Künye Rss Siteme Ekle İletişim
GÜNDEM 1. SAYFA VİDEO-HABER EKONOMİ SPOR EĞİTİM KÜLTÜR SANAT TEKNOLOJİ KADIN AİLE YEREL
Ana Sayfa > Ali Akkoç > Trabzon Havalisinde Yaşayanlar Öz ve Öz Türktür – 6
Trabzon Havalisinde Yaşayanlar Öz ve Öz Türktür – 6
10/08/2019 - 12:11
Ali Akkoç
0 Yorum
156 Okunma
Makaleyi Yazdır
Diğer Yazıları
Trabzon Havalisinde Yaşayanlar Öz ve Öz Türktür – 6
Trabzon Havalisinde Yaşayanlar Öz ve Öz Türktür – 6
Trabzon Havalisinde Yaşayanlar Öz ve Öz Türktür – 6
Trabzon Havalisinde Yaşayanlar Öz ve Öz Türktür – 6
Trabzon Havalisinde Yaşayanlar Öz ve Öz Türktür – 6

Berlin Konferansı’ndan sonra Anadolu’da ve Trabzon’da meydana gelen Ermeni olaylarını iyi anlayabilmek için Ermenilerin yürütmüş olduğu komitecilik faaliyetlerini detaylı bir şekilde incelemekte büyük yarar bulunmaktadır. Bu komitelerin en önemlilerinden birisi de hiç şüphesiz Hınçak komitesidir.

Hınçak Komitesi, Kafkasya Ermenilerinden Rus uyruklu Avedis Nazarberg ile karısı Maro ve Kafkasyalı bazı Ermeni öğrenciler tarafından 1886 yılında İsviçre'de kurulmuştur. Komitenin düşüncelerini yaymak için Hınçak isminde bir gazete çıkarılmıştır. Bu komitenin üyeleri arasında, genellikle Rus uyruklu Ermeniler bulunmaktadır. Bu partiyi kuranlar, hayatlarında Osmanlı Devleti'ne ayak basmamış, eğitim için Paris'e gönderilmiş, hali vakti yerinde ailelerin, kendilerini tamamen Marksist teoriye kaptırmış çocuklarıdır. Onları ilk bir araya getirenin Portakalyan ve onun çıkardığı Armenia gazetesi olduğu kabul edilir.

Perinçek'in eserinde belirttiğine göre; Hınçak Partisi yetkililerinin hazırladığı rapor ise şöyledir: Doğu'nun ezilen azınlık halklarının "yüce savunucusu" Fransa'nın "iyilik" dolu öğütleri, karşılıklı kırıma yol açmış ve ülkeyi felaket bölgesine çevirmiştir. Ayrıca Antep'teki Ermeni Olağanüstü Meclisi de Fransızları, kışkırtıcı politikalarından dolayı suçlamış ve Kilikya'daki Ermeni trajedisinin sorumluluğunu onlara yüklemiştir.

Hınçak Cemiyeti, Türkiye ve İran'daki ilk sosyalist cemiyettir. Bütün kurucuları ve teorisyenleri Marksist idi. Rusya'dan ayrılarak eğitim için Avrupa'ya giden yedi Rus Ermeni'si tarafından kuruldu, bunların aileleri genellikle zengindi. Hiçbirisi Türk idaresi altında yaşamamıştı, fakat Türkiye'de yaşayan Ermenilerin hayat şartlarıyla yakından ilgileniyorlardı .

1886 yılında Avatis Nazarbekyan ve arkadaşları Hınçak İhtilal Cemiyetinin programını hazırlamışlardı. Buna göre:

1.            Dünyanın birçok bölgesinde azınlıklar çoğunluklara hükmetmektedirler. Gerçek ve tam özgürlüğü elde edebilmek için insani ve sosyalist prensiplere dayalı bir düzen kurulmalıdır. Bu düzen ancak ihtilalle gerçekleşebilir.

2.            Partinin ilk hedefi Ermenistan'ın siyasi ve milli bağımsızlığıdır. Asya Türkiye'sindeki Ermenilerin durumu belirsizdir ve Hınçaklar bu arazide yoğunlaşmalıdırlar. Bu bölgede köle olarak yaşayan Ermeniler kurtarılmalıdır.

3.            Hınçaklar bu hedeflere ulaşmak için Türkiye Ermenistan'ında propaganda, tahrik, terör metotlarını uygulamalıdır .

Propaganda: Halk mevcut düzene karşı harekete geçirilecek, bunun için düzenin kötülüğünden bahsedilecektir. Eğitim, propagandanın en önemli unsurudur. Tahrik ve Terör: Hükümete karşı gösteriler düzenlenecek, vergi ödemek reddedilecek, reform talebinde bulunulacak, Osmanlı Devleti terörizme sevk edilecek.

Hınçak programı hem milliyetçi, hem de komünist idi. İhtilali özellikle ekonomik istismara karşı sınıf mücadelesine dayandırıyor, sonra da milliyetçi bir devlet kuruyordu. Öğrencilerin ihtilalci Rusların görüşlerini benimsedikleri açıkça belli oluyordu. Esasen bu grubun Cenevre'de bulunan Rus ihtilalcilerinden Plekhanov ve Zasulich ile temasta oldukları da ortadadır. Hınçakların ekonomik ve sosyal görüşleri, hem Rusya'da, hem Türkiye'de orta ve üst tabaka Ermeniler arasında hiç de itibar görmedi. Hınçaklar çalışmalarının merkezi olarak İstanbul'u seçtiler. Diğer çeşitli yerlere de (Bafra, Merzifon, Amasya, Tokat, Yozgat, Arapkir, Trabzon) teşkilatçılar yolladılar. Hınçaklar gençler arasında ilgi gördü. Türkiye, Rusya ve İran'da gençler içinden taraftar toplamaya başladı. Hınçak Partisinde, özellikle Türkiye'de giriştikleri faaliyetin istenilen sonucu vermediği anlaşılınca, grupta bölünme meydana geldi. Bir grup, parti programındaki sosyalist fikirler sebebiyle Avrupa devletlerinin kendilerini tutmadıklarını düşünüyorlardı. Bu grup sosyalist ilkeleri programlarından çıkarmak istiyordu. Bu görüş ayrılığı 1896 yılında Nazarbekyan grubu ve sosyalizmden ayrılmak isteyen Anti Nazarbekyan grubu diye bir ayrılığa yol açtı. Bu ikinci grup 1898 yılında İskenderiye'de bir toplantı yaparak "Yeni Hınçak Partisi "ni kurdular .

Taşnak komitesi, Krisdapor Mikaelyan tarafından, 1890'da Kafkasya'da kurulmuştur. Taşnaksütyun, Ermenicede federasyon anlamına gelmektedir. Taşnaksütyun'un asıl kuruluş amacı, çeteler teşkil etmek ve onları faaliyete hazırlamak, Ermeni halkının maneviyatını arttırmak, halkı silahlandırmak, ihtilal komiteleri oluşturmak suretiyle Ermeni davasını kazanmaktı. Taşnak Partisi, kurulduğu günden itibaren bir terör örgütü olarak faaliyetlerini sürdürdü             . Hınçak ve Taşnak örgütleri gerçekte

milliyetçi ve sosyalist fikirleri savunuyordu ve faaliyetleri esnasında, sürekli olarak Kafkaslardan destek almaktaydı.

Perinçek'in eserinde belirttiği üzere Boryan da bu durumu şu şekilde açıklamaktadır: Taşnak partisinin politikası, uluslararası diplomasiye dayanarak ve büyük devletlerin yardımını alarak aynı Balkan Slavları gibi Ermenileri bağımsızlığına kavuşturmaktı. Yöntemleri ise, çeteler örgütleyerek Türk yönetimine karşı ayaklanma başlatmaktı. Devlet yetkililerine karşı silahlı terör eylemlerine girişmek resmi belgelerindeki amaçlar arasında yer alıyordu .

Parti, Manifesto'sunda "Ermeni halkının Türk hükümetine karşı savaşı"nı ilan etmiştir. 1892 yılının Taşnak Program'ı, toprakların yeniden paylaştırılması, toplumsal kardeşlik ve iyi bir yönetim gibi çağrıların arasında, aslında ihtilalci eğilimlerini dile getirmiştir. Taşnaklar, amaçlarının "savaşı teşvik etmek ve hükümet görevlilerine karşı şiddet kullanmak... " ve "hükümet kuruluşlarını yağmalamak ve yıkılmaya maruz bırakmak" olduğunu resmen bildirmişlerdi .

Kaçaznuni, Ermeni milletinin genel özelliklerini ve Taşnakların zamanla nasıl bir sürece girdiğini şöyle ifade etmektedir:

"Kötü kaderden şikâyet etmek ve felaketlerimizin sebeplerini kendi dışımızda aramak acıklı bir durumdur; bu bizim milli psikolojimizin karakteristik bir özelliğidir ve Taşnak Partisi de bundan kaçamamıştır. Sonunda öyle bir duruma düştük ki, isteyen herkes bizi kolayca atlattı, ihanet etti, kesti ve başkalarının kesmesine imkân verdi. Demokratlar ve Sosyalistler olarak bizler, yönetim yetkilerinin merkezden devralınması, bölgelerin ve halkların özerkliği konularına kilitlendik".

1878 yılında imzalanan Berlin Antlaşması'ndan sonra umduklarını bulamayan Ermeniler, isyanlar çıkartmak suretiyle Avrupa'nın dikkatini çekmek istiyorlardı.

Avrupa müdahalesi ile Bulgaristan gibi özerk bir yönetime sahip olabileceklerini düşünüyorlardı. Bu amaçla, Anadolu'nun birçok yerinde isyanlar çıkartmışlardır.

Taşnak Komitesi, örgütüne de şu talimatı vermiştir: Ruslar, sınırı geçtiklerinde ve Osmanlı orduları geri çekilmeye başladıklarında her yerde isyanlar çıkarılmalı, Osmanlı orduları bu şekilde iki ateş altına alınmalıdır. Osmanlı ordularının ilerlemesi halinde ise Ermeni askerler silahlarıyla birlikte kıtalarını terk edecek ve çeteler teşkil edip Ruslarla birleşeceklerdir. Silahlanan Ermeni çeteleri, komitelerin "kurtulmak istiyorsan, önce komşunu öldür" talimatı üzerine, erkekler cephelerde olduğu için savunmasız kalan Türk şehir, kasaba ve köylerine saldırarak katliama girişmişlerdir . Bu örgütler, küçük gerilla birlikleri veya belli bir planı olmayan ve terörist saldırılar yapan birkaç kişiden ibaret değillerdi. Aslında bu tarz kişisel saldırıların sayısı da oldukça fazlaydı ancak, asıl Ermeni saldırısı iyi silahlanmış ve iyi eğitilmiş isyancı örgütlerden geldi. Sayıları neredeyse yüz bin kişiye kadar ulaşmaktaydı.

Taşnaklar, hiçbir zaman güç dengelerini gözetmemiş, Ermeni kitlelerin çıkarlarını hiçbir zaman düşünmemişlerdir. Müslüman sivil halk içerisinde teröre başvurmuş, sağa sola bombalar savurmuş, Türk ve Kürt memurlara karşı suikastlere girişmişlerdir. Ancak bu eylemler Ermeni kitlelerine pahalıya mal olmuştur. Taşnak terörünün tek hedefi Müslümanlar değildir. Taşnaklar, kendi görüşlerini benimsemeyen Ermenilere de terör uygulamışlardır. Osmanlı istihbaratının başı Artaşes, jandarma üst düzey görevlisi Adisi Tigran gibi üst düzey bürokratlarını ya da kendilerine para yardımı yapmayı reddeden Camagarov gibi Ermeni bankerlerini öldürmüşlerdir. Taşnaklar, Rus Çarlığı'nın "böl, parçala, yönet" politikasının Kafkaslardaki uygulayıcısı olmuştur .

10/08/2019 - 12:11
Ali Akkoç
0 Yorum
156 Okunma
Makaleyi Yazdır
YORUM YAZ
Künye Sık Kullanılanlara Ekle Giriş Sayfam Yap Rss - Xml Siteme Ekle İletişim
Sitemiz sadece internet üzerinden yayın yapmaktadır.
Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz.
2011
© Bandırma Yaşam Gazetesi - Bandırma ve Bölgenin Güçlü Sesi bandırma haberleri bandırma gazete bandırmadan haberler
Kodlama : Networkbil.net