerika Birleşik Devletleri, Avrupa Birliği üyesi devletler hatta İsrail kapitalist sistemin temsilcisi devletler olarak bizdeki 1 Mayıs antipatisini yaratmış ve kuvvetlendirmiş mihraklar olarak bugün bizdeki iş birlikçileri ve ortakçılarıyla el birliğiyle hala 1 Mayıs aleyhtarlığı sürdürmeye gayret etseler de bütün meydanları 1 Mayıs İşçi Bayramı kutlamak isteyen kitlelere, emekçilere kapamış olsalar da Türk emekçileri 1 Mayıs bayramını sokak aralarında bile olsa, evlerinde bile olsa bence kutlamayı muhakkak gerçekleştireceklerdir. Emek ve Dayanışma Günü adıyla işçiye verilen kutlamam gününde geniş çapta işçi birbiriyle bir araya gelip dayanışmaya geçmesin diye belki de başta taksim meydanı olmak üzere meydanların bu bayramın kutlanmasına kapatılması düşünülmüş olabilir. Ama emekçiler ve insanımız dayanışmaya geçecekse bunun için meydan şart değildir.
Bu nedenle umarım işçilerimiz, emekçilerimiz kendi aralarındaki dayanışmayı ve işbirliğini gerçekleştirebilecekleri dayanışma zamanları ve imkanları bulabilirler. Umarım aralarındaki dayanışma kendileri ve ülkemiz için yıkıcı ve parçalayıcı değil, birleştirici ve yapıcı olur. Emekçilerimizin 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü işçisiyle, köylüsüyle esnafıyla memuruyla, balıkçısıyla, hayvancısıyla, sanayicisiyle kutlu olsun. Çünkü saydığım tüm bu meslek sahiplerinin hepsi de emekleriyle geçinen milletimizin bireylerinin oluşturduğu kitlelerdir. Parçalarına kutlu olsun dediğimiz 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü umarım milletimize de kutlu olur, hayırlı olur, özellikle yaşayacağımız yeni bir seçim arifesinde seçmenlerimizin hayırlı kararlar almasında vesile olur.
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.